
Her sokağı portakal kokan, misafirperverliğiyle gözleri dolduran, lezzetleriyle ünlü, sıcak insanları barındıran bir başka kent var mıdır acaba bu dünyada? Var… Orası gönüllülerin şehri Adana…
“Ulemanın yanında dilini koru... Evliyanın yanında gönlünü koru. Namazdayken kalbini koru. Yemekteyken mideni koru. Başkasının evinde gözünü koru. Halkın arasında dinini koru. İki şeyi unutma: Allah'ı ve ölümü, iki şeyi unut: Başkasına yaptığın iyiliği, başkasının sana yaptığı kötülüğü" demiş Lokman Hekim, korkmayan insanların diyarında. Sokakları buram buram turunç kokan, havası güzel, suyu güzel, insanları yürekli, lezzetin hasını içinde barındıran ayrı bir şehirde, Adana'dayız.
Eğer planlı bir şekilde Adana'ya uçakla giderseniz indiğiniz anda daha sonra birçok sokakta da karşınıza çıkacak mis kokulu turunç ağaçlarını göreceksiniz. Eğer plansız bir gezginseniz kendinizi ilk anda bir kebapçıda bulmanız mümkün. Çünkü kebap kokuları sizi kendinize çeker ve bir anda bir sofrada bin bir çeşit meze, koyu yeşillik ve şalgam suyuyla birlikte kebabınızı yiyebilirsiniz.
Şehre girdiğinizde gitmeniz gereken ilk yer Seyhan Nehri elbette. Ve üzerinde bulunan Taşköprü ihtişamıyla karşınıza seriliveriyor. Bu köprü ve nehir tüm yol yorgunluğunuzu alacak türden bir manzaraya sahip. Adana hafızalara kebapla kazınsa da bu şehir hem tarımda hem sanayide Türkiye ekonomisine hatırı sayılı bir katkı sağlıyor. Yılın her mevsimi ziyaretçi alan Adana Portakal Çiçeği Festivali ile ünlü. Festival, hiçbir yerden katkı almadan sadece Adana gönüllülerinin desteğiyle yapılıyor. Bir yandan da Adana Tanıtım ve Kakınma A.Ş. Genel Müdürü İlhami Günsel anlatıyor, festivali ve Adana tanıtımını... Günsel, Adanalı işadamlarının ilk Portakal Çiçeği Festivali'nin başarısı nedeniyle tanıtım ve turizm amaçlı bir şirket kurmaya karar verdiklerini söyleyerek, "Adana Ticaret Odası'nın önderliğinde, Adana Sanayi Odası, Adana Ticaret Borsası ve Adana Organize Sanayi Bölgesi'nin katılımlarıyla şirketi kurduk. Kâr amacı gütmüyor bu şirket. Bizim çalışmalarımızı gören Adanalılar da ellerini taşın altına koydu. Festival sırasında gerek esnaf, gerekse sade vatandaşlar var gücüyle şehirlerini tanıtmak için çalışıyor" diyor.
Karnımızın acıktığını hissedince bir kebapçının kapısının çalınması gerektiğini söyleyebiliriz. İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den insanların uçağa atlayıp kebap yemeye geldikleri bu şehirde seçim yapmak zordur çünkü kebap Adana'da her yerde güzel yapılır. Ve burada kebap yiyen bir daha kendi şehrinde Adana kebap yiyemez. Biz de Gazi Paşa Restoranı seçiyoruz bunun için. Ezmeyle, mevsim salatası, pastırmalı humusla, şakşukayla, soğan piyazı ve yeşilliklerle donanan masa, kebabın gelmesiyle tarifsiz bir ziyafet sofrasına dönüşüyor.
Adana'nın hiç şüphesiz en güzel lezzetlerinden biri de cezerye. Havuçla yapılan bu lokum, en çok bayramlarda tercih ediliyor. Hem hafif hem lezzetli olan bu tadı denemek için Eski Adana'ya doğru yol alıyoruz. Eski Adana çarşısına girmeden önce Ulu Cami ilgimizi çekiyor. Bu camiyi 1507 yılında Ramazanoğulları yaptırmış. İki farklı renkten taşla örülen giriş kapısı ve minaresiyle çok etkileyici bir yapı. Caminin süslemesinde kullanılan çinilerden bazıları dökülmüş olsa da kalanlar dönemin ince zevkini yansıtmaya yetiyor. Ulu Cami'nin hemen yakınında Kazancılar Sokağı var. Kazancı dükkanlarının yaydığı ritmik çekiç sesleri eşliğinde cezerye denemeye doğru yol alıyoruz… Basit gibi görünse de havucun cezerye olması kolay değil. Kilolarca havuç özenle soyulup, rendeleniyor. Sonrasında da 1 saat boyunca yaklaşık 100 derecede iyice haşlanıyor. Ustaların sopa yardımıyla kıyma makinesinden geçirdiği havuçlar, dev kazanlarda 85 derecede 1 saat pişirilerek marmelat haline getiriliyor. Cezerye olmak için yolculuklarının yarısını tamamlayan havuçlar, bu kez de bir başka kazana alınarak toz şeker, glikoz, su ve isteğe göre ceviz, fındık veya fıstıkla harmanlanıyor. Ustaların tabiriyle "tadının oturması" için en az 1 gün oda sıcaklığında bekletilen cezeryeler, kesilme aşamasına geliyor. Makinelerin yardımıyla kesilen ve Hindistan ceviziyle kaplanan cezeryeler paketleniyor.
Adana halkının yemekle arası iyi. Öyle ki burada sadece kebap yok. Mesela haşlanmış içli köfte, kuru biber, kuru patlıcan dolması, analı kızlı çorba, toyga çorba, mumbar, fellah köfte, kedi batmaz, sıkma, kazan simidi, aşlama, ciğer, sarı burma ve meşhur kaymaklı kadayıf Adana mutfağında kebapla yarışacak kadar lezzetli yiyecekler. Yani burada kebap yanında tatmadan dönmemeniz gerekiyor. Adana'dan ayrılırken burası dışında herhangi bir yerde Adana kebap yenmeyeceğini, Adanalıların ne kadar dost ve misafirperver olduğunu öğreniyoruz.
Kentin önde gelen meslek kuruluşları tarafından kurulan, farklı alanlarda çalışmalarla adını duyuruyor. ATAK, turizm konusunda sürdürdüğü "Adana Sizi Bekliyor" adlı projeyle de çeşitli kurumlarla işbirliği yaparak kentteki turistik hizmetlerin gelişimini sağlıyor. Şehir içi turistik otobüs gezisi, gurme turu, kebap atölyesi gibi çalışmalar bu projenin sonuçlarından bazıları… Kentteki tüm bu yenilikler son zamanlarda gezginlerin ve ulusal basın yayın kuruluşlarının çokça dikkatini çekiyor.
Adana için yola çıkan ve tanıtımı için bir çok proje gerçekleştirenler iki kavram üzerinde yoğunlaşıyorlar “kalite ve marka şehir.” Marka şehir olmak için kolları sıvayan ATAK A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Atila Menevşe, global ekonomik düzende marka şehirlerin artık önemli bir olgu olduğuna da dikkat çekiyor. Menevşe, öncelikli olarak ATAK A.Ş. ile Adana'nın imajını daha üst seviyelere taşıyacaklarını belirterek şunları ekliyor: 'Adana bölge itibariyle mükemmel bir konumda. Ortadoğu, Afrika ve hatta Asya pazarları için bir merkez olabilir. Bu bölgelerin ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve buna gore ticari fayda sağlayacak girişimlerde bulunulması için Adana'ya yatırım yapılması rasyonel bir girişim olacağı mesajını vereceğiz. Adana'nın markalaşması için yapacağımız bu çalışmaların karşılığını bulacağını öngörüyoruz.”
ATAK A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü İlhami Günsel de, amaçlarının ulusal ve uluslararası çapta tanıtım olduğunun altını çizerek “Yerel, ulusal ve uluslararası platformlarda Adana için lobicilik yapmak ve kentimizin kalkınmasına katkısı olacak yatırım ve girişimleri hızlandırmak istiyoruz. ATAK'ın amacı “kar etmek” değildir. Yeni, farklı ve sürdürebilir projelere önayak olmak öncelikli hedefimiz olacaktır” diyor.
Bu projeyle, Adana'nın Lübnan ile turizm ve ticaret bağlantılarını güçlendirmek hedefleniyor. Lübnan'da gerçekleştirilen temaslarda o bölgenin turizm ve ticaret otoriteleriyle planlama yapıldı. Turizm Köprüsü içinse 50 kişilik Lübnanlı turizm heyetiyle Adana'da toplantılar yapıldı. Adana ve Beyrut firmaları arasında 189 adet ikili iş görüşmesi sağlandı, bağlantılar yapıldı. Projenin ikinci aşaması olan Ticaret Köprüsü için ise bu ay Lübnanlı işadamları ve yatırımcılar heyeti kentteki üretim olanaklarını görmek ve bağlantılar yapmak üzere Adana'ya gelecekler.
Adana'da tarım kökenli işsizlere istihdam olanağı sağlayacak projeler yürütülüyor. Deneme üretimlerine başlanmış olan projenin teknik paydaşı ise Çukurova Üniversitesi. Bu yıl çiftçi eğitimlerine ve örnek yatırımlara geçilmesiyle proje modellenecek ve yüksek sayıda istihdam olanağı sağlanması mümkün hale gelecek.








