Minyatür gerçeğimizi hatırlatıyor

Yeni Şafak
04:001/01/2017, Pazar
G: 1/01/2017, Pazar
Yeni Şafak

Dört yıl önce minyatür denemeleri yapan Muhammed Fatih Kara, gündemdeki isimlerin minyatür çizimleriyle ilgi odağı oldu. “Yeniçeri Kahvesi” sosyal medya hesabından çalışmalarını yayınlayan Kara, “Minyatür sayesinde kendi gerçeğimizi hatırlıyoruz” diyor.

Muhammed Fatih Kara, Osmanlı'dan günümüze miras kalan minyatür sanatını popüler kültür figürleriyle birleştirip yaşatmaya çalışıyor. Muhammed Ali'den Arda Turan'a, Necip Fazıl'dan Kemal Sunal'a birçok ismin portresini çiziyor. Portrelerin yanı sıra yerli yabancı dizi ve film yıldızlarını çalışmalarında misafir ediyor. Kara, sadece minyatür çizmiyor. Çizimlerinin hepsinin bir de hikayesi var. Bir soruyla başlayan günümüze uyarlı minyatür çalışmaları sosyal medya sayesinde “Yeniçeri Kahvesi" adıyla binlerce kişiye ulaştı. Yabancı ve Türkiye'den popüler kültür ürünlerini çizip onlara hikayeler yazıyor. Batman, Hulk gibi süper kahramanların minyatür hali Mümtaz Kahrmanlar, “Kim 1 Milyon Akçe İster"e katılan Lâedri Çelebi, Huzursuz Piyâde, Çılğın Müteşebbis Fahri bunlardan birkaçı. Kendisiyle, minyatüre başlama hikayesini ve çizdiği isimleri konuştuk.



EVLİYA ÇELEBİ'YLE BAŞLADIM


Minyatür ilginiz nasıl başladı?


Önce Osmanlıca ve Farsça öğrendim. Dil macerasından sonra aklıma gelen “Peki ya görsel sanatlar?" olmuştu. İşte burdan sonra minyatürle tanıştım. Doğrudan çizmeye başlamadım. Önceleri mühendislik derslerinden, kodlardan, sayılardan, vize ve finallerden sıkıldığımda kütüphanenin sanat kısmındaki kitaplara bakıyordum. İçerisinde miraçnamelerden, surnamelerden, bir kısmı resmedilmiş divanlardan minyatürler olan kitaplar vardı. Anlamaya çalışıyordum. Bir gün bir elime cetvel, diğer yanıma da bilgisayarı alıp oranları incelemeye başladım. Mühendislik öğrencisi olarak bildiğim yerden yaklaşıyordum meseleye. Bu oranlar bana Vitrivius'tan beri Avrupa'da aranılan estetik oranlarının bizden farklı olduğunu görme şansını vermişti. Evet, bir şehrin kapısındaydım ve içeri buyur edecek birilerini bekliyordum. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi buyur etti beni. İstanbul esnaflarını anlatırken, Esnâf-ı Mukallidân diye bir kısmı vardır. Oradakileri bir sofranın etrafında çizmeye çalışarak başladım minyatür çizmeye. Dört senedir devam ediyorum. Aslında mühendis olarak çalıştığım için yazıp çizmek işten, ailemden ve zorunlu diğer faaliyetlerimden arta kalan zamanlarda yapabildiğim bir şey.





Sosyal medyada, çalışmalarınızı Yeniçeri Kahvesi adıyla yayımlıyorsunuz? Neden bu isim?


Önce yeniçerilere bakmalıyız bence. Yeniçeriler bizim klasik dönemimizin en güzel nişânı ve sembolü. Hem dünya görüşü, hem özgüven, hem de siyasi olarak üstün olduğumuz bir devrin en kendine has karakterleri. Evlenmemiş, Hristiyan bir coğrafyadan devşirilmiş, tekke mensubu dervişler ordusu. Yeniçeri kahveleri ise diğer kahvehaneler arasında en renkli olanı. Nihayetinde kahvehaneler insanların birbiriyle ünsiyet kurduğu yerler olsa da yeniçeri kahveleri kimi zaman yeniçerilerin aşık gibi atıştığı, kimi zaman da “devlet sohbeti" denilen dedikodu ve söylenti minvalinde devlete ve devlet ricâline dair muhabbetin edildiği, iyi veya kötü bir şekilde kamuoyunun şekillendiği yerlermiş. Bir ara Yeniçeriler buraları yatakhane olarak dahi kullanmışlar. Herşeyi üst üste koyunca Yeniçeri Kahvesi en uygun isim.



ÇİZDİKÇE MUTLU OLUYORUM


Street Fighter, Batman, Mario, Diriliş, İçerde gibi oyun, dizi ve film dünyasından kahramanları nasıl yorumluyorsunuz?


Bize ait olan Diriliş, İçerde gibi olanları ayıracak olursak, diğerlerini eğlenmek için çiziyorum denilebilir. Bununle birlikte bize yurt dışından getirilip sunulan şeyler, bize sunulurken kendi gerçeklikleriyle geliyorlar. Bu gerçeklik ise bizim gerçekliğimizi gölgeliyor. Biz sunulan gerçeklikle birlikte bunları satın alıyoruz. Minyatür sayesinde kendi gerçeğimizi hatırlıyoruz. Bana ise bu eğlence hem onların bize sunulurkenki gerçeklerini unutturuyor, hem de bizim gerçekliğimizle ne kadar da uyuşmaz şeyler olduğunu görmeme fırsat veriyor. Kısacası mutlu oluyorum bunları yazıp çizince. Game of Thrones karakteri “Makbul ve Maktul Jon Snow Paşa" mesela. Hem yazarken hem de çizerken çok eğlendiğim bir işti.





Güzel insanlar eksilmesin


Yeniçeri Kahvesi'nde Mahmud Esad Coşan, Muhammed Ali, Neşet Ertaş, Abdurrahim Karakoç, Kemal Sunal, Arda Turan, Necip Fazıl gibi çok farklı alanlardan kişiler görüyoruz. Ayrıca şehitlerimiz de var. İsimleri neye göre seçiyorsunuz?


Aslında, ben zihin dünyamdakileri çiziyorum. Bunu pekalâ ikiye ayırabilirim. Eğlenmek için çizdiklerim ve diğerleri. İşte bu diğerleri faslında aklımda yer edenleri anlatıp çiziyorum ve güzel olmayanları bir kenara koyarak yapıyorum bunu. Adem-i mevcudiyete yani yokluğa terk etmek gibi düşünülebilir bu kenara koyma. Çünkü kötülüklerin ve çirkinliklerin de iyilikler ve güzellikler kadar hatta daha hızlı büyüyüp serpilebileceğini düşünüyorum, anlatıldıkça, resmedildikçe. Mesela liseden beri şiirlerini, tiyatrolarını okuduğum gençlere hitabesinin başlangıcında “bir gençlik... zaman bendedir ve mekân bana emanettir! şuurunda bir gençlik..." diyen Necip Fazıl bana sorarsanız güzeldir, Muhammed Ali, sessiz filmlerin Şarlo'su Charlie Chaplin veya Kemal Sunal. Sarı saçların gönlüne bağlandığı Abdurrahim Karakoç veya şehitlerimiz. Benim zaviyemden bu insanlar güzeller. Haklarında yazılmalı, çizilmeli, anlatılmalı. Anlatılmalı ki artsınlar, eksilmesinler.





Teşebbüs olarak kalmak istiyorum


Minyatürcüler arasında ilgilendiğiniz, örnek aldığınız birileri var mı?


Levni var mesela, Nakkaş Osman veya Nigâri. Mesela Nakkaş Hasan'ın Talikzâde ile kâtibi çalışırken kendisini de resim çizerken resmettiği bir minyatürü vardır. Benim kendimi minyatürlere ekleme fikrim ilk esnâda oradan çıkmıştı. Matrakçı Nasuh'un Irakeyn seferi esnasında resmettiği şehirler. Bunlar size birşeyleri yaparken nasıl yapılacağı konusunda önemli fikirler verebilir. Çünkü malumunuz modern sanatlarda yenilik ne kadar önemliyse, geleneksel sanatlarda da o kadar önemsizleşebiliyor. Nusret Çolpan hakeza, son dönemin en bilindik isimlerinden. Örnek almaya gelince o kadar sabırlı olduğum söylenemez. Bu usta çırak ilişkisine karşı çıktığımdan değil, bence en doğru öğrenme usulü o olsa da benim maksadım bir gün çıraklıktan usta olmak değil. Halihazırda hür bir teşebüssüm, böyle kalmak istiyorum.



#Muhammed Fatih Kara
#Osmanlı
#Minyatür