Hesabımdan 100 bin avro çekmiş

Aa
00:0026/05/2008, Pazartesi
G: 26/05/2008, Pazartesi
Yeni Şafak
Hesabımdan 100 bin avro çekmiş
Hesabımdan 100 bin avro çekmiş

Sanık Topal: "Sanık Seydi Çevik, acil olarak gönderilecek bir para için döviz hesabı numaramı istedi. Çevik'in 100 bin avroyu bu hesap üzerinden çektiğini öğrendim"

"Mavi Hat" adlı operasyonun ardından açılan davanın sanıklarından iş adamı Ekber Topal, sanıklardan eski RTÜK Uzmanı Seydi Çevik'in, acil gönderilecek bir para için kendisinin döviz hesabı numarasını istediğini belirterek, "Çevik'in 100 bin avroyu bu hesap üzerinden çektiğini öğrendim. Çevik için tekrar hesabıma para gelince, arka arkaya gelen paraların sorun yaratabileceğini düşünerek, parayı iade ettim" dedi.

BOTAŞ'taki "yolsuzluk" iddiaları üzerine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde başlatılan "Mavi Hat Operasyonu"nun ardından 71 sanık hakkında açılan davanın görülmesine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Tutuklu 32 sanık ile sanık avukatlarının katıldığı duruşmanın öğleden sonraki oturumunda konuşan Topal, Gürcistan'da yaptığı bir işin bedeli 34 milyon doları alamayınca, tahsil için yasal yollara başvurduğunu anlattı. Bunun için 600 bin dolar ve 100 bin avroya ihtiyacı olduğunu kaydeden Topal, bu paranın 200 bin dolarını arkadaşı olan eski RTÜK Uzmanı sanık Çevik'ten borç aldığını belirtti.

Çevik'in, bir süre sonra kendisini arayarak, acil olarak gönderilecek bir miktar para için döviz hesabı numarasını istediğini ifade eden Topal, Çevik'in gerçek bir kişiden gelen 100 bin avroyu bu hesap üzerinden çektiğini öğrendiğini bildirdi.

Buna, Çevik'e olan sevgisi nedeniyle izin verdiğini söyleyen Topal, "Bir süre sonra Çevik için tekrar hesabıma para gelince, arka arkaya gelen paraların sorun yaratabileceğini düşünerek, parayı iade ettim" dedi.

Çevik'in, başkalarından aldığı borçlara kendi parasını ekleyerek kendisine borç verdiğini sonradan öğrendiğini belirten Topal, Çevik'e teminat için borç miktarı tutarında çek verdiğini bildirdi. Çevik'in, kendisine, telefonda alacağının bir kısmını sanıklar Ahmet Karademir ya da Rıza Çiftçi'ye verebileceğini söylediğini aktaran Topal, şunları kaydetti:

"Sonradan öğrendiğime göre Çevik, çeklerden bir bölümünü Karademir ve Çiftçi'ye vermiş. Çiftçi yanıma geldiğinde çek görmedim, ama konuşmalarından, benim Çevik'e verdiğim 40 bin YTL'lik çeki kast ettiğini anladım. Bu kadar param olmadığından, çeki kırdırmak istedim. Bu da olmadı. Rıza Çiftçi'ye para veremedim."


"KARARLAR OY BİRLİĞİYLE ALINDI"

BOTAŞ'ta Şube Müdür Yardımcılığı yapan ve bazı ihalelerde de ihale komisyonu üyesi görevinde bulunan Hasan Turgay Günay, komisyon üyesi olarak görev aldığı ihalelerde kararların oy birliğiyle alındığını söyledi.

İhale sürecinde eksik evrakını kendisinin tamamladığı iddia edilen şirketlerin tümünün ihalelerden elendiğini anlatan Günay, üzerine atılı suçlamaları reddetti.

Suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen sanık İbrahim Selçuk'u bir kez bürosunda gördüğünü bildiren Günay, ne İbrahim Selçuk, ne Rıza Çiftçi ne de Bekir Aksoy'dan herhangi bir talimat aldığını söyledi.


"BAKAN'A 50'YE YAKIN MESAJ ATTIM"

İlke İnşaat'ın sahibi iş adamı Lokman Usta ise BOTAŞ'a yalnızca bir kez iş yaptığını bildirdi. Onda da bir firmaya taşeronluk yaptığını, ancak alacağını alamadığını ifade eden Usta, şunları kaydetti:

"Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına 50'ye yakın mesaj attım. Battığımı söyledim. Bakan beni (eski) Müsteşar Yardımcısı Bekir Aksoy'a yönlendirdi. Taşeron firmanın alacağımızı ödemediğini, BOTAŞ'tan aldığı parayı başka yerlere yönlendirdiğini aktardım. Zor durumda olduğunu belirttim.

Çok mağdurum. Alacağımı almak için uğraşırken, tutuklandım, sanık olarak yargılanıyorum."

İş adamı Bülent Şahhüseyinoğlu da iddianamede bahsedilen hiçbir ihaleye teklif vermediğini belirtti. İddianamede yalnızca, sanıklardan Seydi Çevik ile Aralık 2006'da ticari ilişkileri dolayısıyla yaptığı iki telefon görüşmesinin aleyhine delil olarak yer aldığını kaydeden Şahhüseyinoğlu, suçlamaları reddetti.


"DEMO'YA İYİ REFERANS"

Eski BOTAŞ Genel Müdür Müşaviri Vahap Alaca da hiçbir ihaleye fesat karıştırmadığını, rüşvet ilişkisine girmediğini söyledi. Bozüyük ihalesinin ÇED çalışmasını Demo firmasının ücretsiz olarak yaptığını belirten Alaca, eski BOTAŞ bürokratlarından sanık Ethem Tozlu'nun bir keresinde kendisini telefonla arayarak, Demo'nun Atila Doğan firmasından iş talebi olduğunu, bu nedenle sorulduğu takdirde Demo'ya iyi referans vermesini istediğini anlattı. Alaca, ancak görevden ayrılması nedeniyle böyle bir şeyin gerçekleşmediğini bildirdi. Eski BOTAŞ İnşaat Daire Başkanı Ömer Korkmaz ise dairesinin, tutuksuz sanık BOTAŞ Genel Müdür Yardımcısı Şakir Arıkan'a bağlı bulunduğunu, sanıklardan Rıza Çiftçi ve Bekir Aksoy'un da amirleri olduğunu ifade etti. Görevi nedeniyle bu kişilerle yüzlerce kez telefon görüşmesi yaptığını, ancak ihalelere fesat karıştırması için bir talimat almadığını anlatan Korkmaz, "Arıkan'ın suç işlediğini ya da suç teşkil eden bir emir verdiğini söylemiyorum. Ancak, yasaya aykırı bir emir vermişse ve ben bunu yerine getirmişsem, onun da tutuklanması gerekirdi" diye konuştu.


"NAZİLLİ 2 İHALESİYLE İLGİLİ 1 KARAR VAR..."

Korkmaz, Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan'ın talebi üzerine verdiği yanıtta, Nazilli 2 olarak adlandırılan ihaleyle ilgili ihale komisyonunun 2 değil, 9 Haziran 2006 tarihli bir kararı bulunduğunu söyledi. Korkmaz, şöyle devam etti:

"Şayet, 12 Haziran 2006 tarihli bir karar ya da karar başlangıcı varsa, benimle ilgili değildir. Kararların sekreteryasını Mühendislik ve Sözleşmeler Daire Başkanlığı yapar. Faruk Ceylan ve Siyami Hıdıroğlu da benim bulunduğum komisyonun üyesiydi. Ben, 12 Haziran 2006 tarihli bir karara imza atmadım. Bahsi geçen iki üye komisyona katılmayıp, yedeklerinin niçin katıldığını bilmiyorum."

İş adamı Mehmet Sezgin de iddianamede "örgüt kurucusu olduğunun" iddia edildiğine dikkati çekerek, bunu destekleyen hiçbir delilin bulunmadığını savundu. Hakkında iddianamede yer alan ihalelerle ilgili ayrı ayrı savunmasını yapan Sezgin, Tuz Gölü Müşavirlik ihalesiyle ilgili iddianamede yer alan 142 sayfada, kendi adının geçmediğini söyledi.

Sezgin, "Sadece, ihaleyle ilgili iki kişinin görüşmesindeki 'Mehmet geldi mi?' cümlesindeki Mehmet'in benim olduğum söylenmektedir. Bu doğru değildir" diye konuştu.

Sanıklar, tahliyelerini ve beraatlarını de talep etti. Mahkeme Heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.