Neyi aramalı nerede bulmalı?

04:0014/04/2026, Salı
G: 14/04/2026, Salı
Serdar Tuncer

İnsan arayandır ve ömür dediğin bir arayış hikayesinden başka bir şey değildir. Aradığı şey kadar kıymeti vardır insanın ve hatta aradığı şeyden ibarettir insan dediğin. Doğruyu da arar yanlışı da güzeli de arar çirkini de iyiyi de arar kötüyü de. Arar durur insan. Aradığını ekseriyetle bulamaz, bazen bulur gibi olur, bazen bulduğuna pişman olur, bazen buldum zannettiği an yitirir ve bazen ararken kendini de kaybeder. Beladadır insanın aramakla başı. Doğru şeyi yanlış yerde arar kimisi, kimisi yanlış

İnsan arayandır ve ömür dediğin bir arayış hikayesinden başka bir şey değildir. Aradığı şey kadar kıymeti vardır insanın ve hatta aradığı şeyden ibarettir insan dediğin. Doğruyu da arar yanlışı da güzeli de arar çirkini de iyiyi de arar kötüyü de. Arar durur insan.

Aradığını ekseriyetle bulamaz, bazen bulur gibi olur, bazen bulduğuna pişman olur, bazen buldum zannettiği an yitirir ve bazen ararken kendini de kaybeder. Beladadır insanın aramakla başı. Doğru şeyi yanlış yerde arar kimisi, kimisi yanlış şeyi doğru yerde bulur. Kimisi doğru şeyi doğru yerde arar ama bulamaz, kimisi yanlış yerde dolanırken doğru şey gelir onu bulur. Çık çıkabilirsen işin içinden.

Veysel Karânî (k.s.) tâbiînin büyüğü, Peygamber Efendimizin (s.a.s.) iltifatına mazhar olmuş, hırka-i saadetle müşerref muhterem zat. Sahabiler nasihatini almak için ziyaretine giderlermiş. Rebî bin Heysem’in (r.a.) bir ziyarette şahit oldukları vardır ki şerhi sadedinde ciltler yazılsa sezâdır. Bir başka yazıda bunu başlıbaşına konu edelim ama şimdi mevzumuz, aramak.

Doğruyu aramak ve bulmak büyük devlettir. İnsan doğruyu arayan kişiyi bulursa eline hiçbir şey geçmese bile yanlışı aramak külfetinden kurtulur, bu da bir nimettir. İşte Veysel Karânî Hazretleri, hem doğruyu arayanlardan hem de bulanlardan. Neleri arayıp nerelerde bulduğundan bizi de haberdar etmiş. Daha ne olsun! Sahabinin nasihat almak için ziyarete gittiği zat, asırların ötesinden bize nasihat edecek; hamdolsun, Allah ibret almayı nasip etsin.

Buyururlarmış ki: “Yedi şeyi aradım, yedi yerde buldum.”

Tek tek ele alalım, hazretimin arayıp bulduklarını. Bu bize hem aranacak şeyin ne olduğunu haber verecek hem de nerede bulunacağını.

1) “Yükseklik aradım tevazuda buldum.”

Yükseklik diye tercüme edilmiş ama sanırım bundan kasıt heybet ve vakardır. İnsan kibirlendikçe, böbürlendikçe, ‘ben’ dedikçe küçülür. Şeytan misal olarak yeter bu babda. Boyun büktükçe, mahviyet sahibi oldukça, haddini bildikçe, ‘sen’ dedikçe büyür. Adem (a.s.) babamızı hatırlayalım. Allah subhanlığını kimseyle paylaşmaz, buyrulmuş. Bütün noksanlardan azade olsak -olmaz ya- tamlığımız bize noksan olarak yeterdi. Şirk gibi tamlığı kim neylesin a canım?

2) “Beylik aradım hayırseverlikte buldum.”

Çok güzel değil mi? Zannederiz ki hayırseverlik beylerin işidir. Oysa buradan anlıyoruz ki, beylik hayırseverlerin lakaplarından birisidir. ‘Bey olunca hayır yapılır’ değil yani, hayır yaptıkça bey olunur. Nice çok malı mülkü olan vardır ki az bir şey vermek bile nasip olmaz onlara. Nice aza kanaat eden de vardır ki vermenin tadını almış ve bey olmuştur beylere. Ne buyurdu güzeller güzeli: “Bir kavmin efendisi, onlara hizmet edendir.”

3) “Mürüvvet aradım doğrulukta buldum.”

Mürüvvet Arapça ‘mer’ kökünden. Tam erkeklik, mertlik manasına. Yahut mükemmel insaniyet ve efendilik. Böyle mana verenler de olmuş. İnsan emrolunduğu gibi dosdoğru olmaya gayret ederse Mevla ona mürüvvet nasip eder. Aranması gerekenlerden birisi de mürüvvet demek ki ve onu bulmak eğrilerin harcı değil!

4) “Şan aradım hiçlikte buldum.”

Şan aranacak bir şey değildir ama nefsin hoşuna gider. İnsan bir şey olur, bir şey elde eder onunla tanınır ve şanı yürür. Nefs bilinmeyi, şan sahibi olmayı ister. Hiç olanın kendisi yoktur ki bir şeyi olsun! Nefsindeki şan arzusunu onu hiç eyleyerek yok edersen ele geçen şan artık senin değil seni yoktan var edenin şanıdır, bu pek güzeldir.

5) “Nisbet ve şöhret aradım takvâda buldum.”

Soyu ile şöhret bulan nice kimseler vardır ki, buldukları şöhret de geldikleri nesep de kendileri için ebedi hüsran sebebi olur. Üstünlük ancak takvâ iledir. Velev ki baban bir âteşgede olsa sen takva ve muhabbetinle öyle bir ol ki en güzel nesebin kendisinden doğduğu zat, senin için “Selman bendendir, ehil-i beytimdendir.” desin. Soyunla övünme, soyundan yerinme! Muttakilerden ol!

6) “Şeref aradım kanaatte buldum.”

Eldeki ile yetinmek güzeldir, istiğnâ ve iktifâ mümine yaraşır. Talepler sınırsızdır, ihtiyaçlar mahdut. Nefsin isteklerine râm olursan şerefini yitirirsin, lazım olanla iktifa edersen şeref bulursun. Peygamberimiz buyurdular: “Dünyaya gönül bağlama ki Hakk seni sevsin, insanların eline bakma ki halk seni sevsin.”

7) “Rahat aradım zühdde buldum.”

Allah cebinizde çok, kalbinizde yok etsin. Çok güzel bir kudemâ duasıdır.

Cepte dünyalık yoksa rahat etmek zordur ama dünya kalbe girerse insana asla rahat yoktur. Gönlünde Allah’ı bulan hiçbir şeyi olmasa da zengindir. Kendini dünyalık için kaybeden, dünya onun olsa yine fakirdir. Elin kârda olması güzeldir şayet gönül yarda ise.

Birbirimize doğruyu arayıp bulalım duası ve nasihat sahibine bir Fatiha ricası ile…

#aktüel
#hayat
#Serdar Tuncer