Türkiyesiz bir gelecek tasavvuru eksik kalmaya mahkûmdur

04:005/01/2026, Pazartesi
G: 4/01/2026, Pazar
Yeni Şafak
Yusuf Tekin.
Yusuf Tekin.

Gençlerimizi köklerinden koparmadan dünyaya açan; onları hem ilmî sahada rekabet edebilecek donanıma, hem de vicdan ve ahlak bakımından sarsılmayacak duruşa taşıyan bir maarif nizamı kurabildiğimiz ölçüde bu ülkenin istikbali emniyettedir.

Yusuf Tekin

İçinden geçtiğimiz çağ, devletlerin ve toplumların sınırlarını haritada olduğu kadar zihinde, vicdanda ve ahlakta da zorlayan bir dönem. Savaşlar, işgal ve terör dalgaları, yerinden edilen milyonlar, derinleşen küresel eşitsizlikler, insanı eşyaya indirgeyen bir tüketim kültürü… Buna bir de dijitalleşmenin açtığı imkânlarla birlikte derinleştirdiği yalnızlıkları, hakikati bulanıklaştıran bilgi kalabalığını eklediğinizde tablo daha net görünüyor. Artık hiçbir ülkenin eğitim meselesine dar anlamda bir “kamu hizmeti” gibi bakma imkânı kalmamıştır.

Eğitim, insanın ve toplumun hangi istikamette yürüyeceğine dair verilen en uzun soluklu karardır; devletin kendi varlığını, milletin kendi kaderini hangi değerler üzerine bina edeceğini tayin ettiği alandır. Hangi değeri aziz tutacağımızı, neyi muhafaza edeceğimizi, nereyi ıslah etmek için gayret göstereceğimizi, hangi yanlışa karşı nesiller boyu teyakkuz hâlinde olacağımızı bu kararla belirleriz. Aklı ilimle, gönlü hakikat ve irfanla, vicdanı adaletle terbiye eden sahih bir mefkûre inşa edilememişse, en iyi istatistikler, en gösterişli projeler bile o topluma iç huzur ve istikrar getirmez. İstikameti net çizilmemiş bir eğitim düzeni, önce insanı kendi içinde dağınık hâle getirir, sonra toplumun dokusunu gevşetir, devletin omurgasını zayıflatır. Bu sebeple eğitim politikası, nesiller arası emanet şuurunun, medeniyet iddiasının ve tarih karşısında hesap verebilir bir devlet aklının konusudur.

Bu perspektiften bakınca, Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim alanındaki tercihleri de doğrudan doğruya bir varlık beyanı anlamı taşıyor. Cumhuriyet, kurulduğu günden bugüne okulu meslek kazandırmanın ötesinde, hafıza-i millîyeyi taşıyan, birlikte yaşama iradesini pekiştiren, toplumun tahammül ve sebat gücünü artıran kurucu bir mektep olarak gördü. Bugün derslik yatırımlarından müfredat düzenlemelerine, öğretmen politikalarından sosyal destek mekanizmalarına kadar attığımız her adımı, insanı merkeze alan bu devlet tasavvuruyla irtibatlandırmaya gayret ediyoruz. Türkiye’nin eğitimde inşa ettiği bu çerçeve, kendi sınırlarımızla da sınırlı değil; Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Afrika’nın farklı bölgelerine uzanan geniş bir gönül coğrafyasında yakından takip edilen, umut ve ilham kaynağı olan bir tecrübeyi ifade ediyor. Bu tecrübeyi, yeni nesillerin içerisinde yetiştiği bütünlüklü bir maarif nizamına dönüştürme kudreti, bizim için asıl belirleyici ölçüdür.

Gençlerimizi köklerinden koparmadan dünyaya açan; onları hem ilmî sahada rekabet edebilecek donanıma, hem de vicdan ve ahlak bakımından sarsılmayacak bir duruşa taşıyan bir maarif nizamı kurabildiğimiz ölçüde bu ülkenin istikbali emniyettedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, eğitimde hakikat, adalet ve merhamet ekseninden sapmama irademizin müesseseleşmiş ifadesidir. Bu topraklarda umut ve istikbal tasavvuru, nesillerin böyle bir maarif nizamı içinde yetiştirilebilme kudretine dayanır.

Bütün bu çabayı anlamlı kılan, gerisinde Türkiye Cumhuriyeti gibi köklü bir siyasî ve kurumsal öznenin bulunmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti varsa, sahipsiz bir nesil yoktur; bu devlet var oldukça, bu coğrafyada adalet ve merhamet eksenli bir istikbal tasavvurunun ayakta kalabileceğini biliyoruz. Bugün eğitimde kurmaya çalıştığımız her halka aslında bu inancın kurumsal tezahürü olarak görülmelidir. Çünkü biliyorum ki Türkiye Cumhuriyeti’nin hesaba katılmadığı hiçbir gelecek tasavvuru tamamlanmış sayılmaz. Türkiye Cumhuriyeti varsa umut vardır, Türkiyesiz bir gelecek tasavvuru eksik kalmaya mahkûmdur.

#Yusuf tekin
#eğitim
#Vizyon eki