Dünyanın 3. büyük tohum bankası olan Türkiye Gen Merkezi kapılarını Yeni Şafak''a açtı. 250 bin tohum çeşidinin bulunduğu merkezde buğdayın atası, 10 bin yıllık tohum şifreli özel bölümde korunuyor.
Dünyanın 3. büyük tohum gen bankası Ankara'da bulunuyor. Türkiye'nin sahip olduğu zengin çeşitlilikteki bitkilerin gen kaynaklarının korunması için Türkiye Gen Bankası'nın kurulduğunu söyleyen Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak, yerel çeşitler başta olmak üzere bitki genetik kaynaklarını toplamak ve kayıt altına almak için üniversiteler, diğer kamu kurumları ile ortak araştırma faaliyetlerini sürdürdüklerini dile getirdi. Türkiye'nin, dünyanın en fazla biyoçeşitliliğine sahip ülkelerinden olduğunu ifade eden Burak, 'Buğdayın atası olan tohum bizim tohum gen bankamızda var. Ankara'daki tohum gen bankası dünyanın 3. büyük gen bankası durumunda' dedi.
Ankara Gen Bankası'nda 250 bin tohum çeşidinin bulunduğunu söyleyen Masum Burak, 'Uzun vadeli tohumları -18, -29 derece, orta vadeli tohumlar için -5 , günlük kullanım için 0-3 derece arasında muhafaza ediliyor. Kuraklık olduğunda kullanabileceğimiz tohum çeşitleri var' dedi. Ankara Tohum Gen Bankası'nın herkesin ziyaretine açık olduğunu söyleyen Burak, 'Gen Bankası'nın bazı bölümlerine herkes giremiyor. Şifreli kısımlar var. Şifresini bilen girebiliyor' şeklinde konuştu. Gıda güvenliği açısından hiç bir sorunu olmayan tohumlar bıraktıklarını dile getiren Burak, 'Gelecek nesillere aktarmış oluyoruz. Bu tohumları şimdiki araştırmacılar alıp melezleme yaparak ticarette verimliliği artıyoruz. Tohumların sürdürebilirliğini sağlıyoruz. Türkiye'nin tohumda dışa bağımlı olduğu dönemleri geride bıraktık. Buğdayda verimi 200'den 600'e çıkardık. Pirinçte dışa bağımlıydık, şimdi dış ülkelere satıyoruz. Tohumları yurt dışına satıyoruz' diye ifade etti. Burak, 2 gen bankası olduğunu bunlarda 86 bin 600 ton tohum muhafaza ettiklerini söyledi.
Türkiye Gen Merkezi kapılarını Yeni Şafak'a açtı. Türkiye Gen Merkezi Araştırma Mühendis Akın Aras, yerel çeşitler, biber, domates, kavunlar, Ayaş domatesi, üvez, mercimek, fasulye, 10 bin yıllık buğdayın atasının Türkiye Gen Bankasında olduğunu söyledi. Türkiye'de özellikle tahıl grubunun buğday, arpa, fasulye, nohut, yem bitkilerinde kullanılan tohumların yaklaşık yüzde 80'inin ıslah mantığında geliştirilmesinin yapıldığını belirten Aras, 'Burada çiftçiye tohum dağıtılmıyor. O tohum dağıtma işini TİGEM yapıyor. Bilimsel olarak çalışıyoruz. Biz burada tohumu yetiştiriyoruz. Haymana'da 6 bin dönümlük çiftlik var. Orada denemeleri yapıyoruz. Deneme sahası laboratuarda geliştirdiğimiz çeşitler orada uygulamaya geçiyor. Tohumların devamlılığını sağlıyoruz' dedi.
Tahıl ve baklagil ürünleri çok önem verilen tohumların ilk sırasında geliyor. Ana vatanları Türkiye olduğu için ürünler kaybedilmiş değil. Tohum gen bankası tohumlarla ilgili ancak, tohumla çoğalmayan ağaçlı olan meyveler de var. Bunlar aşı ile çoğaltılıyor. Bunun için de gen bahçeleri kurulmuş. Türkiye'nin 16 araştırma enstitüsünde 8 bin 200 asma ve meyve çeşitleri var. 1200 yerli asma ise Manisa ve Tekirdağ'da oluşturulan bağlarda korunuyor.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa küçükbaş hayvanda halk elinde programı başlattıklarını dile getiren Masum Burak, 'Yerli ırkları halkımıza veriyoruz. Bunların kayıtlarını alıyoruz. En sonunda en iyisini seçip başka bir çiftçiye veriyoruz. Bu yıl bu programın sayısını 75 vilayete, hayvan sayısını 1 milyona çıkardık. Bizim bu yıl ödememiz 50 milyon TL. Karşılıksız olarak parayı veriyoruz. Anadolu Manda'da aynı çalışma yapılıyor. 20 bin mandaya destek veriyoruz. 2013'te çiftçiye 9 milyar nakit karşılıksız ödeme yapılacak. Gübre, mazot ve tohum desteği verilecek. Ürünü satınca bir de prim ödemesi var' dedi.
Hibrit yöntemiyle melezleme yönteminin aynı olduğunu söyleyen Burak, 'Hibritin anası, babası belli olduğu için tekrardan üretim alabilirsiniz. Hibrit seracılıkta var. Seracılıkta özellikle hibrit tohumu çok önemli. Yüzde 45 yerli hibrit tohumumuz var. Biz bunları yurt dışına satıyoruz. Bunlar da seralarda kullanılan tohumlardır. İsrail tohumu denilen bunlardır. Şimdi biz İsrai'e o tohumlardan satıyoruz. Hibrit tohumları ürün verir ama 1. nesil kadar vermez. Hibrit'in GDO ile hiçbir alakası yok' diye konuştu. Üretilen hibrit tohumların Türkiye'nin yüzde yüzünü karşıladığını söyleyen Burak, 'Serbest piyasa olduğu için çiftçilerin alıştığı firmalar var. Bizimki ve diğerlerinin verimliliği aynı, bizimki onların üstüne çıktığı anda bize dönecek' şeklinde konuştu.
Türkiye Tohum Bankası Bankası bünyesinde çeşitli alt birimler bulunduğunu söyleyen Akın Aras, bitki müzesi, bitki molekülleri biyoloji laboratuarları, kurutma ve paketleme ünitesi, soğuk depolama odaları olduğunu belirtti. Aras, bitki müzesi odasında 60 bin tane çeşit saklanabildiğini söyledi. Tohum canlılık testleri rutin olarak yapılıyor. DNA parmak izi çalışmaları yürütülüyor. Bu bölüme kartsız girilemiyor. Soğuk depolama odaları, gen bankasında baz koleksiyonundaki örnekler tohum canlılığını korumak için sıfırın altında saklanıyor.
Anadolu'da tohum toplama çalışması yaptıklarını ifade eden Aras, 'Çiftçilerde hiç ticari olarak kullanılmamış buğday, arpa, mercimek, nohut, mısır, pirinç fark etmez ürünleri buluyoruz. Çiftçilere bir anket yapıyoruz. Hangi amaçla ekiyor, ne gübre kullanıyor. Aldığı verim nedir, attığı tohum nedir gibi sorularımız oluyor. Aynı zamanda numune alıyoruz' dedi.
GDO ürünlerin normal olmayan yollarla genlerin aktarılması olduğunu belirten Doç. Dr. Masum Burak, 'Dünyada soya, mısır, pamuk, şeker pancarı ve patates ticareti yapılan GDO'lu ürünler. Bunların Türkiye'de satımı yasak. Sadece gıda ve yem amaçlı ithalat yapmak isteyenler başvuru yapılabilir. Şu ana kadar da gıda amaçlı izin verilmiş değil. Sadece yem amaçlı soya, mısır serbest. İzinsiz GDO'lu ürün getirene hapis cezası var' dedi.






