Yansıma

04:003/11/2016, Perşembe
G: 16/09/2019, Pazartesi
Rasim Özdenören

Şu cümlelere dikkatinizi çekmek istiyorum: “...göz ile bakış arasındaki ilişki antinomik (yansımalı, R.Ö.) bir ilişkidir. Nasıl dokunmak, dokunulmayı gerektiriyorsa, görmek de, aynı zamanda görülmeyi gerektirir; bakışın taşıyıcısı olduğunu sanan göz, yalnızca görmekle kalmamakta, aynı zamanda ona bakan nesneler tarafından çevrelenmektedir. Bakılan nesne, görülen nesne değildir yalnızca, bakan özneyi aynı zamanda bakılan bir nesneye dönüştüren şeydir.” (İmgenin Pornografisi, Zeynep Sayın, Metis Y. İst. 2003, s. 29).



Kur'ân'ın âyetini anımsayalım: Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler... (Kur'ân-ı Kerim Diyanet Meali, Bakara, ayet: 18).



Görmedikleri nedir?



Onlara gösterilen. Gösterilenin içindeki hakikat...



Duymadıkları nedir?



Onlara iletilen mesaj... O mesajın onlara söylediği...



Ya konuşamadıkları? O nedir?



Hakikat...



Bütün bunlar aslında insanın karşısında durup duruyor...



Gözün hedefinde duran eşya ona görünmüyorsa bakan göz için veya o bakış için o eşya yok hükmünde sayılıyor. Ama gerçekte o nesne yok oluyor mu? Hayır. O nesne orada duruyor. Ama o gözün bakışı onu görmüyor. O eşyanın mesajı o kulağa erişmiyor. O eşyanın ona söyletmek istediği hakikat o dilde dile gelmiyor...



Herkesin her eşyaya, eşyanın o görüntüsüne, eşyanın sesine ve diline açık olmasını beklemiyoruz. Ne denli bağırıp çağırsan da köre, sağıra, dilsize bir şeyi gördüremez, bir şeyi işittiremez, bir şeyi dile getirtemezsiniz...



Onların sağırlığı, dilsizliği, körlüğü Kur'ân-ı Kerim'de şöyle açıklanıyor:



Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. (Age, Bakara, 17).



Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. (Age, Bakara, 19).



Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. (Age, Bakara, 20).



Türkçe'deki deyişi anımsayalım: Kör Allah'a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar, deniyor. Buradaki kör, baş gözü görmeyen değil, kalp gözü görmeyendir...



Sen baktığını görürsen, baktığın da seni görür.



Sen sevgini ulaştırabilirsen, oradan da sana sevgi ulaşır...



Sen eşyadaki kelimeyi görürsen, eşya da sana kendi kelimesiyle dile gelir...


#Yansıma
#Kur'ân-ı Kerim