
Geçtiğimiz hafta Haberturk''te Yiğit Bulut''un sunduğu Sansürsüz''e “takıldım”. Takıldım, çünkü Hak ve Adalet Partisi Genel Başkanı Osman Pamukoğlu''nun gazeteciler Ayşe Böhürler, Can Ataklı ve Altan Tan''ın sorularına verdiği cevaplar, stand up''çıları aratır cinsten değildi.
Bir siyasi parti kurmuş ve programını açıklamaya, gazetecilerin sorularını cevaplamaya gelmiş sabık Paşa, belli ki alışık olmadığı “sivil sorgulamalar” karşısında kah öfkeden deliye dönüyor, kah muhatabına “dilini yakarım” diyecek derecede kontrolü kaybediyordu.
Öyle ki, “Atatürk''ü putlaştırmayalım” diyen Altan Tan''a “Atatürk''e şirk koşulmaz” diye gürlerken, demokratik siyasetçi görüntüsüyle açtığı mesafeyi görmüyor, görse bile “demokrasim yoksa bile rejim sevgim var” eksenli trükleriyle, eksiği telafi ettiğini düşünüyordu ama ekran başındaki seyirci tarafından ciddiye alınıyor muydu, emin değilim..
Mesele bu değil elbette, “az sonra kalkıp dalacak” görüntüsü veren, muhatabına “emir eri” muamelesi çeken, el-kol hareketi efektli, bol öfkeli rütbelilere daha önce ekranda hiç rastlamadık değil.
Mesele, kendilerine ihtiyaç olan dönemlerde ekrana çıkan ve gördükleri ilgi sonrası yaşadıkları ego patlaması nedeniyle doldurdukları boşluğun dönemsel olduğunun ayırdına varamayan simaların, acıklı halleri. Bir ekran ünlüsü TV kanallarına sık sık davet ediliyor, o davetin hakkını veriyor ve dahi seyirciden olumlu tepki alıyor olabilir; ama bütün bunların ardından abartma, gerçeklik algısından sapma, zannettiğinden fazlası olduğunu vehmetme geliyorsa; orada mizah, gülmece, alay ve dahi grotesk devreye girecek demektir.
Bakınız; daha öncesinde başlayan ama 28 Şubat sürecinde cisimleşen, “dinin ''light'' ve ''korkutmayıcı-yakınlaştırıcı'' versiyonu”na ihtiyaç duyulması sonucu bulunan ve bir ekran ünlüsü olarak ufkumuzda parıldamaya başlayan Yaşar Nuri Öztürk ve post-modern sosyete Hoca''sı Zekeriya Beyaz''ın hali pür melali...
Yaşar Nuri Öztürk''ün parti kurma macerasını, elbette bu alandaki iddiasıyla açıklayabiliriz ancak bunda, yıllarca ekranlarda ayar üstüne ayar verdiği sunuculardan ve “oruçluyken ciklet çiğneyebilir miyim?” tadındaki vatandaştan gördüğü “star” muamelesinin bir parça payı olduğunu inkar edebilir miyiz? Peki “sansasyonel” haberlerle hatırlarda kalan Zekeriya Beyaz''ın fehvalarına artık ihtiyaç duyan, onu bırakın kendisini ciddiye alan kaldı mı?
Aynı şekilde terörün en çok can yaktığı günlerde; ekranlara çıkarılan emekli komutanların güven telkini, yaptıkları hamasetin içindeki yüreklere su serpici nüve nedeniyle gerçek bir merhem işlevi görmesi, hoşluk olarak görülebilirdi bile.
Gelgelelim, belli dönemlerde ekrana yakışıyor olmayı abartmak, insanları hormonu fazla kaçmış devasa egolara dönüştürebilir, militarist bir siyasi parti kurmak gibi oksimoronlara sürükleyebilir, o partinin seçim kazanacağına iman ettirebilir, kendisi öyle hissetmese bile bir stand-up''çıya dönüştürebilir insanı işte.
O nasıl bir çözülmedir, nasıl bir dağılma halidir ki, “başörtüsünü çözmem”, “orduya laf ettirmem”, soru soran gazeteciye “dilini yakarım, seni fena yaparım” deyip de, azınlığıyla, örtülüsüyle, kürdüyle, çerkeziyle, binbir tayfıyla Türkiye''nin çoğunluğundan oy alıp seçim kazanacağına inanabilir bir insan.
Doğrusu, önümüzdeki günlerde Ali Kırca''nın sık sık ağırladığı emekli kıdemli albay Erdal Sarızeybek''in, Osman Pamukoğlu ile aynı derde düçar olacağından, bir siyasi parti kurup Siyaset Meydanı''nda anlattığı çözümleri, vatandaşa memleketi kurtarma reçetesi olarak sunacağından korkmuyor değilim.
Allah sonunu benzetmesin diyelim…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.