‘Türkiye bizi terk etmedi’

04:0016/03/2020, Pazartesi
G: 16/03/2020, Pazartesi
Selçuk Türkyılmaz

Rahmetli Semavi Eyice bir televizyon programında İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya gözlemlerini anlatmıştı. Bu programın tekrar yayımlanmasının çok anlamlı olacağını düşünüyorum. Sovyet orduları Almanya’yı işgal etmeye başladığında Almanların iki şeritli bir yolun sadece bir şeridini kullanarak Sovyet ordularından kaçtığını anlatmıştı. Semavi Eyice, eğer karşı yönden gelen arabaların yolunu kapatacak şekilde bir panik havası esseydi ne kaçanlar kurtulabilir ne de boş kalması gereken şeritten

Rahmetli Semavi Eyice bir televizyon programında İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya gözlemlerini anlatmıştı. Bu programın tekrar yayımlanmasının çok anlamlı olacağını düşünüyorum. Sovyet orduları Almanya’yı işgal etmeye başladığında Almanların iki şeritli bir yolun sadece bir şeridini kullanarak Sovyet ordularından kaçtığını anlatmıştı. Semavi Eyice, eğer karşı yönden gelen arabaların yolunu kapatacak şekilde bir panik havası esseydi ne kaçanlar kurtulabilir ne de boş kalması gereken şeritten askerler faydalanabilirdi, mealinde konuşmuştu. Dünyayı sarsan corona virüsü salgını dolayısıyla bu konuşmadan çıkarabileceğimiz sonuçlar var.

Almanların hâlâ aynı disipline sahip olup olmadıklarını zaman gösterecek. Kısa zamanda büyük değişimlerin olmayacağı açıktır. Fakat İtalya’da ve birçok Avrupa ülkesinde gerekli tedbirlerin alınmaması ile salgın hastalığın etkisi arttı. Hükûmetler bundan sonraki süreçte bu etkiyi kıracak tedbirler alabilir. Hamdolsun Türkiye için başka bir durumu konuşuyoruz. Farklı ülkelerle kıyas edildiğinde hızlı hareket ederek salgınla etkili bir mücadele edildiğini görüyoruz ve ülkemize olan güvenimiz artıyor. Corona virüsünün sun’î ya da tabiî şartların ürünü olmasının salgın ile mücadele açısından önemi olmadığı açıktır. Salgının verebileceği zararı en aza indirmek her iki durum için de geçerlidir. Bu da soğukkanlılığımızı muhafaza etmemize bağlıdır.

Kara propagandanın bütün çeşitleri üzerimizde deneniyor. Komplo teorileri denilerek geçiştirilemeyecek siyasî müdahaleleri önemsemek gerekir. Kara propaganda ile siyasî sonuç üretmek istediklerini söylemekle komplo teorisi üretmiş olmuyoruz. Sağlık Bakanı’nın ve bütün bakanlığın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde muazzam bir iş yaptığını gördüğümüz hâlde güvensizlik oluşturmaya dayalı kara propagandanın sürekli bir şekilde canlı tutulması salgın ile alakalı sürecin hassasiyetini koruduğunu gösteriyor. Bahsi geçtiğinde birilerinin zihin konforu bozuluyor fakat küresel fırtınaların ortasında varlığını geleceğe taşımak ve güçlü bir şekilde ayakta durmak bekâ meselesidir. Bu kavramın ülkemiz açısından negatif bir anlam içermediğini, bir korku yönetimi olmadığını tekrar tekrar vurgulamak gerekir. Kara propaganda merkezlerine karşı mücadele eden tek ülkeyiz. 1950’lerden sonra ülkeleri içeriden teslim almak için kurulmuş örgütlü yapılara karşı mücadeleyi göze alan sadece Türkiye’dir. Eğer bugün Türkiye için bir başarıdan bahsediyorsak bunun temelinde bağımlı yapılara karşı verilen mücadele vardır. Fakat onlar da kara propaganda yöntemi ile hedeflerinden vazgeçmediklerini gösteriyorlar.

Bir İtalyan genci, İtalya bizi terk etti, demiş. Onun adına çok üzüldüm. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, sıradan bir insanın acısına ortak olmamak mümkün değil. İnancı, düşüncesi, milliyeti ne olursa olsun çaresizlik içindeki bir insanın gözyaşları birçoğumuzu hüzne boğar. İtalya’nın onları terk etmemesini, ülkelerine olan inançlarını kaybetmemelerini dilerim. Ama elbette sıradan biri olarak, Türkiye’nin bizi terk etmemiş olmasından da gurur duyduğumu söylemekte bir sakınca görmüyorum. Bunun mecazî bir ifade olduğunu, farklı anlamlara çekilmemesi gerektiğini de vurgulamak isterim. Bundan sonraki dönemlerde “devlet” kavramını farklı şekillerde tartışacağımız için Türkiye bizi terk etmedi sözünü öne çıkarmak istedim. Bize mahsus bir anlam pratiği oluşuyor, bunu temel almak zorundayız. Yaşadığımız her tecrübe bizi biraz daha güçlü kılabilir. İngiltere’de doğal seleksiyon bile gündeme geldi. İki ayrı devlet anlayışı gün yüzüne çıktı.

Bu zamana kadar kara propaganda merkezlerine teslim olmadık. Türkiye’nin başarısı biraz da bundandır. Rahmetli Semavi Eyice’nin gözlemleri sıradan insanın önemine işaret ediyor. Başa geleni soğukkanlı bir duyarlılıkla karşılayarak kara propagandaya teslim olmamaya devam etmeliyiz. “Falanca hastanede çalışan yakınım …” şeklinde başlayan kara propaganda ile bir yere varamayacaklarını anlamış olmalılar ama bu, onların vazgeçeceği anlamına gelmez. Şu ana kadar devam eden başarı hikâyesi dahi dikkat çekiciydi. Bu başarının devam etmesini istemeyeceklerdir.

Bütün bir dünyayı etkisi altına alan değişim sürecini yirminci yüz yılın kavramları ve soğuk savaş dönemi zihniyeti ile tanımlamak için gerçeklikten uzaklaşmak gerekir.

#Almanya
#Sovyetler Birliği
#Recep Tayyip Erdoğan
#Türkiye