
İnsanları yönlendirmenin (yönetmenin değil) kolay yollarından biri onların önyargılarını rahatsız etmeden, fakat onların önyargılarının hoşuna gidecek zemini oluşturmaktan geçer. Böyle bir zemin oluşturulabilirse onların kabul edebileceği şeyleri söylemek kolaylaşır. Sonuçta onları sevk ve idare etmenin yolu da açılabilir. Bu tutuma psikolojik yöntem diyebiliriz.
Bu yöntem insanları “avlama”, onların gönlünü hoş tutma açısından işe yarasa bile, sonuçta kurulu düzenin öngörüsüne dayandığından ondan verimli sonuçlara ulaşmak ve elle tutulur hâsıla istihsal etmek imkân dışı kalır.
Siyasette yaratıcı görüşü olmayanların çoğunca başvurduğu yöntem psikolojik olandır. Çünkü zahmetsizdir. Ve insanlara bu yoldan ulaşmak kolaydır.
Bu yöntemle yapılan muhalefet de belki kısa zamanda insanların oyalanabileceği enstrümanlar icat edebilir. Ne ki, yöntemin kendisi bir şey üretmeye değil; fakat insanları oyalamaya matuf olduğu için sonuçta kısır bir uğraşı olarak ortada kalır.
Bu yöntemin siyasal hayatta olduğu gibi, bazen hukukî zeminde de işlediği görülebilir. Ne var ki, yöntem daima iki ucu keskin bir kılıç olarak iş görür. Karşı taraf da aynı yöntemi kullanarak belli bir sonuç elde edebilir. Böylece insanın duygusal yanına hitap etmeyi amaçlayan böyle bir yöntemin kısa vadede iş gördüğünü kabul etsek bile, son tahlilde ona ne tam güvenebiliriz, ne de onunla hukukun istediği adaletli sonuca ulaşabiliriz.
Karamazof Kardeşler romanında babasını öldürdüğü iddiası ile yargıç huzuruna çıkartılan Dimitri''nin durumu buna iyi bir örnektir. Dimitri, cinayet gecesi elindeki havaneliyle olay yerinden kaçarken arkasından gelen uşağa havaneliyle vurur, uşak yere düşer. Bunun üzerine, üstünde çocukluğundan beri emeği olan uşağa eğilir, onun ölüp ölmediğini yoklar, ölmediğine kani olunca havanelini oraya fırlatır ve oradan uzaklaşır. İmdi, savcı, bu olayı Dimitri''nin bu cinayeti işlediğine kanıt olarak gösterir. Avukat ise bu iddiaya mesnet teşkil eden davranışın tümüyle psikolojik bir yönseme olduğu gerekçesiyle savcının iddiasının reddedilmesi gerektiğini söyler. Savcı, Dimitri''nin davranışının olaya tanık olduğunu düşündüğü uşağın ortadan kaldırılması gerekçesine dayandırır. Sonuçta jüri üyeleri savcıdan yana çıkarlar ve Dimitri''nin mahkûmiyeti istikametinde oy kullanırlar. Yazık ki, avukatın: “Psikoloji iki ucu keskin bir kılıçtır” sözü orada itibar bulmaz.
İmdi, “vatan elden gidiyor, bayrak yere düşüyor, katiller affediliyor, şehitlerin kanı yerde kalıyor” gibi söylemlerle bazı olumlu icraatın önlenmesi çabasında olanların aynı psikolojik enstrümana başvurduğunu söyleyebiliriz. Belki kısa vadede sonuç da elde etmeleri mümkündür. Ne ki, bu aynı söylem on yıllar boyunca siyaset dünyasında ne hâsıl etmiştir? Bundan sonra herhangi bir verim hâsıl etmesi beklenebilir mi? Beklendiği zamandaki sonuç ortada durup durmuyor mu?
Besbelli ki, konuşma, revaçta olan bu söylem üzerinden geliştirilemez. Geliştirilmemeli.
Onu, en dibinden, en temelinden ele almak gerekmektedir. Ulus devlet kavramı sorgulanmalıdır. Sınırların açılmasının anlamı üzerinde durulmalıdır. Konuyu pratik düzleme kaydırdığımızda, birine bir şey vermeden ondan bir şey almayı beklemenin yerinde olup olmadığı irdelenmelidir (Ermenistan olayını veya dağdan inme sürecini hatırlayın).
Fuzuli Şikâyetname''sinde demiyor mu: “Sual sordum cevaptan başka bir nesne vermediler.” diye... Cevaptan başka bir nesne vermeyen o ağzı kalabalık zevatın enstrümanı işte tam da bu psikolojik tutuma denk düşüyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.