
Muhabir sistemi ayaktayken atlatma haberlerle varlığını ve kimliğini muhafaza etmeye çalışırdı gazeteler. Atılan başlıklarda, haber dilinde farklılıkları ortaya çıkardı. Ajans haberciliğine geçiş, editör sistemi derken; atlatma haberler yerini takla attırılan haberlere terk etti. Ya ajansın servis ettiği haber aynı başlık ve aynı cümlelerle yer alıyor gazetelerde ya da ''başlık Mersine içerik tersine'' konseptli takla attırılıyor haberlere. İçerik, toplum yararı gözetilmeden, sakıncalı olup olmayacağı incelenmeden yayına veriliyor haber. Önemli olan haberi atlamamak çünkü.
Basında tektipleşmenin en çarpıcı örneği, bana bütün bunları düşündüren o haber oldu. Hemen hemen bütün gazetelerde aynı başlık ve aynı içerikle yer alan ve bu haliyle insanın içini burkan, hüzünlere gark eden o haber: Bez bebek için 8 yıl hapis.
Başlık çarpıcı, haberi okutturan cinsinden. İçerik hüzünlendirici. 15 yaşında bir kız bez bebek çaldığı için 8 yıl hapse mahkum edilecekti. Bu ne fena bir yargı sistemiydi! Bu ne büyük bir adaletsizlikti! Ekranlarda günlerdir hukukçuların yaptığı indirim hesaplarına göre vahşice can almanın cezası bile bez bebek çalmaktan daha hafifti! Hedef on ikiden vurulmuştu yine. Baklava çalan çocuklardan sonra bez bebek çalan kız haberi suç ve ceza tartışmalarında yeni eşik kavramını beraberinde getirdi.
Hatırlarsınız baklava çalan çocukları. 1997 yılında 4 kafadar baklava dükkanının kilidini kırarak 2 tepsi baklava çalmış ve toplamda 36 yıl hapis cezasına çarptırılmışlardı. Rahşan Ecevit çocukların durumuna üzüldüğünü ifade edince; Başbakan Bülent Ecevit eşine ''af kanunu'' hediye etmişti! Hediyeden hoşnut olmayan Rahşan Hanım ''Bu benim istediğim kanun değil! Ben affı garibanlar için istedim katiller yararlandı'' diyerek sitem etmişti! Kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen o kanunla yapılan tahliyeler halen devam ediyor.
O çocuklar baklava çaldıkları için değil çete oluşturmaktan almışlardı o cezayı! Tıpkı medyada yer alan bez bebek çalan kız haberinde olduğu gibi.
Haberi okuyunca 15 yaşında olmasına rağmen çocukluğunu yaşayamadığı için aklı hala bez bebeklerde olan bir kız canlanıyor zihinlerde. Misafirlik için gittiği evden çıkarken gözüne takılan bez bebeğin gönlünü çalması karşısında kayıtsız kalamaması gibi bir durum. Halbuki gerçek öyle değil!
Hırsızlık hadisesi gece gerçekleşiyor. Yetiştirme Yurdundan kaçan kız, incir ağacına tırmanarak açık olan tuvalet camından giriyor eve. Ev sahiplerinin evde olmadığını bilen komşular, evde karartı görünce polise haber veriyor. Polis, evden çaldığı eşyaları içine koyduğu poşetle bahçede saklanırken yakalıyor kızı. Poşetin içinde haberlerde ısrarla dramatik bir unsur olarak altı çizildiği gibi sadece bez bebek ve çikolata yok. Şarjlı el süpürgesi, otomobil teybi, fön makinesi, gözlük, kol saati, küpe, parfüm, kolonya, sabun vb şeyler var.
Yeni TCK''da ''çalınan malın değeri düşükse ya da hırsızlık acil bir ihtiyacı karşılamak içinse hakimin ceza indirimi yapması ya da ceza vermemesi'' düzenlemesi yapıldı.
Haberde geçen 8 yıl, kız için istenen maksimum ceza. Henüz verilmiş bir karar yok ortada. Hırsızlığa teşebbüsten 2 ile 5 yıl; konut dokunulmazlığını ihlalden 1 ile 3 yıl arasında ceza isteniyor. Savcı toplamda 3 ile 8 yıl hapis istiyor küçük kız hakkında. Hırsızlık gece gerçekleştiği için 1/3 oranında arttırılmasını talep ediyor aynı zamanda.
Hırsızlığa teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihmal. Bu haberin can alıcı noktası burası. 15 yaşındaki bir kızın gece vakti hırsızlık yapmak için bir eve girmiş olması haber. Çaldıkları arasında bez bebek olması değil! Ama ne yapıyor medya? Çalınanlar arasındaki en masum şeyi bez bebeği nazara verip, talep edilen maksimum cezayı da yanına koyunca; yakayı ele verenler hep yoksullar, en büyük cezayı alanlar da daima yoksullar alt metnini gönderiyor şuur altına.
Özellikle de parasının gücüyle en vahşi cinayeti işledikten sonra 197 gün kaçabilen C.''nin alacağı cezanın indirim tarifesinin her akşam hesaplandığı günlerde. ''Bir kişiden çalarsan hırsız herkesten çalarsan zengin olursun'' sözüne nazire yaparcasına. Yoksulsan suçun küçük cezan büyük, zenginsen suçun büyük cezan küçük!
Haberi verme dili toplumdaki sınıf farklılığını ve infiali su yüzüne çıkarıyor.
Batık banka haberleriyle yan yana yazılan baklava çalan çocuklar haberi, ''devleti dolandırmak serbest baklava çalmak yasak'' düşüncesini kazımıştı beyinlere. Baklava çalan çocuklar cezalarını çekerken hayali ihracatçılar ve nitelikli dolandırıcılar serbestçe dolaşıyordu memlekette.
Büyük suçlara verilen cezaların düşüklüğü küçük suçların cezasız kalması manasına gelmiyor. Suç oranlarının yükselmesinde verilen cezaların yetersiz olması, caydırıcı olmaması en büyük etken değil mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.