Ah! Muhsin...

00:003/12/2011, Cumartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Özcan Ünlü

Ruh acıkır. Kurt gibi değildir, acıkınca düşeceği köylerden kovulur. Kurt, alır istediğini, bir tüfekten çıkan mermiye hedef olmazsa... Ya ruh, hangi kapıya düşer acıkınca...Günlük konuşma dilinin, hamasetin, siyasetin boğduğu kelimeler ruhun kırılmış kanadını onaramaz. Böyle bir tuzağa düşmüş entelektüel, ağzında piposu elinde tespihiyle ya ağdalı kelimelerle geçmiş zaman bahçelerinde gezinip gevezelik yapar, ya susar. Şairse, küstüm çiçeğine döner. Ruhunun sesiyle söylediği en güçlü dizeleri,

Ruh acıkır. Kurt gibi değildir, acıkınca düşeceği köylerden kovulur. Kurt, alır istediğini, bir tüfekten çıkan mermiye hedef olmazsa... Ya ruh, hangi kapıya düşer acıkınca...

Günlük konuşma dilinin, hamasetin, siyasetin boğduğu kelimeler ruhun kırılmış kanadını onaramaz. Böyle bir tuzağa düşmüş entelektüel, ağzında piposu elinde tespihiyle ya ağdalı kelimelerle geçmiş zaman bahçelerinde gezinip gevezelik yapar, ya susar. Şairse, küstüm çiçeğine döner. Ruhunun sesiyle söylediği en güçlü dizeleri, lokanta veya kömürcü ilanlarıyla basılmış cafcaflı dergilerin sayfalarına açar.

Ülkenin aydın yönetmenleri dizi işportasında iş kovalar, oyuncular banka hesaplarında istiflenen mor yüzlük destelerini artırma iştahıyla kendi koydukları kuralları çiğner...

Yazar, emekliliğini hayal edip dünyasına çekilir. Gazeteci, sürekli basın kartını alıp torunlarını büyütür. Meydan, yeni düzenin yamyamlarına kalır.

Böyle bir fotoğraf karesinde ruhun açlığı ya da tokluğu hiçbir anlam ifade etmez.

Ama bu böyledir diye, enerjisini ve birikimini sahih olandan, gerçek olandan yana harcayanlar çekilir mi sahneden, elbette çekilmez...

* * *

İşte, Onur Ünlü, nam-ı diğer Ah Muhsin Ünlü, böyle bir adam.

İki cilt olarak yayımladığım "Yüz Yıllık Türk Şiir Atlası"nı (Birey, 2004) hazırlarken, yüzlerce kitap, dergi ve yıllık incelemiştim. Ah Muhsin Ünlü ismi, tıpkı diğer bazı müstearlar gibi güven vermediğinden –olsa gerek-, antolojiye almamıştım. Kitap basıldıktan sonra gördüm ki, haksızlık etmişim. Ünlü''yü antolojiye almamak onun şiirine dudak büktüğüm anlamına gelmedi, aksine daha da dikkatimi çekti. Sel''den çıkan "Gidiyorum Bu" kitabı ise, bana en büyük ders oldu.

Sözüm, Ah Muhsin Ünlü''ye yaptığım ayıbı/haksızlığı temizlemek anlamına gelmesin. Yıllar sonra ''Polis'', ''Güneşin Oğlu'' ve ''Beş Şehir'' filmleriyle karşıma çıkan, bugünlerde ''Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi'' filmi ve izlemesem bir tarafımın yarım kaldığı ''Leyla İle Mecnun''un fikir babası ve yönetmeni olan Onur Ünlü''yü, daha fazla haksızlığı hak etmediği için dikkatinize sunmak istiyorum.

* * *

Bu yürekli adamın son işi, ''Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi'' aksiyonu, ironisi, gerçeküstü öğeleriyle, Kafka''ya bile şapka çıkartacak cinsten. Filmin kısa hikayesi şöyle: Celal Tan, bir taşra şehrinde ailesiyle birlikte yaşayan saygın bir anayasa profesörüdür. İlk eşinin ölümünden yıllar yıllar sonra, bir şekilde hayatını kurtardığı ve kendisinden çok genç olan üniversite öğrencisi bir kızla evlenir. Sonra kötü şeyler olmaya başlar...

Film, Ünlü''nün deyişiyle, ''aile'' dediğimiz kurumda bireylerin zorunlu olarak bir arada durmaktan kaynaklanan konforunun insanları ne hale getirdiğini, insanı nasıl başka bir ''şey''e dönüştürdüğü anlatır. Bunu yaparken ince ince her şeyle ve herkesle dalga gecer. İnsana güvenmez, çünkü Shakespeare''in dediği gibi, "İnsan, insandır."

* * *

Onur Ünlü, Leyla İle Mecnun''da nasıl bizim sokağımızı, bizim aşklarımızı ve acılarımızı, bizim kaygılarımızı ve korkularımızı, bizim anne ve babamızı (bazen astronot olup, çalışmayan mekiği uzay boşluğunda vurdurmak için arkasından ittirseler de) ince bir alayla örgülenmiş, fantastik bir gerçeklikle anlatıyorsa, yaptığı/yazdığı diğer işlerde de aynı heyecanı hissettiriyor karşısındakine. Mesela, Ünlü, ruhumuzu doyuran işlere imza atıyor, zaman zaman başka köylere inmekten kurtarıyor ruhumuzu. Yeni projeleri için merak uyandırıyor.

Son birkaç yıldır, dipten gelen bir etkiyle kendi ''fanatiklerini'' oluşturan bu cesur adam, korkmadan ve yılmadan kendi türküsünü söylemeyi sürdürüyor.

Sözün hitamında, madem bahsini ettim, bilmeyen ve tanımayanlar için Ah Muhsin Ünlü''nün (Onur Ünlü, dikkat ve merakla takip ediyoruz seni, bilesin) birkaç dizesini paylaşmak isterim sizlerle:

birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim

otobüsler olacak, tirenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri

saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim

çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.

...

bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim

gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur

ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden

ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.

ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim

lazım gelen gülleri göğsüme gömmüşüm

...

biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan

ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok

annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum

modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum

ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

mıknatıssız bir pusula olarak