Masumiyetin infazı: Hind Rajab'ın sesiyle yüzleşmek

04:001/01/2026, Perşembe
G: 1/01/2026, Perşembe
Yeni Şafak
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım

Medyanın “yan hasar” diyerek geçiştirdiği o çocuğun burada bir adı, bir sesi ve hâlâ titreyen bir nefesi var. Bu eser, sıradan bir hikâyeden öte; kamerayla çizilmiş bir vicdan haritası ve yaklaşan hesap gününün bir çağrısıdır.

Mehmet Kırtorun - Yazar

Venedik Film Festivali’ndeki prömiyerinde sinema dünyasında adeta bir şok dalgası yaratan Hind Rajab’ın Sesi (The Voice of Hind Rajab) filmi, gösterimin sonunda salondakiler tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Bu olağanüstü tepki, filmin izleyiciler üzerinde ne kadar derin ve sarsıcı bir etki bıraktığının en somut kanıtıydı. Hind Rajab’ın Sesi; savaş, çocukluk, travma, medya ve bürokrasi gibi konuları tek bir olayın içinden geçirerek anlatır. Her tema, hikâyenin dokusuna özenle işlenmiş, bir çocuğun sesiyle, insanlığın suskunluğuna karşı durulmuştur. Film, politik bir anlatı sınırlarını aşıp evrensel bir vicdan çağrısı olarak karşımıza çıkar. Perdenin ardında karanlığın içinden bir çocuğun sesiyle yükselen insanlığın kalp atışı duyulur. Bir çocuğun sesiyle… Sessizliğin tam ortasından…


335 MERMİ VE TİTREK BİR SES

Yönetmen fiziksel şiddeti göstermekten sakınarak bunun yerine sesin kudretine yaslanır. Böylece savaşın yarattığı derin sarsıntı, patlamaların ötesinde insanın içinde yankılanır. Film sosyal medyanın yüzeysel akışının yakalayamadığı o hakikati sunmaya gayret eder. Seyirciyi küçük bedenin mücadelesine kilitler, uzak haberlerin soğukluğundan çekip alır ve izleyici masum bir çırpınışla yüzleşir.

2024’ün Ocak soğuğunda Gazze Şeridi sarsılır, Hind Rajab’in acısı tarihe kazınır. Birleşmiş Milletler raporları suçu kanıtlar, uluslararası kurumlar gerçeği açıkça belgeler. Adli incelemeler korkunç mesafeyi saptar; ateş sadece on üç metreden açılmış, araç namlunun ucunda kalmıştır. Metal yığınına dönen o otomobil tam ÜÇ YÜZ OTUZ BEŞ mermiyle delik deşik halde bulunur. İçeride masum bir çocuk beklerken yardıma koşan sağlıkçılar da vurulur. Enkazın altındaki o karanlık görüşme herkesi zorlu vicdan muhasebesine çağırır. Kurtuluş umuduyla çırpınan küçük Hind hattın ucunda titrek sesiyle ağlar.

Anlatı kişisel trajediyi evrenselleştirip büyütür, sivil kıyımı dünyanın dikkatine sunar. Bu anlamda sinemasal bir rapor işlevi üstlenir. Hollywood Reporter vakayı sarsıcı bulur. Eser sadece sanat ürünü olmaktan çıkıp küresel bir ithama dönüşür. Yönetmen Ben Hania ise amacını şöyle açıklar: İstatistikleşen çocuk ölümlerine kimlik kazandırmak…


8 DAKİKALIK MESAFEDE KAYBOLAN BİR HAYAT

Masumiyetin yitimi, anlatının merkezine yerleşen temalardan biridir. Hind Rajab, gülen yüzüyle, denizi seven bakışlarıyla yaşam dolu bir çocuktur; fakat bir anda ailesinin cansız bedenleri arasında, kurşunların ortasında yapayalnız kalır. Film boyunca Hind’in sesi, ekrana yansıyan dalga biçiminde belirdiğinde, küçük bir çocuğun çaresizliği bütün perdeyi doldurur. Yaşanan travma, Hind ile birlikte ona ulaşmaya çalışan yetişkinlerin de ruhunda aynı yıkıcı etkiyi bırakır.

Savaşın medya üzerindeki etkisine dair göndermeler, eserin düşünsel derinliğini artırır. Ana akım medya, Gazze’de ölen çocukları çoğu zaman soğuk teknik ifadelerle rapor ederken, bu film her bir kurbanın ardında bir insanın bulunduğunu vurgular. Hind Rajab’ın sesi ve görüntüsü sosyal medyada paylaşıldığında, yardım çağrısı bir uluslararası vicdan seferberliğine dönüşür. Film, bu çağrının nasıl yankılandığını sergilerken, iletişim araçlarının sahicilikle buluştuğunda nasıl bir fark yaratabileceğini de göz önüne serer. Yönetmen Kaouther Ben Hania, herhangi bir tarafın propagandasına yönelmeden, evrensel bir insanî vicdanı harekete geçirmeye çalışır.

Bürokratik şiddet, filmin başka bir eksenini oluşturur. Ambulans yalnızca 8 dakika uzaklıktayken, prosedürler ve onay beklentisi yardımın saatlerce gecikmesine yol açar. İsrail ordusundan alınması gereken izin, bir hayatı mahkûm eder. Film boyunca tekrar edilen “koordinasyon” kelimesi, sadece teknik bir ayrıntıdan ibaret kalmaz; aynı zamanda işgal altındaki halkların, hayatta kalmak için dahi bir zorbanın iradesine boyun eğmek zorunda bırakılmasını simgeler. Genç görevli Omar aniden haykırır: Seni ve herkesi öldüren orduyla nasıl iş birliği yapabilirim? diye sorar. Haykırışı salt öfkeyi aşıp geçer; vicdanla teslimiyet arasındaki savaşı somutlaştırır.


HOLLYWOOD’UN TEREDDÜDÜ

Venedik’te Gümüş Aslan ve daha pek çok ödül kazanmasına rağmen film, “politik risk” gerekçesiyle ABD’de uzun süre dağıtımcı bulamadı. Deadline dergisine yansıyan tartışmalar, sektördeki oto-sansür mekanizmasını ifşa etti. Ancak Brad Pitt’in yapım şirketi Plan B gibi bağımsız aktörlerin desteğiyle film, engelleri aşarak izleyiciyle buluştu.

Batı dünyasında film, sadece bir sinema eseri olmanın ötesine geçerek aktivizmin sembolü haline geldi. Columbia Üniversitesi öğrencilerinin kampüs binalarına “Hind’s Hall” adını vermesi ve rap sanatçısı Macklemore’un Hind anısına yaptığı parça, hikâyenin beyaz perdeden taşıp küresel bir vicdan hareketine dönüştüğünü gösterdi.


GÜMÜŞ ASLAN’IN GÖLGESİNDE BİR İNSANLIK DERSİ

Eleştirmenler, filmin yöntemini zaman zaman “balyoz etkili” bulsa da yarattığı vicdani ağırlık konusunda hemfikir. Variety filmi “yılın en güçlü işlerinden biri” olarak nitelerken, The Guardian’dan Peter Bradshaw yönetmenin cesaretini överek, «Ben Hania, zamanımızın en önemli meselesini burnumuzun dibine sokuyor” yorumunu yaptı. Tunus’un Oscar adayı olan film, Rotten Tomatoes’ta yüzde 93’lük beğeni oranıyla sinematografik başarısını da tescilledi.

Festivaller cephesinde ise film büyük başarı kazandı. Venedik’te Jüri Büyük Ödülü’nü (Gümüş Aslan) almanın yanı sıra genç izleyici ödülü, UNESCO ödülü, İtalyan Kızılhaç ödülü gibi bir dizi özel ödüle layık görüldü. Ardından San Sebastián Film Festivali’nde izleyici ödülünü rekor bir puanla kazandı ve Gent Film Festivali’nde En İyi Film Büyük Ödülü’nü elde etti. Toronto, Londra, Chicago gibi önemli festivallerde de gösterilen yapım, geniş çapta ayakta alkışlandı ve çeşitli mansiyonlar topladı. Ödül sezonunda Tunus tarafından 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film dalında resmî aday adayı olarak seçilmesi de, filmin uluslararası düzeyde gördüğü saygının bir göstergesidir. Özetle eleştirmenlerin büyük çoğunluğu, Hind Rajab’ın Sesi filminin sinematografik yenilikleri ve duygusal etkisiyle yılın en unutulmaz yapıtlarından biri olduğu konusunda hemfikirdir.


SEYİRCİ KALMANIN ÖTESİ: BİR HESAP GÜNÜ ÇAĞRISI

Mazlumun ahı vicdanlarda yankılanmadıkça o acı, unutuşun karanlığına gömülmeye mahkûmdur. Hind Rajab’ın Sesi, istatistiklerin soğuk ve tozlu sayfalarına hapsolmuş o çığlığı alıp, doğrudan yüreklere indiriyor. Medyanın “yan hasar” diyerek geçiştirdiği o çocuğun burada bir adı, bir sesi ve hâlâ titreyen bir nefesi var. Bu eser, sıradan bir hikâyeden öte; kamerayla çizilmiş bir vicdan haritası ve yaklaşan hesap gününün bir çağrısıdır.

Sanat, bazen yakmayan ama aydınlatan bir meşaledir. Bu sahnede o meşale, Filistinli bir çocuğun son nefesiyle tutuşturulmuştur. Bu nefes, izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp tanıklığa davet eder. Çünkü o çocuk artık konuşamasa da, sesi bizde yankılandığı sürece asla susturulamayacaktır.

Kimileri için bu anlatı bir “fazlalık” gibi görünebilir. Oysa asıl konuşulması gereken fazlalıklar değil; çağımızın en büyük eksiği olan merhamet yoksunluğu, adaletin suskunluğu ve gözlerin körlüğüdür. Mazlumun mahşeri feryadını sinemaya taşımak, onun kutsallığını zedelemek değil; aksine onu tüm dünyanın anlayabileceği evrensel bir dile tercüme etmektir. Çünkü son nefesle verilen bir ses sansürlenemez; onu kaydeden kamera ise basit bir cihaz değil, çağın suskun yüzüne tutulmuş bir aynadır.

Uluslararası alanda yankı uyandıran bu film, bizi kuru bir duygu seline kapılmaktan alıkoyup sorumluluk almaya çağırıyor. Susan Sontag’ın dediği gibi, “başkalarının acısına bakmak” tek başına yetmez; uyanan merhamet eyleme dönüşmezse, hisler de solup gider. Hind’in hayatı belki kurtarılamadı ama onun sesi sayesinde dünya bu zulme şahit oldu. Sinema, hafızamıza kazınan bu insanlık dramını geleceğe taşıma görevini üstlendi. Hind Rajab’in anısı, artık sessiz kalınamayacak bir adalet çağrısı olarak yaşamaya devam ediyor.


#Hind Rajab
#ses
#kamera
#medya