Yazarlar "Çanakkale ruhu" Fransa"da

"Çanakkale ruhu" Fransa"da

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

NARBONNE / FRANSA.

Narbonne, Fransa''nın İspanya sınırında küçük, şirin bir şehir. İspanya''daki Katalan bölgesinin havası hâkim şehirde.

Müslümanlar, buralara kadar gelmişler ama şehirde, bütün bu bölgede olduğu gibi, Romalıların ve Hıristiyanlığın izleri daha bir belirgin.

Avrupa''nın en büyük katedrallerinden biri Narbonne''da meselâ.

ÇEKİLEN HIRISTİYANLIK, İSLÂM VE MABED''DE ''NÜ'' TABLO

Ne ki, Hıristiyanlık, o zamanlardaki gücüne ve etkinliğine sahip değil bugün Avrupa genelinde de, Narbonne''da da hâliyle.

Bunun en önemli göstergelerinden biri, Narbonne Katedrali''ni bugün kentin belediye yönetimi işgal ediyor.

Dahası, katedralin içinde bir de Sanat Tarihi ve Arkeoloji müzesi yer alıyor.

Bu müzelerden biri İslâm Sanatları Müzesi. Nasıl olmuşsa olmuş, burada bir İslâm sanatları müzesi açılmış. Kimin bu müzenin açılmasında etkili olduğu ise bilinmiyor.

Müzede, bir İslâm mabedi canlandırılmış: Manevî bir hava verilmiş gerçekten de. Ama nasıl olmuşsa olmuş, Hz. Peygamber''in (sav) isminin yazıldığı bir hat levhasının yanına bir ''nü tablo'' (çıplak kadın tablosu) yerleştirilmiş.

Bizden önce müzeyi ziyaret eden İstanbul Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Abdurrahman Şen ve diğer arkadaşlar, bu durumun ''absürd'' olduğunu ilgililere anlatmışlar.

İlgililer, önce şaşırmışlar, sonra tablonun metaforik anlamı olduğunu, ''arınmışlığı, doğallığı'' temsil ettiğini filan anlatmaya çalışmışlar ama Abdurrahman Bey''in ikna edici ve derinlikli açıklamaları üzerine sözkonusu absürdlüğü ilk fırsatta düzelteceklerine söz vermişler.

CARCASSONNE''DA TÜRK ŞEHİTLİĞİ''NDE TARİHÎ BİR GÜN…

Pireneler''in soğuk, dondurucu havası, bölgenin ve Narbonne''un havasını Avrupa''nın iç bölgelerine göre yaklaşık 10-15 derece civarında sertleştiriyor.

Narbonne''un sert havasını, kentte yaşayan hepi topu 300 civarındaki -yüzde seksen''i Yozgat''lı- Anadolu insanının dayanışması, kardeşliği ve ortaklaşa yaptıkları faaliyetler ve çalışmalar ısıtıyor sadece.

Bugün (17 Mart) havalar daha da ısındı: Çünkü bugün Narbonne''a 70 km uzaklıktaki Carcassonne''daki Saint Michel Mezarlığı''nda bulunan Türk Şehitliği''nde heyecanlı, coşkulu ama nezih bir anma merasimi yapıldı.

Buradaki Türk Şehitliği, Batı Avrupa''daki tek Türk şehitliğimiz. Birinci Dünya Savaşı''nda esir düşen 10 Osmanlı askeri için yapılmış bir şehitlik bu.

Civar şehirlerden gelen Türkiye''li insanlarımızın da katılımıyla sayıları bin''i (1.000) aşan gurbetçilerimiz Carcassonne''da manevî havası yüksek, kelimenin tam anlamıyla ''tarihî'' bir gün yaşadılar.

Bir bayram havası hâkimdi Saint Michel Mezarlığı''nda adeta…

YÜKSEK MANEVÎ ATMOSFER…

Şehitlikteki merasimde muhteşem bir Kur''ân okundu. Çok etkileyiciydi. Herkes derin bir huşû ve vecdle dinledi okunan aşr-ı şerifi.

Önceleri burada kuru, resmî bir merasim yapılırmış. Türkiye''nin bütün değerlerine ''Fransız'' hâriciyecileri Kur''ân okunmasına izin vermezlermiş!

Ayrıca halkı da bu merasimlere dâhil etmezlermiş.

Baştan savma bir tören yapıp dağılırlarmış hemen.

Ama şimdi durum çok değişmiş.

Önceleri Paris''te kültür ataşeliği görevini büyük bir başarıyla yerine getiren Hasan Yavuz Bey''in yılmaz çabaları sonucunda bu merasimlere halk da katılmaya ve merasimler usulüne, manevî ruhuna uygun şekilde yapılmaya başlanmış.

Şimdi Cibuti Büyükelçimiz olarak atanan Hasan Bey, hem Türk şehitliğini bulan, halkın ziyaretine açan, hem de buradaki merasimlerin gurbetçilerimizin bütünleşmelerini, kaynaşmalarını, Türkiye''yle ve İslâm''la bağlarını güçlendirmelerini sağlayacak şekilde organize eden bir öncü.

Civar şehirlerdeki Anadolu insanını Narbonne''daki fedakâr kişileri harekete geçirerek Narbonne Türk Toplumu Kültür ve Yardımlaşma Derneği''nin çatışı altında örgütlemiş.

Bu törenleri, o gün bugündür, her yıl bölgedeki bir Türk cemiyeti dönüşümlü olarak düzenlemeye başlamış.

NARBONNE''DA ÇANAKKALE RUHU…

Şehitlikten sonra etkinliklere Narbonne''da devam edildi. İstanbul Belediyesi Mehter Takımı ile Konya Kültür Müdürlüğü''nün Semazen ekibi, burada yaşayan insanımıza heyecan ve coşku dolu, unutulmaz bir gün yaşattılar.

Tam anlamıyla tarihî, unutulmaz bir gündü.

Semazen ekibinden bir hafız arkadaşın okuduğu Kur''ân, salondakileri mest etti, yıkadı, arındırdı.

Ardından Çanakkale üzerine bir panel düzenlendi. Panelden önce iki belediye başkanı, bir Fransız milletvekili ve diğer ilgililer birer konuşma yaptılar.

Ama Hasan Yavuz Bey''in konuşması, hem samimiyeti, hem çizdiği derin ufukla salondakilerin heyecanını doruk noktasına çıkardı.

Çanakkale ruhu''nun çoktan yokoldu Türkiye''de.

Ama burada, Fransa''da, Pireneler''in eteklerinde yaşayan gurbetçilerimize heyecan ve coşku vermeye ve ruh üflemeye devam ettiğini bizzat gözlemledim bu ruhun.

Panelde Çanakkale ruhu çerçevesinde bir konuşma yaptım. Pazar günkü yazıda bu panelde konuşulanlar etrafında Çanakkale ruhunu mercek altına alacağım.

BİZİ ÖLDÜRMEYE GELENLERİ ''KENDİNDE'' DİRİLTEN EŞSSİZ BİR DESTANDI ÇANAKKALE

Yazıyı, Çanakkale''de esir düşen dedesinin düşman Türk askerleri tarafından kurtarılması, bakılıp korunması ve ''ölümden döndürülmesi'' üzerine Çanakkale''de son örneğini gördüğümüz ruhu özetleyen bir Fransız''ın tespitiyle bitireyim.

''Kendilerini öldürmeye gelen dedemi, Osmanlının çocukları kurtardılar. Eğer Osmanlı çökertilmemiş olsaydı, hatta Viyana''da durdurulmamış olsaydı, bugün dünyanın dengesi bozulmazdı; dünya bu hâlde olmazdı; aksine barış yurdu olurdu. Kendilerini öldürmeye gelen düşman askerlerine bile bu ölüm kalım ânında yardım elini uzatan, insanlığını unutmayan, ölümden kurtaran bir medeniyetin çocuklarının tarihten çekilmeleri, tarihin dengesinin bozulmasıyla sonuçlandı.''

Sözün özü: Sezai Karakoç''tan ilhamla söylemek gerekirse… Çanakkale, bizi öldürmeye gelenleri, ''kendinde'' dirilten eşsiz bir destandı.

***

TEŞEKKÜR: Fransa seyahatimiz sırasında bize güzel bir evsahipliği yapan Narbonne Türk Toplumu Kültür ve Yardımlaşma Derneği''nin başkanı ve yöneticileri Rasim Yıldırım''a, Mahmut Koldaş''a, Mustafa Aşkın ve Veysel Koldaş''a teşekkür ediyorum. Özellikle de gece gündüz hiçbir zaman yanımızdan ayrılmayan mihmandarımız Oğuz Koldaş kardeşimle, Türk çayını ''çaysıdığım'' bir sırada, bizi evinde ağırlayan, ''tavşan kanı'' Türk çayı ikram eden değerli eşi Gönül Hanım''a içten teşekkürler...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.