
Hazine''den sorumlu Devlet Bakanı, İMF''ye yeni bir niyet mektubunu gönderdiklerini açıkladı. Bu mektuba kısaca Türkiye''nin taahhütler mektubu diyebilirsiniz. Türkiye, İMF''ye enflasyon oranı, bütçe açığı, faiz hadleri, büyüme (ya da küçülme) oranı, para arzı ve benzeri ekonomik göstergelerle ilgili hedeflerini bildiriyor. Ve söz veriyor.
Buna göre göze batan taahhüt enflasyon oranı konusunda. Zaten diğer göstergeler hedef enflasyon oranına göre değişiyor. 2000 yılında % 25, 2001 yılında % 10 ve 2002 yılında % 7''lik enflasyon hedefi sözü verildi İMF''ye. Bugün enflasyon hedefinin gerçekçi olup-olmadığını tartışmayacağız. Yukarıdaki hedefin tutturulmasının mümkün olmadığını birkaç defa ifade ettik. Hiç kuşkumuz yok, 2000 yılında enflasyon oranı % 40''ı aşacak.
Biz bugün İMF''nin neden son derece olumsuz şartlarda Türkiye ekonomisine destek vermek gereğini duyduğunu anlatacaktık. Normal şartlar altında, İMF böyle bir riske girmez ve son yıllarda tahrip olan imajını daha da bozacak ve güvenilirliğini kaybettirecek işlemlere girmez. Bunun mantıklı bir izahı olamaz. Ancak, geçen yazımızda da belirttiğimiz gibi, Amerika destekli bir İMF''nin siyasi kriterleri öne çıkarabileceği ihtimali sözkonusu idi. Yani, Amerika''nın baskısıyla, İMF desteği için uygun olmayan ekonomik bir ortamda Ecevit Hükümeti''ne destek amacıyla stand-by anlaşmasının yapılabileceği ihtimali üzerinde durulmuştu.
Başına yansıyan haberlere bakılırsa İMF tam tereddütlü bir destek verecek Türkiye ekonomisine. Herşeyden önce İMF''nin kullandıracağı kredi miktarı yetersiz. Türkiye 10 milyar dolar bekliyordu. İMF 4 milyar dolar kullandıracak.
Kullandırılacak krediler ekonomik göstergelere göre kullandırılıcak. Peşin ve bir seferde kullandırılmayacak.
Eğer, enflasyon oranı başta olmak üzere Hükümet''in taahhüt ettiği hedefler yakalanabilirse, İMF kredileri serbest bırakılacak.
Aslında İMF, Türkiye''ye destek vermiyor. Verir gibi görünüyor. Destekler gibi görünmesinin nedeni ise İMF ve temsil ettiği uluslar arası çevrelere olan güvenin sarsılmaması. İMF Türkiye''yi yüzüstü bırakamıyor.
Tam destek vermiş olsaydı en 10 milyar dolar mâli imkan sağlaması gerekirdi. Hükümet gelecek olan kredilerle iç borç stokundan kurtulmayı ve iç borçların vadesini uzatmayı hedefliyor. Hazinenin 45 milyar dolar civarında iç borç stoku var. 4 milyar dolarlık bir destek bu dönüşümün gerçekleştirilmesine katkı sağlamaz. İMF''nin yeşil ışık yakması ile uluslararası finans kuruluşlarından kredi sağlanması akla gelebilir. Hedeflenen göstergelerde sapma olduğu taktirde uluslararası mâli destek gelmez. Hedefler de tutturulamayacağına göre Hükümet İMF''nin sağlayacağı imkanlarla yetinmek zorunda kalacaktır.
Belki İMF de 4 milyar dolarlık kaynağın tamamını kullandırmayacak. İMF Türkiye''nin taahhütlerini yerine getiremeyeceğini çok iyi biliyor. Türkiye''nin enflasyon oranını 2000 yılında % 25''e düşüremeyeceğinin farkında. Özellikle vergi gelirleri hedefinin son derece hayalci olduğu açık. Hükümet 2000 yılında % 70 oranında vergi artışı bekliyor. Ekonomik dengeler ve İMF''ye verilen sözler bu artış oranı esas alınarak belirlendi. 2000 yılındaki vergi geliri artışı % 30-40 düzeyinde olur. Artış oranının yarı-yarıya sapması tüm göstergelerin alt üst olması anlamına gelir.
Vergi gelirlerinde bu kadar sapma olursa Hükümet bütçe açığı, enflasyon, faiz oranları, ödemeler dengesi hedeflerinin hiçbirisine ulaşamaz. Hedeflere ulaşamayınca İMF desteği kesecek, ''biz elimizden geleni yaptık, siz verdiğiniz taahhütleri yerine getirmediniz.'' diyecek.
Bu sonucu her taraf biliyor. Bizim Hükümetimiz dahil. Herkes hesabını İMF''nin stand-by anlaşmasının yarı yolda kalacağı üzerine yapsın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.