
İnsan kaçakçılığı güzergahında bulunan Türkiye’den Avrupa'ya ulaşmanın tarifesi 3 bin euro’dan başlıyor. Bir grup avukat, milyarlarca dolarlık mülteci ekonomisine adeta meydan okuyor. Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, Müslüman coğrafyası ve diğer bölgelerden ülkemize sığınanlara hukuki destek sunuyor.
SERBEST PİYASA
2012’den bugüne dünyada 50 milyondan fazla insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bu, 2. Dünya Savaşı'ndan günümüze görülen en yüksek sayı. Türkiye ise, coğrafi konumu nedeniyle önemli bir güzergah durumunda. Suriye savaşının ardından 1,8 milyon insan ile dünyada en fazla mülteci barındıran ülkemizde yaşayan toplam mülteci sayısı 3 milyona ulaştı. Alınan dış yardım ise sadece 300 milyon dolar.
Mersin ve Muğla limanlarının çevresindeki kahvehanelerde kaçak göç pazarlığı yapılıyor. Afganistan’dan Mersin’e gelmenin bedeli 20 bin euro iken, buradan Yunan adalarına ulaşabilmek 3 bin euro Büyük hayallerle çıkılan yolculuk ya batan bir teknede ölümle ya da bir mülteci kampında bitebiliyor. Ümitlerin kırılma noktası ise Kumkapı Emniyet Misafirhanesi olabiliyor.
Derneğin Yayın Kurulu Başkanı Avukat Muaz Yanılmaz, kendi avukatlık bürosu olmasına rağmen, mülteci ve sığınmacılar için kendi deyimiyle 24 saat yardım edebilmek adına tetikte bekliyor. Günde kaç saatini göçmenlere harcadığını bilmeyen Yanılmaz, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor: “Sabaha karşı 5’te telefon gelir gidersiniz, bir insana yardım edebilmek için havalimanında saatlerce beklersiniz.” 1994’ten bu yana STK’larda faaliyet gösteren Yanılmaz, son yıllarda, Suriye başta olmak üzere Afgan, Çeçen, Mısırlı, Doğu Türkistan’dan aşırı bir insan göçü yaşandığını anlatıyor. “Bir avuç insana yardım etsek ne mutlu” diyen Yanılmaz, devam ediyor: “Mülteci dramının özellikle Müslüman coğrafyasında yaşanması daha da acı verici.”
Muaz Yanılmaz, Türkiye’de bulunan Suriyelilerin büyük birçoğunun ülkelerine geri dönmeme ihtimaline dikkat çekerek, uzun vadeli bir strateji ve kapsamlı bir göçmen politikamız olması gerektiğini söylüyor. Yanılmaz, “Normalde, avukat vekaletsiz görüşme yapamıyor, ancak mültecilerin çoğunun kimliği ya da pasaportu yok, haliyle bürokratik engellerle karşılaşıyoruz” diyor. Yanılmaz, nasıl büyük bir maceranın içinde olduklarını şöyle anlatıyor: Sadece yarım saatlik silahlı bir çatışmanın maliyeti, 100 bin dolar. Gerisini siz düşünün.” Muaz Yanılmaz, kendi işinden ve buradan kazanabileceği paradan ve sevdiklerine ayıracağı zamandan feragat ederek mülteciler için sarf ettiği emeğin nedenini şöyle açıklıyor: “Bu benim dışımda gelişen bir zorunluluk. Sebebini anlatamam. Yaşadıklarımızın ve elde ettiğimiz sonucun ilahi bir nedeni var. Bana düşen bir görev var.”
“Sürgün, bir insan ile doğup büyüdüğü yuvası arasında zorla açılmış gediktir" sözleriyle sonu Edward Said yazsın, iki dakika hüzünlenelim diyoruz ama ne mümkün. Güzel haberi alıyoruz, bizim Çeçen bebek, özgürlüğüne kavuşmuş. Adını bilmiyoruz ama önemli değil, siz 'orhanorhun' bile diyebilirsiniz. Biliyoruz ki, 'Mülteci mi Göçmen mi' diyerek ismine bile karar verememiş bugüne inat, yarın adıyla seslenecekler ona. Güven bana okuyucu. Hem ben sana iyi bir haber vereceğim demedim mi?






