
FETÖ’cü avukatların sıra dışı ilişkilerini ve yargı üzerindeki etkisini anlayanlar, FETÖ’cü avukatlar tutmak zorunda kaldı.
FETÖ’nün örgüt şemasında asker, polis ve MİT dışında önemli bir meslek grubu daha vardı: Avukatlar... Öğretmenlik hariç tüm mesleklere mesafeli duran Fetullah Gülen, 28 Şubat sürecinden sonra strateji değiştirdi. Bu süreçte hükümetlerin “askeri müdahalenin yanı sıra hukuk oyunları ile de düşürülebileceğini” gören FETÖ elebaşı Gülen, örgüt üyelerine yargıyı ele geçirme çağrısı yaptı: “Avukat, hâkim, savcı olun…” Gülen’in talimatı üzerine örgüt üyeleri hukuk fakültelerine yönlendi. Halen firarda olan emniyet müdürleri bile hukuk fakültesi bitirip diplomalarını aldı. Sadece hâkim ve savcılar değil, avukatlar da etkin bir güce dönüştü. FETÖ’cü avukatların sıra dışı ilişkilerini ve yargı üzerindeki etkisini anlayanlar, FETÖ’cü avukatlar tutmak zorunda kaldı. Hatta medya patronları bile davalardan kurtulmak için FETÖ’cü avukatlara yöneldi. Kumpas soruşturmalarında da soruşturmayı FETÖ’cü savcılar açtı, savunmayı FETÖ’cü avukatlar yaptı. Bu avukatlardan bazıları da yaşantıları, ticari dehaları(!), ilişkileri ile bir daha öne çıktı ve kamuoyunda günlerce konuşuldu. İşte o avukatlardan bazıları…

Hükümet aleyhine ifade ver tahliye ol
Halil İbrahim Koca… Polis avukatı olarak biliniyordu. Polislerin yargıdaki sorunlarıyla ilgileniyor, davalarına giriyordu. Resmi olmasa da İstanbul Emniyet Müdürlüğü B Blok’ta kendisine bir oda tahsil edilmişti. Porsche marka otomobiliyle emniyete gelmesi herkesin dikkatini çekerdi. Koca, sadece polislerin değil, yerli yabancı birçok ünlü markanın da avukatlığını yaptı. Emniyetteki gücünü kullanarak taklit ürünlere karşı sürekli operasyon yaptırdığı biliniyordu.
SANATÇILARLA ÖRGÜT BAĞINI O KURDU
Aynı zamanda sanatçıların kurduğu Türkiye Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM)’ın avukatıydı. MESAM aracılığıyla sanatçıların sadece hukuki haklarını savunmakla kalmaz, örgütle sanatçılar arasında bağ kurardı. Örgütün etkinliklerinde boy gösteren sanatçıları ayarlayan isimdi. Haftalarca ülke gündeminden düşmeyen ‘Şike’ davasında da bazı sanıkların avukatlığını yaptı, yüklü paralar aldı, onların serbest kalmalarını sağladı. Kaset kumpaslarında da adı bir kez daha gündeme geldi. MHP’yi hedef alan kaset kumpaslarının ardındaki isim olan Faruk Bayındır’la yakın ilişkisi vardı. Koca, Borajet’i kurup daha sonra adını TARKİM Havacılık olarak değiştiren Faruk Bayındır’la ortak oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli, kaset kumpasının ardındaki isim olarak Bayındır’ı işaret edince Koca, Borajet ve Bayındır ile ortalığını bitirdiğini duyurdu.
‘HÜKÜMETİ SUÇLA KURTUL’
17 Aralık’ın kilit ismi Rıza Sarraf’ın da avukatlığını yaptı. Sarraf’ı hükümet aleyhine ifade vermeye ikna etmeye çalıştı. Koca’nın Metris Cezaevi’nde ziyaret ettiği Sarraf’a “Hükümettekilerin aleyhine ifade ver. Seni savcıya götüreceğim. Ek ifade vermeden önce, masada tahliye kâğıdını göreceksin. Ek ifadende ‘Bu işi hükümetin bilgisi ve talimatı doğrultusunda yaptım’ de, ifaden bitince evine gideceksin” dediği kayıtlara geçti. Hrant Dink davasında tartışılan görüntülerin verilmesiyle ilgili yargılanan Halil İbrahim Koca, deşifre olunca yurt dışına kaçtı. Koca’nın İngiltere’de olduğu belirtiliyor.

Zekeriya Öz’ün gizli kasasıydı
FETÖ’nün parlak avukatlarından birisi de Tayfun Aktaş’tı. Kamuoyu Aktaş’ın adını FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz’ün Dubai tatilinin ardından duydu. Ünlü Müteahhit Ali Ağaoğlu’nun Dubai temsilcisi ve Uluslararası Satış Koordinatörü Halil İbrahim Demirhan’ı tehdit ederek kendisi ve ailesine 7 yıldızlı bir tatil ayarlatan Öz, bir kuruş bile ödemeden rüya gibi bir tatil yaptı. Ancak bu tatil daha sonra Öz’ün başını ağrıttı. İşadamlarını tehdit ederek tatile gittiği haberleri üzerine açıklama yapan Öz, “Parayı kendim ödedim. Faturalandıracağım” açıklaması yaptı. Ancak gerçekte hiç olmayan faturayı bulmak Tayfun Aktaş’a düştü. Aktaş beraberindekilerle yeraltı dünyasının tanınmış isimleri ile birlikte Ali Ağaoğlu’nun ofisine giderek “Tatil parasını Zekeriya Öz ödemiş gibi fatura kestir” diye teklifte bulundu. Ret cevabı alınca da tehditler savurarak ofisten ayrıldı. Bu baskının basında haber olmasıyla, Aktaş da ünlü oldu. Aktaş ve yanındakiler bu olaydan sonra ‘Fatura Timi’ olarak anıldı. Aktaş aynı zamanda Zekeriya Öz’ün kasası olarak da biliniyordu.







