
17Aralık seçim ayarlı darbe kalkışmasını gözlerini, gönüllerini ve dilleri karartarak yalanla, istismarla, iftira ile canhıraş bir şekilde bugüne kadar desteklemeyi sürdüren paralel zamane yazarları, son bir haftadır yazılarında Said Nursi"den alıntılar yapmaya pek merak sardılar.
Alem bilir ki, Hizmetçiler, varlık sebepleri Said Nursi olduğu halde, "hoşgörü" adı altında İslam düşmanlarıyla kurdukları ittifak ve ekonomik, medyatik, eğitimsel kartel oluşturma çabaları nedeniyle Risale-i Nur fikriyatının dışına düşünce, kendi hallerini ilk yalanlayan ve reddeden güçlü bir karineye olması hasebiyle önce Said Nursi"yi terk ettiler.
Said Nursi güçlü ilmi ile kendi devrine Muhammedi mührü "yeniden" öyle sağlam bir şekilde vurdu ki, ne bu mührün ne de onu vuran o güçlü ismin terki, unutturulması çok zordur. Hizmetçi paralel yazarların yazılarını ondan alıntıladıkları sözlerle süslemeye kalkışmaları da bunun delilidir zaten.
Ancak muhatap paralel olunca vaki hallerine bir samimiyet atfetmek de kendiliğinden zorlaşıyor ve söz konusu meraklarının altında bir Çapanoğlu
aramak zorunlu hale geliyor.
Ne oldu da Said Nursi"ye dönüş yaptılar?
Öncelikle "alıntılamacılık" Said Nursi"nin tarzı değildir. Onun tarzı yeniden işlerlik kazandırdığı "sohbet" tarzıdır. Bu tarz ile zaten Kur"an tefsiri hükmündeki Risale-i Nur"un şerhini engellemiş; onun okunmasından çözümleyi, analizi değil Kur"an hakikatlerinin anlaşılmasını murat etmiştir. Medrese-i Yusufiye"lerde küçük gruplar halinde gerçekleştirilen Risale-i Nur okumaları da böyle yapılandırılmış, bu manada Risale-i
Nur talebeleri de şarih olmayı değil adı üstünde sürekli olarak "anlamak için
öğrenen talebeler" olmayı benimsemişlerdir.
Söz konusu sohbet tarzı ve edebi içinde yetişen bir Risale-i Nur talebesi belirttiğim nedenlere tabi olarak söze "Said Nursi"nin dediği gibi" diyerek başlamaz, "Bu konuda Üstad şöyle buyuruyor" da demez. Çünkü o doğrudan Risale-i Nur"un içinden konuşur; üslubu, paradigması ona göre kurulduğu, mantığı onunla işlerlik kazandığı için kelimesini, örneğini oradan seçer ve ancak karşısındaki sözlerinin kaynağını talep ederse Mektubat"ı, Sözler"i, İşarat"l-İ"caz"ı, Mesnevi-i Nuriye"yi vd. zikreder.
Müslümanların çoğu Risale-i Nur"u okurlar, ondan beslenir ama "Nur talebesi" olmak belirttiğim bağlamda bu özel tutumu, öz"sel bir bağlanmayı zorunlu kılar.
"Ne oldu da Said Nursi"ye dönüş yaptılar" diye sormuştum ama paralel zamane yazarlarının şimdi kimi gündelik olaylardan hareketle Said Nursi"ye atıfta bulunmalarında, sözlerini güçlendirmek için ondan alıntılar yapmalarında da (diğer işlerinde olduğu gibi) samimiyetsiz olduklarını görebilelim diye konunun esasına dair şeyleri öncelikle söylemek durumunda kaldım.
Dolayısıyla onların söz konusu "dönüş" fiilinde yine bir numaranın döndüğü aşikar gibidir. Ödev üzere yazdıkları da artık aşikar olduğuna göre, "Said Nursi"yi öne çıkartın" şeklinde bir talimat almış olmaları mümkündür.
Şundan ki, başlarındaki meczup malum tutum ve konuşmalarıyla Müslümanların muhabbetini tümüyle kaybetmiştir. Hazır "Hizmetçiler içinde paralel olmayan, saf, temiz yani Müslümanca düşünen birileri vardır" kanaati henüz yaşıyorken, bu potansiyel durum üzerinden Hizmetçilik"i değilse de cemaati muhabbet merkezli olarak tümüyle dağılmaktan kurtarmak muhtemel planlardan bir plan olabilir.
Onca güç gösterisinden kumpastan, tapeden, iftiradan sonra bu planın tutabileceğine ihtimal vermiyorum. Nitekim malum yazarların davranış kalıpları da bir Risale-i Nur talebesinin davranış kalıplarına uymuyor ki, bunu da ayrıca Allah"ın bir yardımı olarak görüyorum çünkü altının has olanıyla kalp olanı bu sayede tekrar ayrışmış olduğu gibi, samiyetlerinde de samimi olan Nur talebeleri de kendiliğinden korunmuş oluyor.
Öte yandan Said Nursi"nin kendi zamanında milletten devlete, siyasetten iktidara, tefrikadan uhuvvete, ticaretten teknolojiye... ortaya koyduğu sahih ve sağlam "mümin müceddit" tavrına bakınca paralel zamanenin yazarlarına "Yahu siz
kim oluyorsunuz da hâlâ Said Nursi"nin adını ağzınıza alabiliyorsunuz?" diye
sormak bir hak haline geliyor.
Bu soruyu sormakta kuşkuya düşenlerin kuşkularından kurtulmaları için sadece Ahmed Akgündüz"ün hazırladığı "Arşiv Belgeleri
Işığında Bediüzzaman Said Nursi ve İlmi Şahsiyeti" adlı (Osmanlı Araştırmaları Vakfı yayını, İst., 2013, 2014) büyük boy, toplam 2.326 sayfalık kitaba bakmaları yeterli olacaktır.
Ben satır satır baktım ve gördüm ki Said Nursi (Allah"ın rahmeti üzerine olsun) yaşasaydı, paralel zamanenin ilgili yazarlarına köteği basardı.
twitter.com/OmerLekesiz
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.