DEBA ve DENTEKS gibi dev kuruluşlarını da küresel krizle yitiren Denizli, bir yandan girişimciliğinin kökeni ahiliği yeniden yorumlarken, diğer yandan da bankalarla ilişkileri, markaların batış nedenlerini, Çin ve Hindistan gibi rakiplerle işbirliğini ve bundan sonraki yatırımların niteliğini derinlemesine sorguluyor
Özellikle havlu-bornoz grubunda dünya çapında bir üretim üssü olan Denizli, her ekonomik krizde olduğu gibi küresel krizde de büyük kayıplar yaşadı. 1994 krizinde EMSAN'ı, 2001'de ise dünyaca da bilinen EGS'yi yitiren Denizli, 2008 sonunda dip yapan küresel krizde de DEBA ve DENTEKS gibi dev kuruluşlarını üretim dışı bıraktı. DEMPA ve DEĞİRMENCİOĞLU gibi devler ise boyahaneleriyle kısmen çalışıyor. Peki Denizli'nin lotomotifi olan bu devler nasıl bu hale geldi? Hepsinin kendine özel hikayesi olmakla birlikte hazin sonlarının ortak yönleri de var. İki dönem Denizlispor başkanlığı yapan ve takımını UEFA 4. tura da çıkaran DEMPA'nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Baysal, nasıl bu hale geldikleri hakkında sorularımızı şöyle cevapladı:
Bizim bankalarla hiçbir sorunumuz yoktu. Yeni bir firma değiliz ki… 1973'lerde Denizli'de kurulan büyük ilk fabrikalardan birisiyiz. Son 10 senede 37 milyon lira faiz ödemişiz. Yabancılara satılan bankaların yetkilileri gelip, 'Biz bankayı sattık. Hesabı bir an önce kapatın' baskısı yapmaya başladılar. Biz de birikmiş paramızla bazı bankalardaki hesapları iyi niyetle kapatınca bu duyan diğer bankalar, 'Niye onlarınkini kapatıp bizimkini kapatmıyorsunuz' deyip onlar da aşağı yukarı 1 milyon dolardan fazla paramıza el koydular. Birden bire biz sıkışıklığa girdik. Bankaların patron ve yöneticileri değişince çerçeveye düz bakıyorlar. 35 yıllık müşteriyi görmüyorlar. Biz parayı kaçırmadık, kumarda yemedik.
Elin gavuru, bir bahane uydurup paranızın üzerine yatıyor. Şu anda benim hemen hemen her ülkede bir avukatım var. Bunlar, ABD ve İngiltere gibi ülkelerde yaklaşık 2.5 milyon avro alacağımızın peşine düştü. Yaptığımız ihracatın parasını alamıyoruz. Burada bu tür firmaların bir listesini yapıp bütün ihracatçı birlikleri ve bütün sanayi-ticaret odalarına duyurup kara liste yapmak lazım. Bu firmalar ilk bir-iki ödemeyi yapıyor, ancak sonraki büyük yüklemelerde bir sebep uydurup paranın üzerine yatıyor. Bu şekilde birçok Denizli firması dolandırıldı. Bu nedenle teyidli akredetif açılmadan yükleme yapılması durduruldu. Ancak ABD'ye akredetifli gönderdiğim 9 tırlık malda da benzer problem yaşadık. Mal gittikten sonra adam ben çekmiyorum diyor, ne yapabilirsiniz? Bunu fiyatı daha da düşürmek için yapıyorlar. Bize yüzde 50 indirim teklif ettiler, sonra yüzde 30 indi, yüzde 12.5'e anlaştık ve TIR'ları çekti.
DEMPA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Baysal, otomotive verilen teşviklerin kendilerinden esirgenmesinin sonucunu şöyle özetledi: “DEBA, DENTEKS, DEĞİRMENCİOĞLU ve DEMPA gibi 4-5 fabrikadan en az 4-5 bin kişi işsiz kaldı. Bugün bu tesisleri 150 milyon dolardan aşağıya kuramazsınız. 20-25 milyon dolarla bu kadar işçi çalışıyor olabilirdi. Şu anda hükümetin, bu 5 bin kişiye istihdam sağlamak için en az 150 milyon dolarlık yatırım yapması gerekir.”
Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Keçeci, şimdiye kadar birçok markanın batırıldığına dikkat çekerek, Denizli'de markaların neden yaşatılamadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı. DEBA ve DENTEKS gibi tekstil devlerinin üretimi durdurması yanında EMSAN ve EGS gibi markaların da tarihe karıştığını hatırlatan Müjdat Keçeci, “Bizim için, Denizli için bu kurumlar çok önemli. Çünkü biz bunlara zor sahip olduk. Ancak birer birer ekonominin dışına itirek sıfırlıyoruz” diye konuştu. Yaşananlardan ders alınması gerektiğini vurgulayan ve bunun için üniversiteleri göreve çağıran Müjdat Keçeci, şöyle devam etti: “Bu devlerin neden bu hale geldiğini ben hâlâ bilmiyorum. İktisat ve ekonomi fakülteleri neden bunları bize ders haline getirmiyorlar? Bunların sorgulanmaları gerekiyor.”
Denizli'deki girişimciliğin temelinde Ahi Sinan isimli ahi ustasının bulunduğunu belirleyen bir grup girişimci, Ahi Sinan Esnaf, Tüccar ve Sanayiciler Yardımlaşma Derneği'ni (AHİYAD) kurarak yeniden bir çıkış arayışına girmiş. Ahi Sinan Pansiyonu ile iş hayatına yeni atılan gençlere otel konforunda kalacak yer yapan AHİYAD, şehrin mazisinden gelen Ahilik kültürünü yaşatmak ve yaymak için AB projesi geliştiriyor. AHİYAD Başkanı Ali Ordu, AB'den elde edilecek kaynakla Ahilik kültürünü AB'ye taşıyacaklarını söyledi. Ali Ordu, 2010 Ahilik bayramını Denizli'nin yeniden çıkışının miladı olarak kayıtlara geçirmek için çalıştıklarını anlattı.
Kendisi de tekstilci olan ve döşemelik kumaş üreten Denizli Sanayi Odası Meclis Başkanı Mehmet Tosunoğlu, “Denizli tekstilden, tekstil Denizli'den kopamaz” dedi. 10 milyar dolarlık yatırım yapıldığı belirtilen Denizli makine-ekipman altyapısını söküp başka bir yerde çalıştırılmasının mümkün olmadığını belirten Mehmet Tosunoğlu, şöyle devam etti: “Bizi bitiren, devletin tekstile alternatif aramasıdır. Ekonomiye katkı yapacak başka sektörler vardır, ancak bunlar tekstile alternatif değildir. 'Alternatif arıyorum' veya 'Başka bir iş yap' dendiği zaman tekstilciyi öldürürsün. Bizim alternatifimiz yok.”
Her biri yaklaşık 2 bin kişi çalıştıran ve 3-5 mil-yon dolara kurtarılabilecek olan DEBA ve DENTEKS gibi devlerin bugün 100-150 milyon dolara kurulamayacağına dikkat çeken Mehmet Tosunoğlu, istihdam kaybı endişesiyle otomotive verilen ÖTV teşviği gibi tekstile de bir destek verilmemesinden yakındı. Kendi firmasının ihracatında bu yıl 2009'a göre yüzde 25 artış beklediği bilgisini veren Tosunoğlu, bundan sonra yatırımları makineden ziyade pazarlama ve yeni ürün geliştirmeye yapacaklarını vurguladı.






