
Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı adaylığını resmen açıkladı ya; kızılca kıyameti kopardılar hemen... Yalnızca içerdekiler değil, dışardakiler de.
Ben, Türkiye''de yapıldığının aksine, yalnızca kendi çıkarını düşünen ama ipleri kısmen hâlâ ellerinde tutan içerdeki bir avuç laisist elitokratın çıkardığı gürültü patırtıyı, hır-gür''ü önemsemiyorum; çünkü bunlar, afedersiniz ama, “üfürükten tayyare” tipler: Kulaklarına “üfürülenler” doğrultusunda hareket ediyorlar sadece.
Unutmayalım ki, gürültü-patırtı yapmak, hır gür çıkarmak, gerilim üzerinden kendilerine verilen vazifeyi ifa etmek ve böylece vaziyeti idare etmek, bizim bu laisist elitokratlarımızın vazgeçilmez karekteridir: Ancak kavga çıkararak, “çatışma çıkar haa!” tehditleri savurarak nefes alıp verebiliyolar çünkü.
Bütün bunlar, boşuna değil elbette! Bir suçluluk psikozundan; bu ülkenin ve bu milletin tarihî misyonunu, varoluşsal iddialarını zorla, jakoben, tepeden inme yöntemlerle yok etmeye soyunmuş olma aymazlığı göstermelerinden kaynaklanıyor.
Oysa, iflah olmaz bir köle psikoloisidir bu. Azmanlaştırıcı, azgınlaştırıcı, efendilerini memnun etme kaygısıyla geliştirilen Hegel''yenvârî bir efendi-köle diyalektiğidir. Çünkü efendileri, Türkiye''nin tarihî rolünü oynamaya kalkışmasını önleyecek büyük adımlar atmışlar ve bizim bir avuç laisist elitokratımıza da bunları imzalatmışlardı.
Üstelik de Türkiye''yi sömürgeleştiremedikleri hâlde, o hayat-memat savaşları dizisinden galip çıkan taraf olmamıza rağmen, Türkiye''ye sömürgeleştirilen ülke muamelesi yapmayı başarmışlar ve bundan böyle İslâmî iddialarını bütünüyle terketmesini dikte et/tir/mişlerdi bizimkilere.
Bizim laisist elitokratlarımızın halkın iradesinin tecellîsine karşı hır gür çıkarmalarını, gürültü-patırtı yapmalarını, kriz ve gerilim tehditleri savurmalarını pek fazla önemsemiyorum.
Önemsemiyorum; çünkü bizim suçlululuk psikozuyla malul zavallı laisist elitokratlarımızın estirdikleri söylemsel terör havasının içinin boş olduğunu biliyorum. Onlar sadece figüran. Milletin tarihî rolünü ve iddialarını yoketmeye soyunmak gibi bir suçu işleme gafletine düşmüş, gaspçı, darpçı ve garpçı zavallılar.
Asıl önemsenmesi gerekenler, Türkiye''nin büyük bir ülke olmasını, yeniden tarihî bir medeniyet yürüyüşüne öncülük etmesini engellemek için vargüçleriyle çalışan, numara çeviren seküler ve barbar Batılı aktörler; özellikle de Amerikalılar.
O yüzden, Abdullah Gül''ün adaylığı konusunda dışardan, özellikle de ABD''den yapılan açıklamalarla CHP''den ve Türkiye''nin laisist elitokrasisinden yapılan açıklamaların, aynen örtüşüyor olması aslâ şaşırtıcı değil benim için..
Şunu unutmayalım ki, bugüne kadar Amerikalılarla “çalışanlar”, Amerikalıların dediklerini harfiyyen uygulayanlar, bu ülkenin masum, mahzun ama yine de asil durabilen Anadolu çocukları değil, laisist elitokratlarıdır. Bunu kanıtlayan son örneği, önceki yazımda Washington Post gazetesinde yayımlanan bir başyazıya atıfla göstermiştim.
Laisizmi, her şeyin ölçüsü ve ölçütü yaparak din katına yükseltmek, Türkiye''nin değil, sadece ve sadece Amerikalıların, Avrupalıların ve İsraillilerin işlerine yarayan bir aymazlık örneğidir. Türkiye''nin enerjisini, medeniyet birikimini, tarihî derinliğini ve kültürel zenginliğini yok eden, bu milletin önünü tıkayan şey, işte bu kendi-kendini sömürgeleştirme gayretkeşliği ve garpzedeliğidir.
Şunu aslâ unutmayalım: Batılılar, Türkiye''yi, aslâ kendi hâline bırakılamayacak kadar önemli bir ülke olarak görüyorlar. Ve Türkiye''deki her tarihî dönüşüm ânı, Batılıları, özelllikle de Amerikalıları kara kara düşündürtmeye yetiyor.
Türkiye, bağımsız bir ülke değildir. Türkiye''nin zihnen ve fiilen bağımsız bir ülke olmasına izin verilmedi şimdiye kadar. O yüzden “bizim çocuklarımız” dedikleri “figüranlar”ı kullanarak, bu milletin önünü her fırsatta kesti Batılılar.
Şu ân, Amerika, Türkiye''de köşeye sıkışmış durumda. Bu ülkenin sivil-asker, siyasetçi-bürokrat hâs ve temiz çocukları, Türkiye''nin önünü tıkayan ateş çemberini yarma harekâtı başlatmış durumdalar. Amerika''nın belki fiilen olmasa da zihnen figüranları gibi hareket eden bir avuç laisist elitokratın gürültü patırtı yapması, sadece son çırpınış temrinlerinden başka bir şey değildir; abartılacak ve korkulacak kadar önemsenmemelidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.