Ne güzel İstanbul be!

04:0026/02/2025, Çarşamba
G: 26/02/2025, Çarşamba
Özgür Bayram Soylu

Türkiye siyaset sahnesi, her geçen gün daha karmaşık, daha çelişkili ve daha kişiselleşmiş bir hal alıyor. Artık siyasi tartışmalar yalnızca ekonomi, dış politika veya sosyal adalet gibi büyük meseleler etrafında şekillenmiyor; bireyler, semboller, kişisel rekabetler ve algı yönetimi ön plana çıkıyor. Türkiye siyaseti, satranç tahtasında büyük stratejilerin oynandığı bir arenadan çok, bir reality show’un kaotik sezon finaline doğru gidiyor. Öyle anlar yaşanıyor gibi Hayrettin’in Kaos Show’unu ararken

Türkiye siyaset sahnesi, her geçen gün daha karmaşık, daha çelişkili ve daha kişiselleşmiş bir hal alıyor. Artık siyasi tartışmalar yalnızca ekonomi, dış politika veya sosyal adalet gibi büyük meseleler etrafında şekillenmiyor; bireyler, semboller, kişisel rekabetler ve algı yönetimi ön plana çıkıyor. Türkiye siyaseti, satranç tahtasında büyük stratejilerin oynandığı bir arenadan çok, bir reality show’un kaotik sezon finaline doğru gidiyor. Öyle anlar yaşanıyor gibi Hayrettin’in Kaos Show’unu ararken buluyorsunuz kendinizi. Gündemin esas sorunlarını bir kenara bırakıp, kişisel mücadelelerin gölgesinde kalan büyük meseleleri göz ardı eden bu siyasi atmosferde, Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul, adeta bu karmaşanın bir metaforu haline geliyor.


MUHALEFETTE “DİPLOMA”Sİ SAVAŞLARI: ÖZEL’İN ORTAYA ÇIKIŞI
CHP içinde kartlar yeniden karılıyor ve bu oyun sadece iktidara karşı değil, bizzat parti içindeki dengeler üzerinde de oynanıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun popülist çıkışları, Mansur Yavaş’ın ne olduğuna anlam veremediğimiz ama teknokrat olarak nitelendirdiğimiz duruşu ve Özgür Özel’in “denge” siyaseti arasında kıyasıya bir güç savaşı yaşanıyor.
Ancak bu savaşta en büyük riski alan, gücü tekelinde toplama hırsını her şeyini önüne geçiren, doğal olarak en çok yıpranma ihtimali bulunan figür Ekrem İmamoğlu gibi görünüyor. İmamoğlu, sahte diploma soruşturması, yargı süreçleri ve sürekli gündemde kalma çabasıyla muhalefet içindeki rakiplerinin hedefine de oturmuş görünüyor. CHP içinde birçok isim, İmamoğlu’nun aşırı kişiselleştirilmiş siyasetinin parti kurumsallığını tehlikeye attığını düşünüyor. Bunun en somut işareti, son dönemde CHP içinde bazı isimlerin İmamoğlu’nun söylemlerini kamuoyu önünde desteklememesi ya da mesafeli açıklamalar yapmasında yatıyor. Burada dikkatler Mansur Yavaş’a kesiliyor. Yavaş doğrudan İmamoğlu ile karşı karşıya gelmeden, anketlerde ondan daha önde görünerek parti içinde “güvenilir alternatif” rolünü üstleniyor.
Yavaş’ın sert polemiklere girmeyen, olmayan icraatlar üzerinden konuşabilme tavrı, onu geniş bir seçmen kitlesi için daha makul bir lider figürü haline getirme algısını pekiştiriyor. Ancak Yavaş’ın yerel yönetim odağını aşarak ulusal siyasete tam anlamıyla girmemesi, onu etkili bir lider mi, yoksa sadece bir belediye başkanı mı olduğu konusunda belirsiz bir noktaya itiyor.
Yavaş yıpranmamış bir figür ama aynı zamanda pasif bir lider adayı gibi görünüyor.
İmamoğlu’nun muhalif kitleye hitap eden karizmatik ama riskli siyaset tarzı, Yavaş’ın pasif ve teknokrat duruşuyla dengelenirken, Özel’in parti içindeki ağırlığını artırması, CHP’de yeni bir güç oyununu başlatmış gibi görünüyor.
CHP içinde İmamoğlu ve Yavaş’ın yıpratılmasını izlerken, Özel’in kurumsal liderliği güçlendirmesine sessizce izin veriliyor.
Özel, doğrudan adaylık konusunda bir hamle yapmıyor, ancak partiyi toparlayan, uzlaştırıcı bir figür olarak kalması onu CHP içinde “yıpranmamış aday” konumuna taşıyor.
Partinin kurumsal yapısını ön plana çıkaran bir genel başkan olarak, İmamoğlu ve Yavaş’ın siyasi açmazlarının partiyi riske atmasını bekliyor.
İmamoğlu’nun yargı süreçleriyle ve parti içindeki yıpratma operasyonlarıyla siyaseten zayıflatılması, Yavaş’ın liderlik için pasif kalması veya yerel yönetimde kalmaya ikna edilmesi, ardından CHP içinde bir kriz anında Özgür Özel’in “çözüm lideri” olarak sahneye çıkması.
Her ne kadar festivallerden kendini alamayan bir genel başkan görüntüsü verse de günün sonunda hem Yavaş’a hem de İmamoğlu’na “Ne güzel İstanbul be” repliğini söyletecek bir sürprizi hazırlıyor olabilir. Ne de olsa iki kişinin bildiği sır değildir.

TRANSFER ELEŞTİRİLERİ: ÇİFTE STANDART MI?
Siyaset sahnesinde bir partiden diğerine geçen milletvekilleri artık kimseyi şaşırtmıyor ama kimin nereye geçtiğine bağlı olarak tepkiler değişiyor.
İYİ Parti’den CHP’ye geçen bir vekil “demokrasinin incisi” olarak alkışlanırken, hatta damarını kesse kanı altı ok akar mertebesine ulaşırken, AK Parti’ye geçen biri “ilk fırsatta gemiyi terk eden menfaatçi” ilan ediliyor.
Son AK Parti kongresinde partiye katılan vekiller üzerine kopan fırtına tam da bu çifte standardın örneği oluyor. Muhalefet bu transferleri “etik dışı” ve “siyasetin çürümesi” olarak tanımlarken, kendi meclis çoğunluğunu korumak için yaptığı vekil transferleri “demokratik hamle” olarak kimliklendiriyor. Parti değiştiren bir vekil, önceki partisinde “hain” ilan edilirken, yeni partisinde “cesur bir karar aldı” ile karşılanıyor. Tabii birkaç yıl sonra rüzgar tersine dönerse, aynı vekil “memleketin menfaatleri gereği” başka bir partiye daha geçebiliyor. Ve bu süreç sonsuz bir döngü olarak devam ediyor.

KAOTİK BİR DENGE ARAYIŞI
Türkiye siyaset sahnesinde
denge kurmak isteyenler ile dengeyi bozarak iktidara yürümek isteyenler
arasında görünmez bir savaş sürüyor. AK Parti, kongrede istikrar söylemiyle kendisini yenilemeye çalışırken,
içeride araştırmacı ve tanıtımcı isimlerin birbiriyle güç mücadelesine girdiği bir denkleme sürükleniyor.
Transfer tartışmaları,
siyasetin çifte standardını ortaya koyarak “bizde olunca etik, onlarda olunca skandal” anlayışını tekrar gözler önüne seriyor.
Peki, bu karmaşanın ortasında halk nerede?
Evlenme ve boşanma istatistiklerine baktığımızda, Türkiye’de romantizmin hâlâ güçlü olduğunu ancak uzun vadeli aşkın istatistiklerde pek de parlak görünmediğini görüyoruz
. İnsanlar nikah masasına oturuyor, ancak bir kısmı kısa sürede “Nereden girdik biz bu işe?” diyerek mahkeme salonuna yöneliyor.
Siyaset de çok farklı değil, önce aşk, sonra mantık, en sonunda istatistikler devreye giriyor.
Bizde “Avın eti yenmiyorsa amaç oyun oynamaktır.”
#Siyaset
#Politika
#Özgür Bayram Soylu