Ersin Çelik-İbrahim Ufuk Kaynak
Sapkın milyarder Jeffrey Epstein’ın kurduğu fuhuş ağına dair yeni yargı belgeleri, küresel sistemin merkezindeki kirli ilişkileri yeniden tartışmaya açtı. Yeni Şafak İnternet Yazı İşleri Müdürü Ersin Çelik ve Stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza Büyük Resim programında bu ağın kökenlerini analiz etti. Kaynak, "Bunların hepsi aslında 1911’de Hollywood’un kurulmasıyla gerçekleştirilmeye çalışılan, içerisinde Allah’ın veya Tanrı’nın olmadığı bir öğüt. Yeni bir medeniyet kuracaklar. Bu onun bir parçasıydı." ifadelerini kullandı.
ABD’de çocuklara yönelik fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein’a ilişkin açıklanan yeni belgeler, dünya gündemindeki etkisini sürdürüyor. Hafıza Büyük Resim’de Yeni Şafak İnternet Yazı İşleri Müdürü Ersin Çelik ve Stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, kamuoyunda tanınmış pek çok ismin yer aldığı bu dosyayı mercek altına aldı. Küresel elitlerin dahil olduğu bu organizasyonun ekonomik ve sosyolojik altyapısını değerlendiren Kaynak, kurulan mekanizma hakkında, "Bu adamlar pis bir düzen kurdular. Paranın bütün kaynağı hırsızlık ve vahşetten geliyor. Bizim namussuzluk dediğimiz her şey, onların kurduğu bu medeniyette gayet normal karşılanıyor." dedi.
Çelik ve Kaynak Hafıza Büyük Resim’in son bölümünde şu başlıklara değindiler:
Dünya bir rezaleti konuşuyor. Biz de konuşuyoruz, konuşacağız. Bu malum birkaç gündür gündemimizde olan Epstein Adası’nda yaşananlara dair, o ada merkezli yazışmalara dair bir sürü ifşaat var. Politik olarak bunun nasıl okunması gerektiğini, yorumlanması gerektiğini altını çizmemiz lazım. Politik sonuçları olması gereken bir ifşaatla karşı karşıyayız. Sizin ilk yorumlarınız neler?
Sizinle 4,5 yıl oldu ilk başladığımızdan bu zamana. İlk 20 bölümde aslında hep bunları anlattık. Dünyada bir vahşet medeniyeti var. Bu vahşet medeniyetinin yaptıklarını tek tek söylemeye çalıştık insanlara. Bunlar bizim gibi giyinirler; dıştan baktığında her şey mükemmel görünür. Ama bambaşka bir hayat yaşarlar. Hemen o mesai bittiğinde bambaşka bir biçime bürünürler. Türkiye içerisinde biz şöyle yetiştirildik: İşte bizim ülkemiz var, dünyada başka ülkeler; onlar daha fazla çalışıyor, o yüzden daha fazla zengin oluyor falan.
HOLLYWOOD KURMAYA ÇALIŞTIKLARI MEDENİYET ÇÖKTÜ
Bu paranın sahipleri var. Bu adamlar pis bir düzen kurdular ve paranın bütün kaynağı da baştan ayağa aslında haramdan geldi. Hep hırsızlık, hep çalıntı, hep vahşet. Bize öğretilen bilgileri sorguladık. Dedik ki bizim eski bilgi kaynağımız neydi? Ana Britannica da Meydan Larousse. Bilgi kaynağını değiştirdiler. Onlar yazdılar. Biz onların yazdıklarını öğrendik. Onlar çerçeveyi koydular. Bizim başladığımız nokta onların koyduğu çerçevenin içerisinde dolaşmak oldu. Bunun dışına bir türlü çıkamadık. Tarihi değiştirdiler. Ekonomiyi değiştirdiler. Biz dedik ki: "Hani Merkez Bankası bağımsızdır diyorlar, niye bağımsız olsun?" dedik. Benim ülkemin Merkez Bankası ise bana bağlı değilse kime bağlı? Bağımsız bir şey olabilir mi? Kendi başına ayakta duracak. Kim kontrol edecek bir devletin bütün varlığını? Bunu sorgulamamız lazım. Bunların hepsi aslında 1911’de Hollywood’un kurulmasıyla gerçekleştirilmeye çalışılan, içerisinde Allah’ın veya Tanrı’nın olmadığı bir öğüt; yeni bir medeniyet kuracaklar. Bu onun bir parçasıydı.
Bize göre; onlara göre gayet normal. Bu adamların inandıkları değerlerle bizimkiler arasında uçurum var. Dışarıdan bakıldığında eğer bir vatandaş: "Ben çocukları korumak için işte UNICEF yaptım, bilmem ne çocuklara yardım derneği kurdum" falan diyorsa ben ilk başta hep oradan şüphelenirim. Adam işi gücü bırakmış. Bu işlerle uğraşıyor öyle mi? Bu çok safdillik.
Çok da büyük paralar dönüyor öyle böyle değil yani.
Çocuklara yardım yerine bütün çocukları kaçırıp pis emellerine alet eden bir vahşet grubu var. Ve paraya, eğlenceye herhangi bir konuya tamahı olan bir insanı anında alaşağı ediyorlar kendi şeylerinin içerisine. Birazcık kaydığın anda zaten gittin.
Bu, bugün konuşulan bir mesele değil aslında. 2004'ten, 2005'ten sonra Amerika’da konuşulan, özellikle bu Florida’da başlayan bir soruşturma vardı. O soruşturmanın üzerini kapattılar. Epstein ilk orada yargılandı. Ona orada göstermelik yarı ev hapsi cezası verdiler. O cezayı veren savcı da bakan oldu Amerika’da. Yani o cezayı veren savcıyı bakan yaptılar yani üzerini kapatıp.
Ama daha sonra bu dosyalar, Florida’dan çıkınca özellikle 2020 yılından sonra siyasilere dokunmaya başladı. Siyasilere dokununca bürokrasiye, iş dünyasına uçları dokundu dokundu ve ortaya belgeler çıkmaya başladı.
TRUMP SİYONİSTLERİ TASVİYE Mİ EDİYOR?
Yargı. Bu arada Epstein içeride öldü. Hapiste öldü güya ama infaz edildi. Yani buna Amerika’da hiç kimse inanmıyor öldüğüne. Öldürüldüğünü düşünüyor. 2024’te bu belgeler kamuya açık olarak yayımlanmaya başladı. Ve bu belgeler üzerinden Trump sıkıştırılıyordu bir dönem. Trump tehdit ediliyordu. Trump seçildi, belgeleri eline aldı. Benim gördüğüm o. Şu anda bir tasfiye süreci başlattı. Bu çivisi çıkmış dünyanın duvarını Trump yıkıyor şu anda. Her şey ortaya saçılıyor. Peki ne olacak? Ne bitecek? Yani bu belgeleri sadece tabii ki özünde sapkınlık var, vahşet var; yani sapkınlığın da sınırı yok bu arada. Yani biz burada böyle çok açıkça konuşmak istemiyoruz. Ar ediyoruz. Fakat işin içinde çok politik meseleler var. Ortaya çıkan belgelere baktığımızda, okuduğumuzda hemen her ülkeye bu Epstein üzerinden bir bağlantı kurulmaya, bir kanca atılmaya çalışılmış. Cumhurbaşkanımızla görüşen bir bakana bile kanca atmışlar, bilgi almaya çalışmışlar vesaire.
Ama özellikle ülkelerin dışişleri bakanlarından...
İşte dışişleriyle çok fazla ilgilenmişler. Fakat dönüp baktığımızda bir şey var: Dünyaya nizam veren, akıl veren, yön veren, gençlerin zihin dünyasını çelen, nesilleri iğdiş eden, toplumları zihnen işgal eden ekosistemi kuran bu eğlenceli içerik, Hollywood, işte bilgisayar teknolojilerinin bütün ağababaları bu adada ortaya çıkıyor.
Merhum Necmettin Erbakan Hoca'nın Siyonizm ile ilgili yaptığı uyarılar; Siyonizmin nasıl bir bela olduğunu, nasıl çalıştığına dair uyarıları, hep komplo teorisi olarak adlandırıldı.
Tabii tabii. İlk başta herkes öyle düşündü.
Allah rahmet eylesin Kadir Mısıroğlu’nun analizleri, öngörüleri. "Deli saçması" dendi. Hayır işte bugün geldiğimiz noktada haklı çıktılar teorilerinde. Siz hocam 4,5 yıldır burada konuşuyorsunuz. Siyonizmin damarından, ana kaynağından başladınız siz. Tapınak Şövalyeleri’nden başladınız. Altın Buzağı’ndan başladınız. Ama geldiğimiz noktada: "Allah Allah! Ya bunları söylüyorlardı ama biz hiç de inanmıyorduk. Bize hikâye gibi geliyordu." demeye başladı insanlar.
Şu anda hâlâ daha gerçek anlamda oturmuş değil. Çok yakında daha fazla anlaşılacak.
Benim her zaman dilimin ucuna gelip söylemek istediğim ama bir türlü söyleyemediğim şeyler vardı. Onlar da aslında hep bunlarla ilintili. Çünkü toplum hazır değildi. İnsan ilk duyduğunda böyle bir şeyi diyor ki: "Ya bu kadar da saçmalık olmaz!" Hatta bazıları çok az da olsa altına yazıyor: "Bu ne içiyor ne yiyor?" falan diye. Ne kadar ayıp. Keşke bir düşünselerdi, keşke bir bilebilselerdi. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Bir bilebilselerdi.
“SİYONİZM VAHŞET MEDENİYETİNİ DİZAYN EDİYOR”
Bizim karşımızda inanılmaz bir yapı var. Bu yapının herhangi bir dinle de bağlantısı yok. Siyonizm zaten kendi başına bir din bile değil. Bambaşka bir vahşet medeniyetini dizayn etmeye çalışan bir yapı. Ve biz dedik ki bunların ana temelleri tam milattan önce 4000’lere kadar gider. Lucifer’e kadar gider. Bunların taptıkları Tanrı anlayışı bile hâlâ çok arkaik. Ama oradan ortaya çıkarak bir düzen kuruyor. Bizim kötü dediğimiz her şey onlarda iyi. Bizim namussuzluk dediğimiz her şey onlarda en normali. Ben o kadar zaman yurt dışında kaldım, o kadar değişik ülkelerde bulundum, bir şey gördüm. Diyelim 10 kişi toplanmış, herhangi bir şeyden dolayı zikir çekiyorlar. Allah’ı anacaklar. "Allah Allah Allah Allah" diyorlar. Bunun anında görüntüsü nasıl biliyor musun? Şunu alırlar bütün dünyaya yayarlar: "Dünyanın sonu geldi." Bu zikrin sonucunda sanki her şeyi bitirecekmiş gibi. Bunu yapan adamlar kendileri gençleri alırlar; eğlence mekanlarında, sokaklarda sırtları yerde dönerler. Yok "rock müzik" derler, bilmem ne derler.
Kafalarını sallarlar hiç durmadan.
Aynen deli gibi, deli gibi en anlamsız hareketleri yaparlar. Bu çok kolay. Sesini kısın, herhangi bir müzikle oynayan birisinin bir hareketlerine bakın; akılcı hiçbir şey yoktur ortada.
Ama bunu sanat olarak sana satarlar.
Bunlar topluma normal geldi. Bunlar gençliğe sanki olması gereken bu gibi geldi. Adam kendini yırtıyor, hiçbir sebep yok ortada. Müziklerin bazılarının insan ruhunu azgınlaştırdığını bal gibi herkes biliyor. Bunu psikolojide araştırma yapanlar da söylüyorlar zaten.
Hayır, şifa olduğunu da biliyoruz. Osmanlı’da şifa olarak kullanılıyordu tasavvuf.
Bu bahsetmiş olduğumuz vahşetin her ayağı var. Zaten şimdi ismi geçenlerden bazılarına girdiğimizde adamların ne yapmak istediğini daha kolay anlayacağız. Çünkü önümüzde bir liste var işte. Jeffrey Epstein’in kendisi sıradan bir adam; birdenbire bankacılık yapmaya karar veriyor, bir bankada çalışıyor. Daha sonra ilginç bir yöntem deniyor. Bütün kazancının temeli tehdit ve şantajla para almak. Bütün kazancın temeli bu. Herkesi bir şekilde bir tuzağa düşürüyor ve bu tuzak genelde belden aşağıya. O tuzağa düşürdüğü insanların ömür boyu daha sonra bütün parasını emiyor ve bununla beraber bir imparatorluk kuruyor. Ama bunun tarihi kökleri de var. Biz Mezmur’dan bahsettik. Tevrat’ın içerisinde 3 yaşındaki bir kız çocuğuyla nasıl evlenilebileceği falan konuşuluyor. "Evlenme" dediğim hani çok terbiye edilmiş bir kelime oldu. Olur mu öyle çocukla evlenilir mi? Başka bir anlayış var. Bu kafanın içerisinde apayrı bir insan tipolojisi bunlar. Bazı bir nokta olur onlarda; onların istemediği bir şeyi söylediğinizde göz bebeklerinin metalik olduğunu görürsünüz. Resmen size bakarken o göz bebeği bir anda metalik bir biçime döner, parlar. Bu normal bir yapı değil dedim. Rockefeller'lardan bahseden vatandaş kendisi diyor ki: "Biz ins soyundan değiliz" diyor. "Biz başka bir soydanız" diyor. Fazla ayrıntıya hâlâ daha girmek istemiyorum. Onun da zamanı gelecek. O geldiği zaman da bunları hatırlatıp tekrar söyleriz. Çünkü insanlar şu anki şoku yaşıyor. Bütün dünya: "Nasıl olabilir?"
Özellikle şunu yaşıyorlar: Bunlar bu kadar nasıl vahşi olabilirler? Çocuklara bu kadar nasıl meyledebilirler? diyorla; Gazze’de 2 yıldır çocukları beşikteyken öldürmediler mi?
Onu bile gerçek anlamda anlayamadık. Şöyle söyleyeyim sana: Öyle bir medya ağı var ki, öyle bir para ağı var ki, öyle bir akademi ağı var ki, öyle bir siyaset ağı var ki, öyle bir yargı ağı var ki; her yerden herkese bir ufacık eksiğin varsa, tamahın varsa -örnek veriyorum en önemlisi para- para, eğlence tamahı olan her insan anında tuzaklarına düşer. Ben bunları bire bir yaşayanlardanım. O yüzden diyorum. Kendini o durumdan kurtarabilmek, sana vaat edilenlere karşı gelebilmek inanılmaz bir olay. Çünkü girdikten sonra çıkış yok.
Büyük irade evet. Asıl önemli olan bu değil mi? Bu sisteme girdikten sonra çıkışı yok.
Çıkışı yok. Seni ömür boyu kovalar. Ve hiçbir zaman "Yeter artık, ben de artık bir gün dürüst yaşamak istiyorum." dedittirmez sana.
Ama seni dürüst biri olarak pazarlar.
Zaten itibarsızlaştırmak için en kötü adamları öyle bir parlatırlar ki sen dersin ki: "Ya bu adam ne kadar hizmet etmeye çalışmış; işte çocuklara yardım etmek için dernek kurmuş falan." Halbuki eskiden Türk filmlerinde vardı, konken partilerine giderler. Konken partilerinden çıkıp çocuklarla falan resim çektirirler "destek oluyoruz" diye.
Poker oynarlardı çocuklara destek olmak için.
İMTİYAZLI İNSANLARIN UTANÇ MÜZESİ EPSTEIN
İmtiyazlı insanların utanç müzesi. Bu ifşalara bunu dememiz gerekiyor. Bu imtiyazlı, elit, üst düzey, seküler, çağdaş, modern, varlıklı, dünyaya katma değer üreten, işte güya insanlara, çocuklara yardım eden, mazlumları fonlayan diyelim. Bu görüntüdeki insanların rezaleti ortaya çıkıyor şu anda. Yani o itibarı da kuruyorlar aslında bir taraftan da.
Bu yalnızca adamların kendi ülkelerinde değil, bütün dünyaya aynısını yaydılar. Yani bizde de var, her tarafta da var. Bütün dünyaya.
Bizde uyuşturucu kullanmayan dizi oyuncusu kalmayacak neredeyse. Yani sektördeki arkadaşlar kusura bakmasınlar ama bir dizide bir adam oynatacaklarsa uyuşturucu testine tabi tutmaları lazım.
Öyle oldu değil mi? Bak ne hallere? Türkiye’nin en büyük başbelalarından bir tanesi Cumhuriyet Halk Partisi ve onun anlayışı. Sadece bir belediye aldılar, belediyelerden çıkan olay Allah sizi inandırsın; Epstein’in yaptıklarının içerisinden belki bir iki eksiği var, geriye kalanların hepsini zaten yaptılar.
Şimdi o da çıkacak mesela, bu kreşlerle ilgili mesele de çıkacak ortaya.
Hepsi çıkacak bunların. Gerçekler fazla saklanamaz. Bu politik karşıtlık falan değil; bir medeniyet tasavvuru. Hangi medeniyetin tarafındasın? Düşünce yapın seni neyi savunuyor? Bunlar kendilerini Jakoben bir grup olarak gördüler.
Jakobenler, iyi bir kavram evet.
Bunun en bariz örneğini Türkan Saylan’da görürüz. Hani bir konuşması var: "Karar verici biziz. Onlar hep gelip geçecekler; biz karar vereceğiz, biz yapacağız." diyor. "Biz burada kalıcıyız, asılıyız" diyor falan. Kadın hayal âleminde yaşayarak öldü gitti. Bu toplumu hiç tanımadı. Zannetti ki biz bir Amerikan toplumu, bir İngiliz toplumu gibiyiz. Amerikan ve İngiliz toplumu bu dediğim Siyonist sermaye tarafından esir alınmış vaziyette. Bütün Avrupa da aynı. Esir alınmış vaziyette.
Sosyolojik olarak değil mi?
Tabii ki toplumun kendisi bütünü içerisinden çıkıp bir iki vatandaş olayın vahşetini görüyor, anlatıyor; bunları da görüyoruz. Diyor ki: "İşte küçük çocukların kanını emiyorlar." diyor. Bunu söyleyen sıradan bir adam değil. "Ben de içlerindeydim." diyor. O da Yahudi.
Epstein Adası deniliyor; burası bir fuhuş adası olarak kodlanıyor.
Ama bana göre bir istihbarat merkezi. Değil mi? Buradan devletleri yönetmişler mi?
O yüzden de diyorum ki belgeler içerisinde çıkanların genelde ilişkilerine bir bak. Hani dersin ki acaba şeytan kendinden utanır biliyor musun? "Bu kadarını ben bile düşünemezdim." falan diye herhalde. Bu adamlar şeytanlaşmış, daha da öteye geçmiş gibi bir davranış içindeler. Bu nasıl bir insan yapısı bilemiyoruz gerçekten.
Bu biraz psikolojinin işi herhalde.
İbrahim Ufuk Kaynak: İyi de peşinden giden adamlara bir baksanıza.
Kerli ferli adamlar değil mi?
Listeye bir baksana Allah aşkına; Elon Musk, Donald Trump. Kendisi diyor ki: "Ben evet ilk başta bir gittim, ondan sonra anladım bunları ayrıldım." diyor. "O yüzden benim hiçbir yerde şeyimi bulamazlar." diyor. Ama belgelerin bazı kısımları hâlâ görüntüleri kapatılmış, gizlenmiş falan.
“TRUMP SİYONİZMİ KÖŞEYE SIKIŞTIRACAK”
Trump şu anda o dosyaları aldı, bir tasfiye süreci başlattı. Kendini koruyor. Mesela "Damadı var" diyorlar işin içinde. Damadı çerez olur bu kavgada. Açıkça söyleyeyim; ben bu kavganın nereye doğru gittiğini de biraz görmeye başladım. Bu kavga İsrail’e doğru gidiyor.
Yani Siyonizmi burada bayağı bir köşeye sıkıştıracak Trump. Bana öyle geliyor.
Biz hep programlarımızda dedik; imparatorlukların içine giriyorlar ve içeriden kurt olarak emiyor, kanını emiyor ve bırakıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde şu an olan olayların hepsini eğer toparla orada da çok büyük huzursuzluk var. Toplum eskisine artık o kadar alışmış ki, doğruya karşı bir şey; doğru bile olsa ona da direnç gösteriyor. Bu böyledir zaten. Çünkü bulunmuş olduğun alan senin için daha önceden başkaları tarafından çizilmiş sınırlar içerisindedir ve sen dersin ki: "Zaten normal düzen bu, niye bunun aykırısını yapıyorsun?" Bunu ekonomi için de söyleyebiliriz, siyaset için de söyleyebiliriz. Dünyanın başına bela olmuş bir numarası bana göre kapitalizmdir ve komünizmdir. Bunlar beladır.
Çatışarak bela oldular değil mi?
DÜNYANIN BAŞINA BELA OLAN HER ŞEY YAHUDİLERDEN ÇIKTI
İnsanlığın başına beladır. Hepsi Yahudilerden çıkmıştı. Liberalizm de Yahudilerden çıkmıştır. Bu neoliberalizm de Yahudi’den çıkmıştır. Var olan sistemlerini koruyabilmek için yapmayacakları hiçbir şey yok. Ama bunu öyle bir bünyeye koyuyorlar ki adam bütün akademik kadroyu kendine göre yetiştiriyor. Şimdi dosyanın içerisinde bakın kim var? Prens Andrew. Olayı aslında ben bir programda söylemiştim. Dedim ki ben 1983’te İngiltere’ye ilk gittiğim zaman, o otostopla gittiğim zaman bir şey gördüm; Elton John bu ünlü İngiliz şarkıcısı, böyle çocuklarla beraber bir şatoda yakalandı. 200 küsur çocukla; yanında başkaları da var. Ve bunların hepsi örtüldü ve daha sonra kendisine unvan verildi.
Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Yeni Zelanda; vakti zamanında bu adamların göç etmiş olduğu yerler. Hâlâ daha kazılar yapılıyor; kiliselerin bahçelerinde binlerce çocuk ölüsü var. Binlerce. Bunlardan bir tanesi herhangi bir Müslüman ülkede olsun, şu anda dünyanın en büyük ambargolarını, silahlı kuvvetlerle bombalamalarını görür ve herkes de "İyi oldu bunlara" der.
1998’de şövalyelik unvanı verilmiş İngiltere kraliyet ailesi tarafından. Prenses Diana’nın da yakın arkadaşıymış.
Biz bahsediyoruz hani şövalyeler öldü falan diyorlar; Tapınakçılar. Yok, adamlar canlı. Bunların hepsinin içerisinde onlar da var. Ehud Barak da var işin içerisinde. İsrail’in eski hem Dışişleri Bakanı hem Başbakanlığını yapmış adam. Bunlar sapkın, öyle bir tane iki tane değil. Muhammed bin Selman var, Ghislaine Maxwell var. Ghislaine Maxwell aynı zamanda Epstein’ın eşi; kadın da aynı şekilde pazarlamacı. O da aynı şekilde kötülüğün anası.
Bu arada Elton John, LGBT’nin aktivisti ve sözcülerinden.
Eşcinsel aynı zamanda yani.
Evet. Çünkü bak diyorum ki bir sapkınlık var. Kısaca esasında bu mücadelenin aslı nedir biliyor musun? Herhangi bir dini inanç sistemine göre yaşamamak. Adı ne olursa olsun. Bill Clinton var, Bill Gates var. Hani bunlar neydi? Dünyanın teknoloji devleriydi. Şöyle süper insanlardı. Değil, bunların hepsi belirli bir kanaldan. Adam bir gün evinin bahçesinde garajında bilmem ne yapmıştı da dünyanın en büyük bilgisayar şirketini kurmuş da şöyle. Bunların hepsi hikâye. Bu yazılan hikâyeler bunlar, böyle bir şey yok.
Tony Blair, İngiltere’nin başbakanıydı; bu katliam olaylarının hepsinin içerisinde dolaştı bu adam. Prens Andrew’un belli ne olduğu. Ted Kennedy, Hillary Clinton. Hillary Clinton bizim FETÖ'nün en büyük destekçisi, FETÖ'nün de en fazla bağış yaptığı kadındır. George Bush, Elon Musk, Trump, Muhammed bin Selman, Bill Clinton, Bill Gates, Saad Hariri (o Lübnan başbakanı) ama esas bir tane adam Peter Dalglish diye; Stanford Üniversitesi’nden adamın kurduğu derneğe bak: Street Kids International. Çocuklara yardım derneği kurmuş; sokak çocukları, uluslararası sokak çocukları. Bunlar çocukları alıp kaçırıp satıyorlardı. Bu zamana kadar ayinlerde kullanıyorlardı, bu pis amaçlarında kullanıyorlardı. Şimdi bol miktarda organ mafyasında kullanıyorlar.
Almanya’da kayıp olan binlerce göçmen çocuk var mesela. Zaman zaman haberi yapılır ama o kadar.
Aynen. 30 bin Suriyeli çocuk kayıp Almanya’da. Biz yaşanan vahşetin sanki bir tarafında değiliz diye bir grubu içimizdekileri de aynı şekilde yapıyorlar. Bir işte örnek veriyorum sana, adam Türktür; Tengrici yapıyor. Abi böyle bir şey yok, bunlar manyaklaştırma operasyonu. Suriyelilere karşı bilmem nelere karşı ırkçılık yapıyor, sokağa çıkartıyor insanları. İnsanın vahşet tarafını ortaya çıkartmaya çabalıyor. Nasıl yaparsın bunu? İçkiyle yaparsın, dansla yaparsın, uyuşturucuyla yaparsın.
Müzikle, eğlenceyle, dansla, eğlenceyle, su gibi alkolün aktığı festivallerle.
Aynen öyle. Sistem bunun üzerinedir. Yani şimdi ünlü ressam Salvador Dali var. Salvador Dali’ye mesela bir merak edenler bir baksınlar; Rothschild’in hangi toplantısına, hangi eğlencesine kaç tarihinde katıldı?
Hayır, sanat hikâyesi nasıl değişmiş ve gelişmiş? Değil mi?
Eagles diye bir grup var mesela; Hotel California şarkısı var. Çok severim ben Hotel California’yı. Şarkıyı tersten dinlediğinde "Şeytan geliyor, siz ona baş eğeceksiniz." diyordu. Ben bunu yıllar önce dinledim. Şimdi kaldırdılar, bir türlü bulamadım. Herhangi böyle bir şarkının içerisinde beyne 85 bin civarında sinyal gelirmiş. Biz bunlardan ancak 8-10 tanesini algılayıp düz olarak alıyoruz ama diğerlerinin hepsi beyne yerleşirmiş zaten. Akıldan gitmiyor yani.
Beyin onları alıyor, içeride tutuyor ve bunlar daha sonra yaşam içerisinde etki yapmaya başlıyor insanlara.
Siyonizmde büyücülük yok mu zaten? Adamların en çok başvurdukları işler bu değil mi?
“HER ÜLKENİN BÜYÜCÜ KADROSU VARDIR”
Adamlar devlet işlerinde diplomatlara ilk geldiklerinde yaptıkları işler büyücülerdir. Büyücüler bunlar gelmeden önce ortamı bilmem ne yapar; büyüler, tütsüler. Bu yeni bir şey değil. Her ülkenin bir büyücü kadrosu vardır. Bu Amerika’da özellikle çok yaygındır; yani İngiliz temelli ülkelerde, Anglosaksonlarda. Ortamı kendilerine göre gelen kişiyi etki altına alabilmek için odada bulunan her objenin her birisinin ayrı birer anlamı vardır. Biz dıştan bakarken bunların hiçbirisini fark etmeyiz ama beyin algılar ve alır. Nerede kullanacağını bilmez, ta ki öyle bir şey karşına çıktığı zaman onunla beraber bağlantı kurar ve bağdaştırır. Adam çocuklara yardım kuruluşu kuruyor, bu adam Stanford Üniversitesi’nden. Bir tanesini söyleyeyim: Larry Summers, Amerika’nın eski Hazine Bakan Yardımcısı. Adam aynı zamanda Harvard Üniversitesi’nin başkanlığını yapmış. Okula kim alacak, kim nasıl eğitim yapacak?
Akademi ellerinde. Harvard’da Gazze’ye destek yürüyüşü yapılmasına müsaade etmediler. Rektörü de aldılar, alaşağı ettiler.
“EPSTEIN LİSTESİNDE OSCARLI SANATÇILAR VAR”
Adam ekonomist, Amerika’nın Ekonomi Konseyi’nin de başkanlığını yapıyor o dönemde. Bir diğerini söyleyeyim: Leslie Wexner; Limited Brands diye bir şirketi var, iş adamı ama "Yahudi gönüllüsü ve hayırsever" olarak geçiyor. Bütün listelerde böyle geçiyor. Ehud Barak'ı biliyoruz zaten İsrail Savunma Bakanı. Naomi Campbell, şu siyahi manken; bu kadın da hemcinslerini pazarlıyor. Phil Collins; bu adam da baterist, davulcu yani bizim bildiğimiz davulcu, İngiliz bir davulcu. Adamın rock müzikten genelde Grammy ödülü var ama aynı grubun üyesi. Aynı Epstein Adası’na gidiyor. Bir diğeri Kevin Spacey. Bu da tiyatrocu, sanatın her alanındalar. Adamın iki tane Oscar ödülü var. Oscar’ı sana niye versinler?
Epstein’a vermişler. Yani sapkın olmadan önemli adam olamıyorsun. Bize öğretilen hâlbuki öyle değildi. En iyi üniversiteyi bitiriyor: Harvard. Harvard’ın kimin olduğunu söyledik. Stanford Üniversitesi; işte çıkıyor ortaya, her şey burada. Biz seninle beraber hani yeni programları yaparken ben Chomsky’den bahsetmiştim.
Evet, iletişim konusunda büyük teorisyen.
17 tane kitabı var ama bir tanesi benim bütün teorilerimi çürüten bir kitap. O da ne? Gezi ayaklanmasını desteklemek için yazmış olduğu bir küçük kitap var. İsrail’in vahşetini anlatıyor anlatıyor anlatıyor, peşinden Türkiye’de Gezi olaylarını destekliyor. Bu listede de onun da adı çıktı.
Onun bir de birkaç yazışması çıktı, sonra özür diledi falan, bayağı bir kıvrandı o.
Ne yaptığının fazla bir önemi yok. Şu yazılan kitaplarla beraber hiçbir bağlantısı yoktu. Ben de dedim o zaman: "Bu adamların kitaplarını okursun sadece bilgi sahibi olmak için, yoksa o sana her şeyi hiçbir zaman öğretmez."
Benim anladığım şu var: Siyaseti ele geçirmişler, bürokrasiyi ele geçirmişler.
İş adamını, bürokrasiyi, siyaseti.
Ama siyasetçiyi, iş adamını ve bürokratı kontrol altına almayı da medyanın eliyle, televizyon dünyasının eliyle sürdürmüşler. Yani burada bir sürdürülebilirlik var. Mesele sadece birinin bir görüntüsü ya da kaydı değil; burada bir ekosistem kurmuşlar. Herkesi birbirinin paçasına dolamışlar. Kimse kimseyi ifşa edemiyor. Bir kişi bir kişiyi ifşa ederse ortalık karışacak. Cıfıt çarşısına dönmüş yani ve medyayı burada ana güç olarak kullanmış.
İstanbul Belediyesi’nde olan bütün olaylar da bunun gibi. Vallahi bakın.
Bu sıradan bir akıl değil.
Bir dizayn politikası var.
Evet, bu FETÖ de aynısını yapıyordu, onda da vardı. Bir tane adam söyleyeyim: Alan Dershowitz. Bu da Harvard Üniversitesi’nde hukuk, anayasa hukuku profesörü. Ceza hukuku profesörü, Amerikan Anayasası üzerinde etkin. Epstein Adası’nda sapkınlık yapmaya giden adamlardan sadece birkaç tanesini söyledik: Devlet başkanları, dışişleri bakanları, anayasa hukuku profesörleri, dünyanın en büyük iş adamları, teknoloji devlerinin sahipleri. Bu nasıl bir yapı? Bu kadar insan nasıl oldu da hepsi bir araya ortak amaç için geldiler ve hepsi sapkın? İçlerinden bir tanesi demedi mi: "Bizim bir insan tarafımız yok mu ya?"
Bu adamların hiçbir yapısı yok biliyor musun? İşte o yüzden diyorum ben; bazen ona üzüldüm, Türkiye’ye çok yabancı olan bir şey. Adam gitmiş bilmem nerelerde kamunun parasıyla, İstanbul Belediyesi’nin parasıyla eğleniyor. Kumar oynuyor.
Kumar, başka şeyler çıkıyor ortaya. İlginç bakıyorsun 800 küsur tane telefon görüşmesi var; inkâr ediyorlar. Burada da bir inkâr politikası vardı çünkü dikkat et. Burada yıllardan beri bir inkâr politikası var. Bir rahatlık var. Çünkü diyor ki: "Ya bu benim üzerime yıkılmaz ki, bir sürü adam var." diyor.
Aynen öyle. Herkes aynısını düşünüyor. Şu an kim bilir kaç yüz bin tane veya kaç bin tane insan değişik ülkelerden, değişik pozisyonlardaki insan sıra bana ne zaman gelecek diye bekliyor.
Trump burada bir politik tasfiye başlattı. Taksit taksit bunları yayıyorlar.
Bir şeyin intikamı alınıyor. Evet, böyle şey yapıyor; her seferinde bir parça koparıyor karşısında. Yapıyı çözmüşler bence. Şu anda yapıyı tasfiye ediyorlar. Bir taraftan da yerlerine yenilerini koyacaklar muhtemelen. Ama onlar kim olacak? Bunu da konuşmamız gerekiyor. Yani biz hep şeyi konuştuk: Mevcut dünya düzeni yıkılıyor. Bunu ama biz yeni konuşmadık; yani çok eski konuştuk. Mevcut dünya düzeni yıkılıyor. Yıkılacak ama yeni dünyanın düzeni nasıl inşa edileceğine dair bir fikrimizin olması gerekiyor. Coğrafyada da dünyada da memlekette de sınırlarımızda da; dibimizde bir Suriye yeniden inşa ediliyor. Bu da bu mevcut dünya düzeni. Şimdi mevcut dünya düzenini ayakta tutan adamlar tasfiye ediliyor. O düzeni kuranlar tasfiye ediliyor.
Hem de en babaları; devlet başkanları, bakanlar, içişleri, dışişleri bakanları. Daha neler çıkacak? Anayasa Mahkemesi üyeleri bilmem neler. Bir yerden iki yerden değil çünkü sistem.
Artık hepimizin gözünün açılması gerekiyor. Bizi kendimize çok fazla düşürdüler. Saçma sapan tartışmalarla kafamızda soru işaretleri oluşturdular. Bize bilim diye yutturulan, eğlence diye yutturulan, film diye yutturulan, kitap diye, düşünce diye yutturulan; tarih diye yutturulan.
Coğrafya diye, tıp diye, bilim diye, mühendislik diye yutturulan hepsi biri ikisi değil. Adamlar ansiklopedileri kendileri yazdılar. Biz kendi medeniyetimize göre bir yapay zekaya onun yüklemesini yapmalıyız. Biz sorduğumuzda bütün kitapları; onların kitaplarını ama bizim kitaplarımızı da karıştırıp cevap versin. Şu ankilerin hepsi sadece onların kitaplarını karıştırıp veriyor.
“TÜRK TARİHİ YENİDEN YAZILMALI”
Bilgi de üretmedik maalesef bir taraftan da. Üretilmiş bilgiyi aldık.
Üretim yapanlar da saklandı, gizlendi, kapaklandı. Türk tarihi yeniden yazılmak zorunda.
Adam Türkistan’ı katletti. Orada da çocuklar vardı. Cengiz Han eğer böyle böyle adamları bulduysa yıktı geçti herhalde. Toplumların bazen belirli dönemlerde böyle üzerinden geçiliyor; yanlışlık yapmaya başlıyorsun. O da tarihin her ülkesinde, her dönemde belirli bir rahatlamadan sonra böyle bir azgınlık dönemi yaşanıyor.
O azgınlık döneminde insanlar zannediyorlar ki bu dönem hiç geçmeyecek, biz hep kalacağız. Yani Amerika dedik; kendisini o kadar haklı görüyor ki diyor ki: "Nasıl olsa bu devir değişmeyecek, nasıl olsa hiç kimse benden hesap sormayacak." Vallahi soracak. Bunların hesabı sorulmadan bu dünyada da olsun, öbür tarafta da olsun bunların hesapları sorulacak.
Yeni bir peygamber gelmeyecek. Yani bu kavimlerin başına hep peygamber yolladı Allah-u Teala. İşte bu Epstein Adası ile ilgili şöyle bir espri yapıyorlar ama benim hoşuma gitti: "Lut kavminin büyüğü bunlar" dedi. Yani Lut kavminin daha büyüğü, daha gelişmişi. Ama bak bir Lut peygamber gelmeyecek.
Bunlar Lut’u bile geçmişler.
Lut’lar sadece sapkınlık yapıyorlardı. Bu adamlar başka bir şey. Bu adamlar çocukların kanını alıyor, emiyor.
Sadece mevzu cinsellik de değil. O kanı gerçekten empoze ediyorlar. Ben böyle çok aşırı ifşa olmasın diye konuşmak istemiyorum, dikkatli davranıyorum. Mesele çok çok vahşi bir şey.
Eğer kendi medeniyet bağımızı kaybedersek vallahi billahi onların tuzağına düşüyoruz.
Ersin Çelik: İnşallah kaybetmeyiz.
Yani dini inanç sistemini her seferinde vurgulamaya çalışıyorum. O inanç sistemi sana bir şey hakkında karar verirken gerekli aletleri, araçları sağlıyor, önüne getiriyor. Diyorsun ki: "Bunların hangisi iyiliğe, kötülüğe göre." Cuma namazında okunan hutbenin sonunda bir kısım vardır.
Akrabayı gözeten, ailesini gözeten.
İyilik yapan, fuhşiyattan uzak duran. Ne kadar güzel bir öğüt sistemi veriyor. Sadece onu al kendi başına; aslında bu bir medeniyet tasavvuru. Şimdi böyle yetişmiş bir adamın şöyle bir sapkınlığı gördüğünde hiçbir imkân var mı? Allah aşkına! Hiçbir imkân var mı onun yanına kayabilmesine? Bir yerden seni dürtüyor, dürtüyor. Bu ben bunu bire bir yaşadığım için söylüyorum. Ben 1983, 84, 85 ve daha sonraki yılların hepsinde bu gittiğim ülkelerde, onlarla arkadaş olduğum insanlarla bir yerlere gittiğimizde nerede kendini nasıl kontrol edebileceğin, "bu kötüdür" deyip bir yerde durabileceğin; sana bunu ancak ve ancak din veriyor. Başka hiçbir şey veremiyor biliyor musun?
Sınırı da nizamı da din koyuyor.
"Bu bana uygun değil" dedirtiyor sana.
Yani mesela benim önüme bir şey getirildiğinde benim hakkım değilse ben o mala asla elimi uzatmam. Biz öyle bir yetiştik ki... Şimdi düşünüyorum, ben daha bu yaştayım; evime şu anda gereksiz bir miktar para götüreyim, eşim bana der ki: "Sen deli misin? Ne yaptın? Bu nereden geldi?" der. Çünkü benim çocuklukta annem de öyle söylüyordu ufacık şeyler için: Bu nereden geldi?
Neyin parası? Kaynağı ne?
Niye haramdan, kötülükten uzak durma. Bu bir kötülüktü, olumsuz bir şeydi. Bu adamlar nereleri aşmışlar düşünebiliyor musun? Mesela Naomi Campbell’ı söyledik. Dedik ki hemcinslerini pazarlıyor, çocuk bile pazarlıyor. Kız çocuklarını getiriyor buraya teslim ediyor.
Ersin Çelik: Fotomodellik piyasası kaç yaşında başlıyor? 15 yaşında çocukları alıyorlar, fotomodel yapıyorlar. 18 yaşında bir fotomodel çıkıp bir ünlü ile ilişki yaşıyor; bu her yerde magazin haberi oluyor. Diğer taraftan Müslüman bir toplumda 16 yaşında bir genç kız evlendiğinde "çocuk evliliği" olarak fişleniyor. Kim fişliyor hocam? İşte o yapı fişliyor. O yapı kriminalize ediyor. O yapı seni sapık ilan ediyor çocukları 16 yaşında evlendiriyorsunuz diye seni suçluyor ama diğer taraftan 16 yaşında kendileri vitrine koyduklarına fuhuş yaptırıyorlar. Ama o magazin oluyor, o sanat oluyor.
Bunlardan bir tanesi şu Epstein dosyasındaki olaylardan bir tanesi bir defa -örnek veriyorum- bizim ülkemizde olmuş olsun yer yerinden oynar. Bütün dünya birleşir.
Gördük, davalık olan mevzularda nasıl tepindiler, nasıl tepindiler? Neler yazdılar çizdiler? Kurumları alaşağı ettiler. Ama mevzu o kurumları alaşağı ettirenler de aynı noktadan saldırıyorlar. Medya ekosistemini de onlar kurmuş.
#Epstein Adası
#Epstein
#Jeffrey Epstein
#Ersin Çelik
#İbrahim Ufuk Kaynak
#Hafıza