Derbi öncesi antiGS medyası

00:002/03/2007, Cuma
G: 28/08/2019, Çarşamba
Osman Tanburacı

Bu hafta Beşiktaş-Galatasaray maçı var ya Fenerbahçe medyası Galatasaray''ın bütün sorunlarını manşete çıkıyor. Amaç bir bardak suda fırtına kopartarak Galatasaray''ı derbi maç öncesi yaralamak. Şampiyonluk yarışında Galatasaray''ı çelmelemek. Gerets de günah keçisi...Gitsin mi kalsın mı diyerek takımın bütün başarısızlığı Gerets''in üzerine yıkılıyor. Bir kısmı doğru olabilir ama Gerets hala şampiyon bir takımın hocası. Ne var ki son zamanlarda işler pek iyi gitmiyor. Gitmiyor ama rakipler fırtına

Bu hafta Beşiktaş-Galatasaray maçı var ya Fenerbahçe medyası Galatasaray''ın bütün sorunlarını manşete çıkıyor. Amaç bir bardak suda fırtına kopartarak Galatasaray''ı derbi maç öncesi yaralamak. Şampiyonluk yarışında Galatasaray''ı çelmelemek. Gerets de günah keçisi...

Gitsin mi kalsın mı diyerek takımın bütün başarısızlığı Gerets''in üzerine yıkılıyor. Bir kısmı doğru olabilir ama Gerets hala şampiyon bir takımın hocası. Ne var ki son zamanlarda işler pek iyi gitmiyor. Gitmiyor ama rakipler fırtına da Galatasaray mı kötü sadece? Al birini vur ötekine... Ortada “futbolsuzluk” varsa dört büyüklerin hepsi birbirinden beter. Ama en çok şimşek çeken de Galatasaray! Çünkü en baba takım Galatasaray. Son on yılın tartışmasız lideri. Bu sene de şampiyon olursa hem borusu daha fazla ötecek hem Fenerbahçe 100. Yılında şampiyon olamayacak. Bu yüzden Galatasaray hep hedef tahtası... AntiGS medyası Canaydın''ı yerden yere vuruyor! Bunlar sadece bize uygun ayak oyunları... Ancak Galatasaray yönetimi de bunlara çanak tutuyor!

Yönetim içindeki huzursuzluklar...

Gerets''le suni kucaklaşma...

Seyrantepe ve Riva''nın yıllardır bir parmak bal olarak ağızlara çalınması...

Hepsi rakiplere koz olarak sunulan açıklar...

Canaydın zorda...

Mali Kongre ertesi Canaydın rahatladı. Şimdi, uzun zamandır sallantıda bıraktığı kulüp yönetimini toparlamak için uğraşıyor. Yöneticiler arasında sorunlar var. Galatasaray''ın ilke ve duruşunu savunanlarla, camianın çizgisini saptıranlar arasında geçimsizlik var. Kimler bunlar derseniz cevabı zor. Başkan Canaydın içlerinde “en safkan Galatasaraylı olan” ama gelin görün ki söylem ve eylemlerinde camia onu tanıyamaz halde!... Yönetimin tutucu kanadı da başkanıyla terse düşüyor.

Adnan Polat, Gerets''le mesafeli...

Canaydın ikisinin arasında kantarın topuzu...

Yönetim kanadından bazıları Gerets''i savunuyor, bazıları değiştirelim diyor...

Başkan Canaydın ise kimseye haber vermeden Gerets''le bir yıl daha sözleşme imzalıyor.

Bu şu manaya geliyor;

Gerets''le herkes iyi geçinmek durumunda... Geçinmeyen varsa kendi bilir!

Adnan Polat bundan rahatsızlık duyabilir.

Galatasaray “başkanlık” sistemidir. Başkan doğruyu yaptığı sürece haklıdır. Hataya düşerse yönetimin dengesi bozulur. Canaydın motivasyon olsun diye Gerets''e sahip çıkıp mukavele uzatırken, bunun böyle olduğu dedikodusu yayılırsa motivasyon “demotivasyon” olur!

İşler karışır...

Yönetim içinde “bizden olanlar-bizden olmayanlar” sorunu yaşanıyor.

Bunu yaratan da bizatihi Başkan Canaydın.

Seçilebilmek için uyumlu-uyumsuz herkesi yönetim kuruluna aldığı için bugün çatışmaların ortasında kalıyor.

Eski Başkan Süren''e vaktiyle hakaret etmiş bir üyenin yönetimde bulunmasını, diğerler üyeler hazmedemiyor. Genel Kurul''da oylamaya sunulması istenen önerge reddedilince yönetimden, bu üyeye karşı tavır alanlar var. Celal Gürcan resmen Başkanı Canaydın''a resti çekti! “Ben bir daha eski başkanıma hakaret etmiş bir üyeyle bu masaya oturmam!” deyiverdi. Bir süredir yönetim kurulu toplantılarına katılmıyor.

Adnan Polat''ın istifası cebinde diyorlar, ama Polat canla başla soyunma odalarına kadar girerek takımını toparlamaya uğraşıyor...

Bunlar dedikodu olabilir ama camiaya zarar veriyor.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler de en ufak kıvılcımı yelleyerek yangına yol saçıyor.

Canaydın bunları halletmeli.

Takım lider olsa...

Takım iyi gitse sorun olmayacak, son haftalardaki puan kayıpları, K. Erciyes''in Kaptan Bülent''le Kupa''da Galatasaray''ı saf dışı bırakması ve de derbi maçı üst üste gelince film koptu. Rakiplerin ayranı kabardı. Bu hafta Galatasaray Beşiktaş''ı yenerse ortalık düzelir, Gerets''in gemisi sakin limana girer. Giremezse fırtına patlar, Canaydın zorlanır!

Ancak Canaydın nice fırtınalar görmüş bir başkan olarak “Galatasaray''ın da profilini” iyi bildiğinden yine bir hal çaresi bulur.

Ona tabi olmayanlar da beş senedir olduğu gibi elimine olur. Galatasaray yoluna devam eder.

Hele bir de bu hafta Beşiktaş''ı yenerse; Canaydın da taraftar da güler...

Bülent Tulun aranıyor!

Takımın başarısızlığı için “Bülent Tulun”un gidişi de etken olarak gösteriliyor.

Bu iddia bile Adnan Polat''la Adnan Sezgin''in zorlanmasına sebep oluyor.

Gerets Şampiyonlar Ligi''nden sonra UEFA''ya devam edebilmiş olsa mesele kalmayacak. Kupa''dan elenmesi, ligde zorlanması olayın üzerine tuz biber ekiyor.

Şimdi bütün ümitler Beşiktaş maçında.

Ancak Galatasaray bir sezon içinde iki kez Fenerbahçe''ye yenilmiş olmasına rağmen şampiyon olmuş bir takım.

Avrupa''da deneyim kazanmış bir ekip.

Son düdük çalmadan havlu atmaz!

Hiç bir takım da son düdük çalmadan şampiyonum diyemez!

Adnan Polat 20.45''i bakalım ne zaman söyleyecek?

Tek puan, çift puan muhabbeti ne kadar sürecek?

Bunlar hep şampiyonlukla ilgili masum gazlamalar, ama kabak tadı verince çok da reaksiyon alıyorlar.

Bir tavsiye;

Başkan Canaydın mutlaka eski husumet plaklarını kırarak Mevlana''nın şu sözünü hatırlamalı;

“Dünle gitti düne ait ne varsa cancağızım

Şimdi yeni bir şeyler söylemek lazım...”

Hep aynı nakarat artık fayda etmiyor...

Kayseri''ye teşekkürlerimle

Salı günü Kayseri''deydim. Kayserililer Tempo gazetesi aracılığı ile beni “Yılın gazetecisi” seçmişler. Gittim ve ödülümü aldım. Çok mutlu oldum ama bir şeyi de itiraf etmeliyim;

İstanbul''dan yazan, konuşan bir gazeteci olarak bu kadar ihanete, bu kadar Anadolu gücünü inkar etmeye, bu kadar üç büyüklerden bahsetmemize rağmen Kayserili kardeşlerim tarafından ödüllendirilmekten utandım.

Gördüklerim ve yaşadıklarım beni bir kez daha Kayseri''ye hayran bıraktı.

Yılan hikayesine dönen Ali Sami Yen''in, Seyrantepe''ye taşınması konuşulurken, gözden uzakta bir kentin üç ay önce temeli atılan muhteşem stadı yıl sonuna kalmadan hizmete açılıyor.

Hem de ne stad!...

Dostlar başına.

Ya Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki''yi Galatasaray''ın başına getirelim ya Canaydın''ı onun yanına staja gönderelim.

İmrendim...

Ama orada bir de Kadir Has var kökten Kayserili, hani bizim okuldan Galatasaraylı dediğimiz gibilerden. Has stat için on trilyon bağışlamış ve helal etmiş. Galatasaraylı hala “mal varlığım tehlikede” diye ibra istiyor!

Bitmedi...

Kayseri''de nereye baksan Kadir Has''a bir teşekkür plaketi var. Kadir Has her hizmete gönüllü koşmuş, okullar, stadtal, müzeler, spor alanları... Muhterem Kadir Has, Kayseri''den aldığını Kayseri''ye vermek için ömür tüketiyor... Hem de hiç bir paye istemeden...

İlgililerine duyurulur!

Salı akşamı Türkiye Gazetesi''nden Hasan Sarıçiçek kardeşimle beraber Erciyes Üniversitesi Televizyonun''da bir de program yaptık. Sohbetten, modern stüdyoya kadar muhteşem keyif aldık.

Erciyes Üniversitesi devlete yük olmadan Kayserililerin bağışlarıyla yapılmış!

Anadolum neler yapıyor biz hala İstanbul''da birbirimizi yiyoruz.

Teşekkürler Kayseri...

Tiganam anam babam...

Bilirsin seni tutarım Tiganam!

Tuttuğumu da bırakmam...

Ama senin tutulur bir tarafın kalmazsa

Ben ne yaparım anam babam!

Trabzon tırısa kalktı!

Başarıya bayılıyorum...

Trabzon, zorlukların içinden büyük bir gayretle düzlüğe çıktı. Şimdi tırısa kalkan küheylan gibi edalı bir şekilde seyirtiyor, birazdan “dört nala” kalkarsa kimse şaşmasın.

İşte “gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” demek budur.

Çenebazlık edip etrafa laf yetiştirmek yerine, gücünü zorluğu yenmek için harcayanın sonu mükafattır.

Bravo Trabzon ligde ikinciliği göz koyduğun gibi Kupa''da da mutlu sona doğru koşuyorsun.

Tebrikler Başkanım... Tebrikler Hocam...

Tebrikler Anadolu Kaplanlarım...

İsim vermiyorum çünkü onların hepsi isimsiz kahramanlar...

Bir de haksızlıklara karşı bildiği doğru yoldan dönmeyen, gereğinde hiç tereddüt etmeden “taşı gediğine koyan” ve kulübünü vatanı gibi müdafaa eden bir yönetici var Trabzon''da... Adı; Trabzon tarihinde saklı kalacak...

Arda yavrum Bülent Kaptan ol!

Tribünler Arda''yı üzmüş... Üzülme genç arkadaşım, üzülme! Bu yol meşakkatli bir yol. Alkışı duyduğun gibi, ıslığı da işiteceksin. Sen her ikisini de aynı faziletle karşıla... Seni başarılı olduğun zaman omuzlara alanlar senin büyüklüğünden faydalananlardır. Seni protesto edenler de ortaya kendi küçüklüğünü koyanlardır. Üzülme...

Amaaa;

Sen sen ol Kaptan Bülent Ağabey''ini örnek al!

Daraldığında aç onunla konuş. Nasihat al! Doğruyu bul.

Kimseye nasip olmamış gurur onda var. 27 sene bir kulübe emek vermek müthiş bir şey. Başkanlara bile nasip olmamış böyle gurur. Sor bakalım ona buna rağmen neler duymuş, neler görmüş... Nasıl tahammül etmiş ki 27 sene Galatasaray forması giymiş...

Senin rüzgarın daha yalıya değmedi!

Avrupa''dan teklife açığım diyorsun...

Bülent ille de Galatasaray demişti...

Sonra da ona sırt dönülmüştü...

Şimdi Galatasarayını kupadan eleyen adam.

Adam gibi adam...

Onun elini öp, öğütlerini ve hayır duasını al. Başarırsın.

Zico''yu tut, Saran''ı at!

Fenerbahçe Alfabe gibi; hep aynı şeyler söyleniyor;

“At at tut, tut tut at!”

Zico''yu tut, Saran''ı at!

La havle...

Muteber olmak için acaba hata mı etmek lazım!

Zico gibi...

Atılmak için acaba yararlı mı olmak lazım!

Sadettin Saran gibi...