
Öcalan’ın çağrısında da ifade ettiği gibi, Kürt-Türk ilişkileri bin yılı aşkın bir süredir devam etmekte ve bu birliktelik hegemonik güçler tarafından hedef alınmaktadır. Son iki yüzyıllık sürede kapitalist modernleşmenin bu birlikteliği hedef aldığı vurgusu, bir süre sonra PKK’nın hegemonik güçlerin etkisi altında kaldığını ve bir tür taşerona dönüştüğünü göstermektedir. Reel sosyalizmin çöküşü ve inkar politikalarının ortadan kaldırılmasının yanı sıra demokratik anlamda önemli kazanımların da söz konusu olması, örgütün ömrünü tamamlamış ve kendisini feshetmesi kaçınılmaz olmuştur.
Öcalan’ın örgüt ve dünyadaki gelişmelere göre çizdiği çerçevenin eksik yönü devletin örgütle mücadelede sağladığı avantaj ve nihai kertede örgütün önünde başka bir seçeneğin bulunmamasıdır. On yıllardır etnik temelde bir ayrışma üzerinden siyaset yapan ve ayrı ulus devlet başta olmak üzere idari özerklik ve federasyon gibi taleplerle silahlı mücadeleyi sürdüren örgütün başarısız olmasındaki en önemli unsur, devletin bu alandaki mücadelesidir. Devlet hem silahlı kuvvetler aracılığıyla örgütle mücadeleyi başarılı biçimde yürütmüş hem de 2010’lar ile başlayan ve günümüze kadar gelen süreçte, örgütün istismar alanlarını ortadan kaldırarak varlığını sorunsallaştırmıştır.
Terörsüz Türkiye’nin en önemli kazanımlarından biri de örgütün vesayet ettiği siyasal alanın özgürleşmesi olacaktır. Fesih sonrasında, siyasal aktörler hem yerel yönetimler hem de parlamentoda, herhangi bir etkiden uzak hareket edebilecek ve seçmenlerinin kendilerine yönelik teveccühlerini siyaset alanına taşıyabilecekler. Bir diğer kazanım da PKK şiddeti ve tekelindeki solun özgürleşmesi olacaktır. Solun farklı fraksiyonlardan gelen açıklamalara bakıldığında, sürecin ne olduğunun halen anlaşılmadığı ve çeşitli mukavemetler sergilendiği görülmektedir. Onlardan beklenen, arkaik söylemlerle tarihin gerisinde kalmak değil doğru tarafta durarak demokratik siyaset alanıyla bütünleşmektir.
Nihai kertede, yasama yılının başlangıcında, Bahçeli’nin DEM’li siyasilerle sıcak diyaloğu ve hemen akabinde 22 Ekim’de yaptığı çağrının bugün itibarıyla neticelendirilmesi, Türk demokrasi tarihi açısından bir milat anlamına geliyor. Önceleri bu çağrının ne anlama geldiği üzerine yapılan tartışmalar ve bu projeksiyonun Cumhur ittifakının ortak bir tavrı olup olmadığı gibi spekülasyonlar ile ilerleyen süreç, bugün yeni bir aşamada. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “terörsüz Türkiye çabalarında dün itibarıyla artık yeni bir safhaya geçilmiştir” ifadesiyle de vücut bulan bu projeksiyon, Cumhuriyetin ikinci yüzyılını da taçlandıracak en önemli adımlardan birisi olacaktır hiç kuşkusuz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.