
Bir zamanlar Orta Asya ve Kafkasya'nın ilim havzası olan Başkurdistan ekonomik kalkınma mücadelesi veriyor. Başkurt, Tatar ve Rusların içiçe yaşadığı Başkurdistan'da Sovyet döneminin ardından dine yöneliş sözkonusu.
Kazan ve Ufa Kafkasya'ya kadar uzanan İdil-Ural havzasının ilim, düşünce ve entelektüel merkezleri olarak çok büyük önem kazandı. Bu bölgede yetişen aydınlar Osmanlı'nın son dönemindeki fikri ve siyasi akımları derinden etkiledi. Yusuf Akçura, Ayaz İshaki, Ord. Prof. Zeki Velidi Togan, Prof. Abdulkadir İnan, Prof. Sadri Maksudi Arsal, Fatih Kerimi ve Sultan Galiyev de bu havzada yetişti. Osmanlı'nın son dönemlerinde bir akım olarak ortaya çıkan Türk Milliyetçiliği'nin kuramsallaşmasında bu isimlerin katkısı biliniyor. Mehmet Akif'in Safahatı'nda sık sık konuşturduğu büyük alim, dava adamı Abdulreşit İbrahim'in bu havzada yetiştiğini vurgulamak gerekir. Uzakdoğu'da İslam'ın yayılmasına büyük katkı sağlayan Abdulreşit İbrahim Efendi'nin annesi Başkurt.
Ruslara karşı kimlik ve bağımsızlık mücadelesinin büyük rehberlerinden olan Abdulreşit İbrahim, II. Abdulhamit ve Sultan Reşat dönemlerinde İstanbul'da da tanınan önemli bir aydındı. Kendisinin Batı ülkelerinin yanısıra başta Orta Asya olmak üzere İslam dünyasına yaptığı seyahatlerle ilgili anıları büyük yankı uyandırdı. 1857'de İdil-Ural bölgesinde doğan Abdulreşit Efendi 1933'te Türkiye'den ayrılarak Tokyo'ya yerleşmiş. Büyük bir İslam aydını olarak tanınan Abdulreşit Efendi 1944'te vefat etmiş. Stalin'in ortadan kaldırdığı muhalifi Sultan Galiyev'in yanı sıra Türkiye'ye yerleşen ünlü isimlerden Ord. Prof. Zeki Velidi Togan ve Prof. Abdulkadir İnan Başkurdistan'da doğdular.
Sadri Maksudi, Ayaz İshaki, Zeki Velidi 1917'de Ufa'da kurulan ve Rus Kızılordusu tarafından ilga edilen Muhtar İdil-Ural Hükümeti'nin önderlerindendi. Osmanlı İstanbul'unda eğitim gören ünlü aydın ve mücadele adamı Fatih Kerimi de keza İdil-Ural Hükümeti'nin içinde yer aldı. Rus edebiyat ve sanatının ünlü isimleri Puşkin, Tolstoy, Rudolf Nureyev, Gorki ve Mayakovski de Kazan-Ufa kültür havzasından etkilenen isimlerden. Dünya çapında ün kazanan Tatar asıllı balet Nureyev de Ufa'da doğup yetişmiş.
Türkler Başkurdistan'da eğitim alanında da örnek rol oynamışlar. Ancak geçen yıl Ufa'daki Türk liselerindeki öğretmenler Rusya'nın baskısıyla Türkiye'ye gönderilmişler. Söylentilere göre bu öğretmenlerin boşluğu hissedilince geri çağrılmaları gündemdeymiş. Bu okullarda çoğu bürokraside yer alan aydın kafalı insanlar yetişmiş. Başkurdistan doğal güzelliklerinin yanısıra çok zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip. Ancak bu zenginliğin halka yansıması henüz gerçekleşmiş sayılmaz. Başkurtlar, daha çok dağlarda ve köylerde, Ruslar ve Tatarlar şehirlerde yaşıyorlar. Başkurtlar içlerine kapanıklar ve geleneklerine düşkün. Tatarlar, daha girişimciler. Ruslar bürokraside ve orduda etkinler. Son yıllarda Moskova ipleri iyice eline almış.
Ufa'da bütün etnik topluluklar içiçe yaşıyor. Herhangi bir etnik topluluğa ait bir mahalle sözkonusu değil. Uysal ve sakinler. Eğlenceyi, gezmeyi çok seviyorlar. Tabii bir de büyük miktarda içki tüketimi olduğundan söz etmek gerek. Bu nedenle içki üreten şirketlerin dikkatini çekiyor. Sovyet döneminin kapanmasının ardından özellikle orta ve ortanın üstündeki kuşakta dine yöneliş sözkonusu. Dini yaşayış ve geleneklere bağlılık kırsala doğru gittikçe artıyor. Bu bölgelerde Türkiye'ye büyük bir sempati olduğundan söz ediliyor. Bir zamanlar Türkiye'de de moda halini alan, özel araçlardaki dini içerikli kelimeler burada da yaygınlaşmaya başlamış. Başkurtlar ve Tatarlar, "teşekkür" yerine "rahmet" kelimesi kullanıyor. Gözle görünür bir dindarlıktan söz etmek mümkün değilse bile Başkurtlar, Tatarlar dinlerine büyük bir saygı gösteriyorlar. Ufa'da gezerken dikkatimizi çeken şeylerden birisi de mağaza vitrinlerinin son derece gösterişsiz olmasıydı.
Sovyet döneminin sona ermesinden itibaren özel teşebbüs kıpırdamaya başlamış. Bunda başta Türkiye Türkleri olmak üzere yabancı yatırımcıların katkısı var. Başkent Ufa'daki yeni binaların ve alışveriş merkezlerinin büyük kısmı Türk müteahhitlerce yapılmış. Ufa'da faliyet gösteren firmalar arasında inşaat alanında İdil İnşaat, mobilyada İnoksan, içecek ve cam ambalaj sektöründe Efes Pilsen ve Şişecam başta geliyor. Tekstil ve hizmet sektöründe de çok sayıda Türk şirketi Ufa'da iş yapıyor. Ufa'daki Türk işadamlarından aldığımız bilgilere göre Başkurt ülkesinde ikibin kadar Türk işçi çalışıyor. 200 yakın işadamı ise Ufa'yı mesken edinmiş durumda. Şişecam'ın kurduğu Ruscam Fabrikası'nın temel atma törenlerinin yapıldığı 25 Haziran 2005 günü Ufa'da Ural-Türk İşadamları Derneği de törenle açıldı. Dernek Ufa'daki Türk işadamlarının öncülüğünde kuruldu. Ufa'ya 1993'te gelen ve bir süre taşeron olarak inşaatçılık yapan MADO Restaronlar Zinciri'nin sahiplerinden Erzurumlu işadamı İsmail Özhan, Ufa'daki ekonomik gelişmeyi, "Benim geldiğim yıl Ufa'da özel araç sayısı parmakla sayılacak kadar azdı. Şimdi özel araçlar caddeleri kaplıyor. Türk işadamları bir canlılık getirdi. Gördüğünüz alışveriş merkezleri Türk müteahhitler tarafından yapıldı" sözleriyle anlatıyor. MADO Restoranları'nın sahiplerinden Balıkesirli genç işadamı Mustafa Durmuş, Ufa'ya sekiz yıl önce yakın akrabası İsmail Özhan'ın davetiyle gelmiş. 4 adet restoran ve yanı sıra Cafe Kapitol'ü açmış. Durmuş, "MADO'nun Kazan'da da şubesini açacağız. Ufalılar Türk mutfağına büyük ilgi gösteriyor. En fazla lahmacun, döner ve baklava tüketiliyor" diyor.
----------------- imza------------------
----------------- imza------------------







