İstanbul'un daha planlı ve yaşanabilir bir kent olması için vize uygulamasının düşünülmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, trafik sorununun çözülmesi için de araç plaka sayısının dondurulmasını önerdi.
Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul'a vize teklifi getiren Başbakan Erdoğan, trafik sorununun çözülmesi için de araç sayısının sınırlandırılmasını istedi.
Kızılay'ın Afet Zararlarını Azaltma ve Toplumu Harekete Geçirme Projesi'nin Grand Cevahir Otel'de düzenlenen tanıtım toplantısına, Başbakan Erdoğan, Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Muammer Güler, Proje Koordinatörü Ahmet Mete Işıkara ve çok sayıda davetli katıldı.
Toplantıda konuşan Başbakan Erdoğan, afetler başta olmak üzere birçok sorunun sadece hükümetin sorunu olmadığını, bazı sorunların toplumla birlikte çözülmesi gerektiğini söyledi. İstanbul'un trafik sorununun çözümü için de radikal tedbirler gerektiğini vurgulayan Erdoğan, 1995 yılında İstanbul'a vize meselesini gündeme getirdiğinde yoğun eleştiriler aldığını belirterek şunları söyledi: "İstanbul'a vize uygulaması yapılmalı dediğimde beni topa tuttular. Bu teklifimden dolayı da beni tefe koyacaklar. Oy kaybına uğratmak isteyecekler. Dünyada bunu uygulayan ülkeler, şehirler var. Londra ve Tokyo bunun değişik uygulamasını yapıyor. İstanbul'a her gün 600-700 araç giriyor. Şu anda 2.5 milyon araç var. İstanbul'da plaka sayısını 2 milyona indireceğiz. Bundan sonra yeni ilave araç İstanbul'a giremeyecek. Girmek istiyorsa, ulaşım altyapısı güçlendikçe, şehir tedbirlerini aldıkça girebilir. Plakası olan aracını yenileyecekse yeni araba alabilecek, elindekini ise diğer illere satacak. Bunun altyapısını ve tanıtımını, medya ve sivil toplum örgütleri yapacak. Biz totaliter değiz. Demokrasi içinde yaşıyoruz. Büyükşehir Belediyesi 103 kavşak bitirdi, yetiyor mu, yetmiyor. Raylı sistem, yetmiyor, göç var nüfus artıyor. Giriş çıkış isteyen istediği gibi girip çıkıyor."
Kızılay Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara ise 71 il dolaşarak çocuklar ve öğretmenlerle bir araya geldiğini belirterek, "Bugün kendimi çok mutlu hissediyorum. Bir Türk Kızılayı gönüllüsü olmaktan gurur duyuyorum" dedi.
Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali de yaptıkları çalışmaların Türkiye sınırlarını aşarak bütün insanlığa hizmeti hedef aldığını söyledi. Küçükali, "İnsanlarla aynı dili konuşmayabilirsiniz ama yaşadığınız ortak acılar sizin birbirinizle anlaşmanızı ve yardımlaşmanızı sağlar. En son Endonezya'daki tusinami felaketi sonrasında Türk insanın merhamet elini ve Türk Cumhuriyeti'nin şefkatini o mağdur insanlara uzattık, o insanlarla felaket lisanı ile, insani dille anlaştık. Oradaki insanların evlerini ve modern konutlarını teslim ettik. Şu anda Kızılay dünyanın 37 ülkesinde zor durumda olan insanların yardımına koşmaktadır" diye konuştu.
Türkiye'nin deprem ve doğal afetlere açık bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Hepimizin taşın altına elimizi koymamız gerekiyor. Deprem olmadan, felaket gelmeden tedbir almalıyız" dedi. 19 Ağustos depremi sonrasında binaların çürük zemine yapıldığı gerçeğinin ortaya çıktığını anlatan Erdoğan, "Bu konuda devletin bütün kurumlarının sorumluluğu var. Peki senin, benim, onun hiç sorumluluğu yok mu? 'Bunu cahiller yapıyor' deyip geçebilirsiniz ama bunu aklı başında, bilgili insanlarda yapıyor. Bu ihmalkarlığın altında, maddi menfaat yatıyor. Vatandaş burası benim arsam diye dere yatağına ev yapıyor. Unutmayalım ki dere er ya da geç bir gün bunun intikamını alır" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Türkiye'ye gelen Irak Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Tarık Haşimi ile biraraya geldi. Başbakanlığın Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde yaklaşık 1 saat süren görüşmede, Erdoğan, Haşimi'ye Türkiye'nin Kerkük hassasiyetini bir kez daha iletti. Irak'ın toprak bütünlüğünün Türkiye için önemini vurgulayan Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak'taki terörist unsurlara karşı atılacak somut adımları gündeme getirdi. Erdoğan ile Haşimi arasında yapılan ikili görüşmenin ardından heyetler arası çalışma yemeği gerçekleştirildi. 1 saat süren yemek sırasında da Haşimi'ye Kerkük'teki durum ile ilgili olarak bazı evraklar ilettiği belirtildi. Yemekte ayrıca, etnik ve mezhep grupları arasında çatışmaların önlenmesi için neler yapılabileceği üzerinde de duruldu.






