|
"Bon pour L"orient"

Milli Güvenlik Kurulu Kopenhag kriterlerinin bazılarının Türkiye''nin bünyesine uymadığını açıklamış.(14 Haziran 2000 - Radikal) Kısaca şunu söylemek istiyorlar: "Biz böyle gelişmiş bir demokrasiye lâyık değiliz" Ya neye lâyıkız? Veyahut neye müstehakız? Filistin askısına ve post-modern askeri darbelere mi?

Azınlık meselesi

Azınlıkların kültürel hakları meselesine takılıp, Lozan anlaşmasına göre, Türkiye''de, sadece gayrimüslim azınlık olduğunu belirtiyorlar. Siyasi olarak bir azınlığın tanınması başka, farklı bir kimliği olduğunu söyleyen gruplara kendilerini geliştirmek için kültürel haklar verilmesi başka. Avrupa Birliği ölçülerine göre Kürtlere -siyasi bir azınlık olmasa dahi- kendi dillerinde eğitim imkânı ve basın yayın hakkı tanınmalı. Fransa modelinde de, meselâ Korsika veya Bröton halkı siyasi bir azınlık oluşturmuyor; ama kültürel farklılıkları ve ihtiyaçları kabul görüyor.

Şûra kararları denetimi

MGK''nın bir diğer itirazı da, Askeri Şûra kararlarının denetimi konusunda.

Türkiye''nin en üst kurumlarından biri yargıya güvenmiyorsa, sade vatandaş nasıl güvenecek? Yoksa Askeri Şûra''da gizli kapaklı işler çevriliyor, keyfi uygulamalarla insanlar ordudan ihraç ediliyor da, konu yargının önüne gelirse mesele açığa çıkar diye mi korkuluyor?

Batı''da yaygın olan bir tâbir vardır: "Bon pour L''orient" derler. Bu cümle ile küçümsedikleri Şark alemine, daha düşük kalitedeki insanları, sistemleri, uygun görürler.

Biz galiba kendi demokrasimizi böyle bir kifayetsizliğe mahkûm ediyoruz; üstelik kendi ellerimizle.

Almanya Anayasası

Anayasa değişikliği gayretlerinin sergilendiği günümüzde, bazı ülke anayasalarından örnekler vermek isterim.

Ah keşke bizim anayasamız da bireyin haklarını devlet karşısında koruma ilkesini baş tâcı yapsa!

Alman Anayasası başlangıç bölümü: "Allah ve insanlar önünde sorumluluk bilinciyle, milli ve siyasi birliğini korumak ve birleşmiş bir Avrupa''nın eşit haklara sahip bir üyesi olarak dünya barışına hizmet etmek arzusuyla, Alman halkı, bu Anayasa''yı kabul etmiştir"

Madde 1 (İnsanlık haysiyetinin himayesi):

"- İnsanın şeref ve haysiyeti mukaddestir. Devlet otoritesini kullanma yetkisine sahip bütün görevliler, onu korumak ve ona hürmet etmekle yükümlüdür.

- Alman halkı bu sebeble dokunulmaz ve devredilmez insan haklarını, dünyadaki her insan topluluğunun, barışın ve adaletin temeli olarak tanır.

- Aşağıdaki temel haklar, doğrudan doğruya geçerli hukuk olarak yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar."

Böylece Federal Alman Anayasası, daha sonraki maddelerde sıraladığı çeşitli hakların doğrudan doğruya uygulanabilirliğini de kabul etmiştir.

Alman Anayasa''nın 7''nci maddesinde eğitim hürriyetine ait düzenlemeler mevcut: "Çocuğun din dersine katılmasını kararlaştırmak, terbiye hakkına sahip olanların hakkıdır. Din dersi, laik okullar dışındaki resmi okullarda mecburidir. Din dersi, devletin denetim hakkına halel gelmeyecek şekilde, kiliselerin temel ilkelerde anlaşması suretiyle verilir."

Almanya gibi laik bir cumhuriyette, laik okullar dışında din dersinin mecburi olması, bizim gibi, laikliği din eğitimini sınırlandırma olarak anlayan ülkeler açısından hayret verici.

Alman Anayasası''nın 12''nci maddesinin (a) fıkrası ise, askerlik yükümlülüğü ile ilgili: "Vicdani sebebler yüzünden silâhlı harp hizmeti yapmak istemeyen kimse, yerine başka bir hizmetle yükümlü tutulabilir. İkame görevi süresi, askerlik süresini geçemez."

Görüldüğü üzere, Türkiye''nin kat''etmesi gereken daha çok uzun bir mesafe var. Bizde askerliğin aleyhinde konuşursanız, hemen askerlikten soğutma hükmüne göre, üstelik sivil olmanıza rağmen, Askeri Mahkeme''de yargılanıverirsiniz.

Finlandiya Anayasası

Finlandiya Anayasası Genel Hükümler Bölüm 1: "Finlandiya bağımsız bir ülkedir. Anayasası insanın değerinin dokunulmazlığını, bireylerin özgürlük ve haklarını ve toplumdaki adaletin geliştirilmesini garanti eder."

Bölüm 9: "Herkesin din ve vicdan özgürlüğü vardır. Din ve vicdan özgürlüğü bir dini ikrar etmek (o dine katılmaya karar vermek), icra etmek, inancını belirtmek, dini bir topluluğa ait olmak veya olmamak hakkını kapsar."

Bölüm 14: (Diller): "....Yerli kişiler olarak Sami ırkından ve bunun yanı sıra Romanyalı olanlar ve diğer gruplar kendi dillerini, kültürlerini sürdürmek ve geliştirmek hakkına sahiptir.... İşaret dili kullananların ve sakatlık dolayısıyla sözlü ya da yazılı çeviriye ihtiyaç duyanların hakları yasa ile teminat altına alınır."

Bölüm 51: "Yerli bir halk olan Samilerin yasa ile belirlenen şekilde Sami topraklarında kendi dillerine ve kültürlerine saygı gösterilerek kültürel özerklikleri korunur."

Bölüm 83: "Evangelical Lutheran Kilisesi''nin organizasyon ve idaresine ilişkin şartlar, kilise yasasında belirlenmiştir. Mevcut diğer dini topluluklar kabul edilen veya söz konusu topluluklarca kabul edilen şartlarda yönetilir."

Elbette her ülkenin kendine özgü bir durum var. Türkiye kendi özelliklerini dikkate alarak, farklı bir yol çizebilir. Ama bu yol, bugünkü gibi, Avrupa Birliği''ndeki müstakbel ortaklarımızın çok uzağına düşmemeli. Müşterek değerlere kendi kültürümüzle, birikimimizle katkıda bulunurken, özgürlükleri sınırlayıcı değil, aksine genişletici olmalıyız. "Bon pour L''orient" anlayışından vazgeçmeli, kendimizi yüksek standartlı bir demokrasiye lâyık görebilmeliyiz.

ABD Anayasası

Son örneği Amerika Birleşik Devletleri''nden vermek isterim.

ABD Anayasası''nın başlangıç bölümü şöyle: "Biz birleşik devletler halkı, adaleti sağlamak, ülke içinde huzuru güvence altına almak, ortak savunmayı gerçekleştirmek, genel refahı arttırmak, hürriyetin nimetlerini kendimize ve gelecek kuşaklara temin etmek için Amerika Birleşik Devletleri Anayasası''nı takdir ve tesis ediyoruz."

Amerikan Anayasası''na kısa bir süre sonra, din, ifade, basın özgürlüğünü teminat altına alan şu madde eklendi: "Kongre, dinî bir kuruma saygı gösteren ya da serbest ibadeti yasaklayan; ya da söz özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ya da halkın sükûnet içinde toplanma ve şikâyete neden olan bir halin düzeltilmesi için hükûmete dilekçe verme hakkını kısıtlayan bir yasa yapmayacaktır."

Yukarıdaki hükümden de anlaşılacağı üzere, Amerika, bireyin özgürlüğünü ön plana çıkarmakta, bu hürriyetlerin sınırlanamayacağını esas almaktadır.

Bizim Anayasamız

Oysa bizim Anayasamız 13 ve 14''üncü maddelerde, önce bir takım hürriyetleri vermekte, hemen arkasından kötüye kullanma başlığı altında hürriyetleri, özünü zedeleyecek bir biçimde, sınırlamaktadır.

Türkiye "yüksek standartlı bir demokrasi bize uymaz"ın mazeretini oluşturmayı bir kenara bırakmalı. Yeniçerilerin kazan kaldırmasından, Halaskâran-ı Zabitan müdahalesine, 27 Mayıs''tan 28 Şubat''a kadar uzanan bir süreci reddederek ve böyle bir kadere boyun eğmeyerek, demokrasi istasyonuna doğru hızla ilerlemeli.

24 yıl önce
"Bon pour L"orient"
‘Daha iyisini mi yazacaksın içlilikte Fuzuli’den’
Algıcı mı; icracı mı?
Enflasyon beklentilerinde reel sektör neden ayrışıyor?
Dünyanın en büyük ekonomileri
Ne için Kamala Harris