
Türkiye’de motosiklet kullanımındaki artış, kazaların da çoğalmasına yol açarken bu durum hastanelere de yansıyor. Motosiklet kazaları sonrası acillere başvuran ağır travmalı hasta sayısındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, “Büyükşehirlerde artan trafik yoğunluğuyla birlikte motosiklet kazaları, genç yaşta kalıcı sakatlığın en büyük nedenlerinden biri haline geldi” dedi.
Artan motosiklet kullanımıyla birlikte kazalar da yükselişe geçti. Acil servisler yaralı sürücülerle dolarken vakalardaki artış dikkat çekiyor.
Türkiye’de motosiklet sayısı hızla artarken, bu artış kazalara da yansıyor. 2026 yılı nisan ayı verilerine göre trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı 7,2 milyonu aşarak toplam araçların yüzde 21’ini oluşturdu. Yani yollardaki her 5 araçtan biri artık motosiklet.
İKİ KAZADAN BİRİNE MOTOSİKLET KARIŞTI
Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı verilerine göre, sadece 2026 yılı mart ayında 55 bin 41 motosiklet kazası meydana geldi, 30 bin 517 kişi yaralandı. Bu yılın ilk çeyreğinde ise trafik kazalarının yüzde 50,2’sine en az bir motosikletin karıştığı belirlendi. Geçtiğimiz yılın ilk 8 ayında yaşanan motosiklet kazası sayısı ise 76 bini aştı. Kazaların özellikle temmuz ve ağustos aylarında yoğunlaştığı ifade edilirken, hız ihlali ve kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak en yaygın nedenler arasında gösteriliyor.
YARALILARDA KALICI HASAR BIRAKIYOR
Artan kazalar hastanelere de yansıyor. Motosiklet kazaları sonrası acillere başvuran ağır travmalı hasta sayısındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, “Büyük şehirlerde artan trafik yoğunluğuyla birlikte motosiklet kazaları, genç yaşta kalıcı sakatlığın en büyük nedenlerinden biri haline geldi” dedi. Özellikle İstanbul gibi yoğun trafikli şehirlerde kazaların daha sık yaşandığını belirten Azboy, “Aşırı hız nedeniyle hastalarımız bize ciddi travmalarla geliyor. Çoğu genç olan sürücülerde ayak bileği, diz ve kalça çevresinde parçalı ve eklem içi kırıklarla karşılaşıyoruz. Bazı kırıklar uzun vadeli sakatlık riski taşıyor. Kalça yuvasının kırılıp femur başının yuvadan çıktığı asetabulum kırıkları da oldukça sık yaşanıyor. Bu kırıkların tedavisi oldukça zor. Eklem içi kırıklarda ilerleyen yıllarda hareket kısıtlılığı ve kalıcı sakatlıklar görülebiliyor. Genç yaşta yaşanan bu kazalar, hastalarımızın hem iş hem de sosyal hayatını ciddi şekilde etkiliyor” diye konuştu.
Sadece kask yeterli değil
- Kazaları önlemenin en etkili yolunun trafik kurallarına uymak olduğunu vurgulayan Azboy, “Genç hastalarımız ‘Bize bir şey olmaz’ diyerek bindikleri motosikletlerden, hayatlarını değiştiren kalça ve diz kırıklarıyla geliyorlar. Sadece kask takıp yola çıkmak, vücudun geri kalanını tehlikeye atmaktır. ‘Şurası yakın, hemen gidip geleyim’ düşüncesi en büyük yanılgılardan biri. Eldiven, dizlik, ayak bileğini, sırtı ve omurgayı koruyan ekipmanlar mutlaka kullanılmalı. Motosiklet kazalarının ne kadar ciddi travmalara yol açtığını unutmamak gerekiyor. Motosiklet kazaları sonrası yapılan yanlış müdahaleler de hasarı artırabiliyor. Boyun kırıkları, omurga kırıkları, kalça kırıklı çıkıkları gibi hayati risk taşıyan durumlar görülebiliyor. Acil ekipler gelene kadar hastanın hareket ettirilmemesi, ‘Bir şeyin yok, kalk yürü’ denmemesi gerekir” ifadelerini kullandı.








