Her şey her şeyle gider mi?

00:005/10/2008, Pazar
G: 2/09/2019, Pazartesi
Rasim Özdenören

Her şey her şeyle gidiyor mu gerçekten?Bir dizgenin değerlerini, ilkelerini bir başka dizgenin içine koyduğumuzda o değer ve o ilke asal anlamını taşımaya hâlâ devam ediyor mu?Her şey böylesine kaygan hale mi geldi?Kendi keyfiliklerimi bir dizgenin ilkesi haline getirebilir miyim?Ya da bir dizgenin temel değerlerini kendi keyfiliklerimde içselleştirebilir miyim?Öyleyse niçin hâlâ suç sayılan fiillerden bahsedebiliyoruz?Niçin hâlâ suç sayılan fiillere yaptırım uygulamayı meşru, dahası zorunlu görebiliyoruz?Eğer

Her şey her şeyle gidiyor mu gerçekten?

Bir dizgenin değerlerini, ilkelerini bir başka dizgenin içine koyduğumuzda o değer ve o ilke asal anlamını taşımaya hâlâ devam ediyor mu?

Her şey böylesine kaygan hale mi geldi?

Kendi keyfiliklerimi bir dizgenin ilkesi haline getirebilir miyim?

Ya da bir dizgenin temel değerlerini kendi keyfiliklerimde içselleştirebilir miyim?

Öyleyse niçin hâlâ suç sayılan fiillerden bahsedebiliyoruz?

Niçin hâlâ suç sayılan fiillere yaptırım uygulamayı meşru, dahası zorunlu görebiliyoruz?

Eğer bir fiil suç sayılıyorsa, suç sayılacaksa niçin o fiile uygun görülen yaptırım bir kültürden ötekine farklılık gösteriyor?

Ve niçin bu farklılık kimi zaman adil sayılıyor, kimi zaman adalete aykırı düştü deniyor?

İnsan, demek ki, her şeyin değiştiği, yer yerinden oynadığını kabul ettiği bir zaman diliminde bile, gene de sabit kalması gereken bir değerin, bir ilkenin ortada dimdik kalmasını diretiyor.

Çünkü ortada sabit duran bir ilke mevcut olmadıkça, biz kendi meşruiyet sınırımızın nerede başladığını ve nerede bittiğini asla bilemez hale geliriz.

Bütün bu modern sonrası telâkki tarz(lar)ının ortalıkta fink attığı bir ortamda bile, yolumuzu ve yönümüzü gösterecek bir Demirkazık yıldızının orada bulunmasını buyuruyor derunumuzun pusulası.

Burada ilkece şu ayrımı yapma zorunluluğu ortaya çıkıyor: insanların yaşadığı ortamın onları suça hazırlayıp hazırlamadığı sorgulanmalıdır. Durum cinayet olayında olduğu gibi, diğer suç türlerinde de geçerlidir. İnsanların yaşadığı ortamda onları hırsızlığa sevk edecek şartlar mevcut mudur? Gelir dağılımındaki adaletsizlik yüzünden bazı insanlar hırsızlığa yöneliyorsa, burada hırsız kadar bu ortamın oluşmasında payı olan herkes sorumlu tutulmalıdır. Cinayet şartının hazır bulunduğu ortamda cinayet işleniyorsa, bu sonuçtan söz konusu ortamın payını göz ardı etmemek gerekir. Dolayısıyla bu tür ortamlarda ceffel kalem kısas uygulamak yerinde olmayabilir. Kısas, kendi şartlarının isterleri yerine getirildiğinde adil olur. Demek ki, her yaptırımı her suç ortamında seyyanen uygulamak adil olmayabilir.

Geçtiğimiz yıllarda bu ülkede bir zina tartışması yaşanmıştı. Kimileri zina fiili boşanma nedeni kabul edilsin isterken, kimileri zinanın suç olmaktan çıkartılmasını talep ediyordu. İçinde yaşadığımız ortam acaba zina fiilinin işlenmesini teşvik mi ediyor, yoksa bu suçun işlenmesini önleyici şartlar mı mevcut bulunuyor? Hırsızlığı, zinayı veya diğer her türden suçu teşvik edici bir sosyal/toplumsal ortam yaşanırken, bir yandan da bu tür fiilleri ağır cezalarla müeyyidelendirmek ne denli adil olabilir?

Demek ki, modern sonrası söylemin dile getirdiği her şeyin her şeyle gittiğine ilişkin dayanağın kendisinin bir sabiteye ihtiyacı olduğu anlaşılıyor.

Fakat görünen o ki, söz konusu dayanağın üzerinde yer aldığı zemin de kaygan haldedir.

Her şey her şeyle gitmiyor, her şey her şeyin altından kayıp gidiyor.