Gündem Bir daha darbe ve cuntalar ile karşılaşmamak için

Bir daha darbe ve cuntalar ile karşılaşmamak için...

Ülkemiz tarih boyunca var olduğu her devirde güçlü bir devlet yapısı ve köklü bir medeniyete sahip olarak hayat sürmüştür. Dünden bu güne aynı hassasiyetle devam eden bir yapısal sistem mevcuttur.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Gündem
Gündem

SERDAR BOZDOĞAN

Düşman bizi cephede yenemediği için fitne ve tahkiye ile kamufle olarak FETÖ/PDY vb. örgütsel oluşumlar içerisinde devlet kurumlarına sızıp güç ve makam elde ederek varlık sürmek istemiştir.

Renk değiştirerek gizliliğe bürünüp hastalıklı örgütsel bir yapılanma ile devlet bürokrasisi ve kamu yönetimi faaliyetlerini zedeleyerek devlet ve millet arasında uçurumlar açmayı arzuladılar.

Bu zararlı faaliyeti gerçekleştirirken maddi olanakların yanı sıra insanları kendi düşünce eylemlerine sevk edebilmek için manevi değerler ve dini kaideler üzerinden işlevsel bir çalışma gerçekleştirip toplum ve milletin zihinlerini tahrip ederek dezenformasyon işlemini uygulamaktadırlar.

Kendisi yerli olsa da beyni yabancılaşmış bu kitle oluşumları kaostan beslenen illet bir zihniyete sahiptirler. Devletin bekası, milletin refahı ve ülkenin selametine büyük bir tehlike arz eden bu oluşumlar ana stratejilerini düşman yâ da dost görünümlü düşman ülkelerin etki casusları vasıtası ile temin ediyorlar.

Selçuklu ve Osmanlı imparatorluğunun çöküşüne neden olan bu yapılar günümüzde FETÖ/PDY ve diğer terör örgütlerini kılıf olarak kullanmaktadırlar.

1960 cuntası ile canlanıp, 1980 ihtilali ile güç kazanan, 28 Şubat darbesi ile kanatlanan, 7 Şubat MİT krizi ile gövde gösterisi yapan, 17 ve 25 Aralık yargı darbesi ile alenen gün yüzüne çıkan bu yapılar daima manevi değerleri kullanıp kirli emellerini yürütmek istemişlerdir.

Serdar Bozdoğan

15 Temmuz da devletin halka ve hakka hizmet için sunduğu imkân ve yetkilerle utanmadan vatana ihanetin sergilendiği ve bizzat vatanın nihai koruyucusu olan milletin tokadı ile ıslah olan bu zararlı oluşumlar önlem alınmadığı takdirde gelecek zaman diliminde yeniden teşebbüste bulunmayı hedefleyecektirler. Bu seferki sızma hedeflerinde uluslararası büyük sivil toplum kuruluşları ve uluslararası büyük hukuk kulüpleri bulunmaktadır.

Nitekim bugün ülkemizde geleceğe yönelik bir adım atarak bir daha darbelere geçit vermemek için hazırlanmalıyız. Stratejik bir plan ve program içerisinde yalnızca ihtilal, darbe ve cunta girişimlerine karşı mücadele edecek, anayasayı koruyacak milli bir güvenlik ve enformasyon ağına ihtiyaç duyulmaktadır.

Cumhurbaşkanı ve Başkomutan adına faaliyet edecek darbe ve darbe girişimleri ile mücadele edecek özel bir daire kurulmalıdır.

Özel bir işlevsellik içerisinde teşkilatlanan ülke genelinde ve yurt dışında faaliyet edebilme hakkına sahip olan bir mekanizma içerisinde milli hedefler doğrultusunda yol alarak devletin bekası ve milletin bütünlüğü koruma altına alınmalıdır.

Cunta girişimi ve darbelerle mücadele, paralel devlet yapılanmaları ile mücadele, yolsuzluk ile mücadele, kamu yönetimi, emniyet, güvenlik, diplomasi ve milli güvenlik istihbaratı konulu çalışmalar ve bu alanlarda devlet çapında koordinasyonun sağlanması, ilke ve prensipleri direkten cumhurbaşkanına bağlı olan özel bir birim tarafından gerçekleştirilmelidir.

Böylelikle bir daha darbelerin yaşanmayacağı bir ülke içerisinde güven ve huzur içerisinde ihanet ve tefrikalardan uzak bir hayat sürmek mümkün olacaktır.15 Temmuz’ dan sonra ki gelişmelere baktığımızda yerli ve milli üretim arttı. Askeri stratejimiz güç kazandı. Sınır ötesi operasyonlar başarılı bir şekilde yönetiliyor. Uzay sanayi alanında büyük ilerlemeler sarf ettik.

Daha nice başarılı gelişmeler çalışma aşamasındayken FETÖ/PDY ve diğer terör örgütlerinin karşı hamlelerini göz ardı etmemeliyiz.

Düşmanın ne düşündüğünü bilmek onu kendi aklı ile mağlup etmeyi sağlar. 15 Temmuz sonrası FETÖ/PDY ve diğer terör örgütleri faaliyeti bırakmadı. Tam aksine yer altına çekilip medya, sosyal medya ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarına gerçekleştirdikleri sızma girişimi ile devam etmektedirler. Üstelik daha önce parça ve bölünmüş ekoller ile sızma girişiminde bulunan bu yasa dışı terör örgütleri şu an birlik ve konsept halinde sessiz bir şekilde çalışmalar yürütmektedir.

Süreç içerisinde etkiye tepki aşamasında aksiyonun kontrolü devletimiz tarafından koordine edilerek mücadele etmeliyiz.

Bu süreçte mücadele yalnızca yargı kurumuna bırakılmamalı. Sosyolojik, psikolojik, kamu yönetimi, medya, sivil toplum kuruluşları desteği ile birlik içerisinde ve devlet -millet bütünlüğü ile yürütülmelidir.

Bunun için de Başkomutan unvanına sahip Cumhurbaşkanı himayesinde ve yalnızca Cumhurbaşkanından emir alıp rapor veren FETÖ/PDY ve terör örgütleri ile mücadele edecek bir devlet birimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kurumun ana vizyonu 15 Temmuz darbe girişimi ile mağlup edilen FETÖ/PDY ve diğer terör örgütlerinden kurtarılan Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini 21. Yüz yılda darbe, cunta ve psikolojik harbe karşı korumak, kollamak ve güvence altında muhafaza etmek olmalıdır.

Abone Ol Google News
Lübnan'da Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili soruşturmanın gecikmesi protesto edildi
Dünya

Lübnan'da Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili soruşturmanın gecikmesi protesto edildi

Lübnan'da ticaretin kalbi olan Beyrut Limanı'nda 4 Ağustos tarihinde meydana gelen patlamayla ilgili gerekli soruşturmanın gecikmesi hayatını kaybedenlerin yakınları tarafından protesto edildi. Nezih ve şeffaf bir kararla adaleti yerine getirmesi için Lübnan yargısına imkan tanıyacaklarını belirten göstericiler, insaflı bir karar alınmaması halinde ülke sınırlarını aşacak tutum sergileyecekleri uyarısında bulundu.
Meral Akşener'den
Gündem

Meral Akşener'den "HDP ile ortak anayasa" sorusuna cevap: Millet aç aç

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile ortak basın toplantısı düzenleyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ortak anayasa çalışması yapılmasına yönelik soru sorulması üzerine “İnsanlar aç. Bu tip yalan tartışmalara uzun uzun cevap vermek ayıp. İYİ Partiden kimse bu sorulara cevap vermeyecek“ diyerek konuyu kapattı.
Minsk Grubunun 28 yıl boyunca çözemediği kriz 44 günde çözüldü
Dünya

Minsk Grubunun 28 yıl boyunca çözemediği kriz 44 günde çözüldü

AGİT tarafından 1992'de kurulan ve 6 Aralık 1994'ten bu yana eş başkanlıklarını ABD, Fransa ve Rusya'nın yürüttüğü Minsk Grubu, Dağlık Karabağ krizinde ateşkes çağrısı ve müzakere yapmaktan öteye gidemedi. Üç ülke yıllarca Dağlık Karabağ krizinin çözümünü AGİT Minsk Grubundan beklese de Ermenistan Azerbaycan toprakları üzerindeki işgaline devam etti. Grubunun bu etkisizliği ve sessizliği karşısında Ermenistan 27 Eylül'de Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'a karşı yeni provokasyonlara girişti. Azerbaycan ordusu, bu tarihten itibaren Karabağ'da başlattığı karşı operasyonda 9 Kasım'a kadar 5 il, 4 kasaba ve 286 köyü işgalden kurtardı. 44 günde cephede yenilen Ermenistan, 10 Kasım'da Azerbaycan ile Dağlık Karabağ'daki çatışmalara son veren anlaşmaya imza atmak zorunda kaldı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.