İslam'dan ve onun kavramlarından uzak olanları anlatmak için hep meşhur bir gazetenin manşet haberi tekrarlanır; "Hac bu sene de Kurban'a denk geldi". Oysa haccın zamanı zaten Kurban Bayramı günleri.
Türkiye'deki laik kesimin İslam'dan ve onun kavramlarından uzaklığını anlatmak için hep bu haber tekrarlanır; "Hac bu sene de Kurban'a denk geldi". Çünkü vakti zamanında meşhur bir gazetemiz böyle yazmıştı. Oysa haccın zamanı zaten Kurban Bayramı günleri. Hacca gidecek olanları önce heyecanlı bir bekleyiş sarıyor. Sonra farklı bir yol hazırlığı. Giysilerde bile hafiflik.
Artık pek çok insan daha hacca gitmeden oradan getirmeyi düşündüğü hediyeleri oturduğu şehirden alıyor. İstanbul'da Fatih gibi pek çok semtte, diğer şehirlerin hemen hepsinde hac malzemesi satan dükkânlar var. Sıcak iklime uygun giysilerin her türü var bu dükkânlarda. Tespih, seccade, misvak, hurmanın her çeşidi, terlik, çeşitli kokular, zikirmatik, tavaf esnasında pabuçlarınızı koyacağınız özel poşetler, güneş şemsiyesi hatta tavaflardaki dönüş sayınızı hesaplayacağınız yedili parmak tespihi bile var. Kadınlar için ince ve hafif feraceler, erkekler için Şile bezi gömlek ve pantolonlar... Ne ararsanız mevcut buralarda.
İnanması zor ama Zemzem'i dahi artık buradan alabilirsiniz.
Bu yıl kotayı sınırlı tutmada Suudi Arabistan sıkı davrandı, artırıma gitmedi. Bu yüzden farklı yollarla hacca gitme hesabı yapanların bir kısmı geri kaldı.
Havaalanlarındaki düzenlemeler işe yaramış. Eskisi gibi yığılmalar olmuyor. Medine'ye uçacak olanlar hava alanında iken ihram giyme ihtiyacı duymuyorlar. Çünkü Medine Mikatı farklı. Mikat, yani ihramsız geçemeyeceğiniz giriş noktası. İhram ise harem bölgeye girme, ya da önceden yapabileceğiniz pek çok eylemin yapılmasının artık haram olması. Çünkü o noktadan itibaren mahşer provası başlıyor. Medine Havaalanı'nda sizi tatlı bir sıcaklık bekliyor. Çıkış işlemleri biraz acemice de olsa kolaylıkla ayrılıyorsunuz havaalanından. Diyanet'in hac organizasyonu oldukça başarılı. Otelinize gitmek için sizi kimin alacağı bile belli. Valizleri taşımakta da sıkıntı çekmiyorsunuz. Sonra lüks otellerden birine intikal... Oteller çok güzel ve Harem-i Şerif'e oldukça yakın yerlerde. Gerçi genişletmeler çok yakın diyeceğiniz mekânlar da bırakmamış. Ama olanların en yakınındasınız.
Kuşkusuz konaklama imkânları hoşunuza gidiyor. Ama şöyle düşünenler de var: Buralarda olsun bu şaşaa Allah Rasulü'ne karşı acaba biraz sui edep sayılmaz mı? O nasıl yaşamıştı, biz nasıl rahatımızı arıyoruz? Yine de rahatlıktan vazgeçemiyorsunuz. Ama Şair Nabî'nin bir na'tındaki şu mısraları da hatırlamadan edemiyorsunuz: Sakın sui edepten, kûy-i mahbub-i Hüdadır bu/ Nazargâh-ı ilahidir, makam-ı Mustafadır bu. Yani, buralarda edep dışı hareketler yapmaktan sakının, çünkü burası Allah'ın habibinin köyüdür. Allah'ın değer verdiği yerdir, Mustafa'nın, yani O'nun seçkin elçisinin makamıdır.
Medine'de elbette ziyaret edilecek çok yerler var. Selefiler kabir ziyaretleri hariç bu ziyaretleri bidat ya da şirk sayıyorlar, yapılmaması konusunda hacıları uyarıyorlar. Mualla Kabristanı, Kuba Mescidi, Cuma Mescidi, Yedi Mescitler, Uhut Savaşı'nın yapıldığı mekân bu yerlerin başında geliyor. Oralarda en çok Türk ve İran hacıları var. Çok yakın zamanlara kadar var olan Hendek Savaşı kalıntılarını ne yazık ki, düzlemişler. Allah Rasulü'nün hatırasına oraları gezip görmek elbette güzel bir şey. Bir hatırayı yaşamak neden bidat olsun? Kim Hz. Peygamber'in Uhut Savaşı'nda bir ara sığındığı kaya oyuğunu görmek ve o anın duygularını yaşamak istemez? Ama orayı da betonla düzlemişler. Bununla birlikte Suud'un kurucusu Kral Abdülaziz'in resimleri her tarafta var. Osmanlı'dan kalma tren istasyon binası ve yanındaki cami mahzun da olsa ayakta.
Derler ki, daha önce hac yapmamışsanız, önce Mekke'ye gidip haccınızı yapıp Medine ziyaretini sonraya bırakmanız daha güzeldir. Çünkü esas olan hacdır. Peygamber de onu anlatmak için gelmiştir. Ama bir kez hac yapmışsanız, Medine'yi ziyaretle başlamanız edebe daha uygun olur. Medine hurma bahçeleriyle meşhur. Onun için hacılar hurma hediyelerini buradan almayı tercih ediyorlar. Kuşkusuz Medine'deki ziyaret trafiğinin sıklet merkezi Allah Rasulü'nün mescidi, mescit içindeki kabri şerifleri ve Ravzası. Burası özel olarak ziyaret edilmesi sevap olan üç mescitten ikincisi. Birincisi elbette Kâbe, üçüncüsü de Kudüs'teki Mescid-i Aksa. Ravza, yani bahçe ya da gülistan. Hz. Peygamber (sa) "benim minberimle kabrim arasında cennet bahçelerinden bir bahçe (ravza) vardır" buyurduğu için herkes orada bir süre kalıp, kabri yakından görmek, ona selam vermek, kendisine tevdi edilen selamları ona iletmek ve Ravza'da iki rekât namaz kılmak ister. Bunun için orada sürekli çok yoğun bir izdiham var. Cennetü'l Mualla kabristanı da en fazla ziyaret alan mekânlardan birisi. Mescid-i Nebi'nin sol ön köşesinde. Hz. Peygamber'in dokuz hanımı, üç kızı, Ehli-Beyt'in çoğu, Hz. Osman, Sa'd bin Ebi Vakkas, Ebu Saîd el-Hudrî ve Ebu Süfyan gibi pekçok sahabi burada yatıyor.
Onun hatırasını yaşatmak için şimdi bile buralarda yalınayak dolaşanlar, klimalı mekanlarda kalmayanlar var. Buralarda herkesin kabul ettiği ve bir şekilde hissettiği bir gerçeklik var: Medine insanına Peygamber ahlakı siniyor gibi. Çok yumuşak ve iyiliksever insanlar. Mesela sabah namazlarına Medine Haremi'ne giden her özel otomobil mescide gitmek için yol kenarlarında bekleyenlerden birkaçını almadan gitmez.
Mekke'den ayrılırken son işinizin tavaf olması gerekiyor. Buna Veda Tavafı diyorlar. Medine'nin biraz dışında Zülhuleyfe'ye gelinip hacca ya da umreye niyet edilerek fiilen ihrama giriliyor. Lebbeyk sesleri semaya yükselmeye başlıyor artık. Her bir grup adeta şeytana, onun ordularına, yandaşlarına, zulüm düzenlerine sloganlar atıyorlar. Buyur Allah'ım, emrindeyim, geliyorum diyorlar.






