Suriye’de büyük İsrail oyunu bozuldu: Davut Koridoru’na darbe

Muhammed Vefa Yürekli
11:2621/01/2026, Çarşamba
G: 21/01/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Lübnan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doçent Dr. Leila Nicolas, Davut Koridoru Planı’nı ve Türkiye’nin kararlı duruşunu Yeni Şafak'a anlattı.
Lübnan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doçent Dr. Leila Nicolas, Davut Koridoru Planı’nı ve Türkiye’nin kararlı duruşunu Yeni Şafak'a anlattı.

Suriye ordusunun Fırat hattında SDG/YPG kontrolündeki bölgeleri hızla geri alması, İsrail’in Golan’dan Irak’a uzanmayı hedefleyen “Davut Koridoru” planını fiilen işlemez hale getirdi. Enerji, su ve gıda kaynaklarını kapsayan bu hat üzerindeki askeri dengelerin değişmesi, İsrail’in Suriye’yi parçalama ve azınlıklar üzerinden nüfuz kurma stratejisine ağır bir darbe vurdu. Sahadaki bu gelişmelerin ardından ABD’deki İsrail lobisinin Washington’u yaptırım ve baskı kartlarını devreye sokmak için harekete geçmesi dikkat çekti.

Suriye’de son haftalarda yaşanan hızlı askeri ve siyasi gelişmeler, İsrail’in yıllardır perde arkasında işlediği “Davut Koridoru” planını fiilen çökmenin eşiğine getirdi. Suriye ordusunun Fırat hattında SDG/YPG kontrolündeki alanları peş peşe geri alması, İsrail’in Golan’dan Irak’a uzanmayı hedefleyen nüfuz hattını kesintiye uğrattı. Enerji, su ve gıda kaynaklarını kapsayan bu koridorun çökmesi, İsrail’in Suriye’yi parçalama ve azınlıklar üzerinden derinlik kazanma stratejisine ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. Sahadaki bu tablo, ABD’deki İsrail lobisini de harekete geçirirken Washington’dan yaptırım ve baskı mesajları yükselmeye başladı.

BÜYÜK İSRAİL PLANININ UZANTISI

Davut Koridoru, Golan Tepeleri’nden başlayarak Kuneytra (Golan hattı, İsrail sınırı) Dera (Ürdün sınırı ve güney Suriye geçiş noktası) Süveyda (Dürzi nüfusun yoğun olduğu bölge) Humus’un doğu kırsalı (Tanf hattına açılan alanlar) ve Deyrizor’a (Fırat Nehri ve doğu Suriye’nin kilit ili) kadar uzanan ve Irak’a ulaşan bir hat. Projenin ideolojik arka planı, Tevrat’ta Nil’den Fırat’a uzandığı ifade edilen “Büyük İsrail” sınırları anlatısına dayandırıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Suriye’nin güneyinin askerden arındırılması çağrısının arka planında bu plan yatıyor. İsrail Dışişleri Bakanı’nın Gideon Saar’ın Suriye’nin federal yapıya bölünmesi yönündeki açıklamaları ve İsrail ordusunun Golan ve Hermon Dağı’ndaki kalıcı varlığı da İsrail’in sahadaki niyetlerini açıkça ortaya koyan adımlar olarak değerlendiriliyor. İsrail medyasında sızdırılan haritalar da koridor tartışmalarını güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.

AZINLIKLARLA SURİYE’Yİ BÖLME PLANI

Bu koridorla kendisine stratejik derinlik sağlamak isteyen işgalci güç, Suriye’yi ikiye bölmeyi, SDG üzerinden bölgede nüfus kurmayı hedefliyordu. İsrail, devlet altı organizasyonlar, Dürziler, Nusayriler, PKK’nın Suriye uzantısı olan SDG/YPG ve gayri Arab aşiretlerle bağlantılar kurarak bu bölgeleri istikrarsızlaştırma adına faaliyetler yürüttü. Suriye’de devrim sonrası oluşan merkezi otoriteyi zayıflatmak için Dürizlere vatandaşlık vererek yanına çekmeye çalışan İsrail, PKK/SDG’yi maddi ve siyasi olarak destekleyerek üstü örtülü bir ittifaka girişti.

SURİYE’NİN ENERJİ VE GIDA KAYNAKLARINI KAPSIYOR

Davut Koridoru hattı, aynı zamanda Ortadoğu’nun en zengin doğal kaynak ve geçiş bölgelerinden bazılarını kapsıyor. SDG’nin elinden kurtarılan Deyrizor, Suriye’nin en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinin bulunduğu il. El-Ömer, Tanak, Koniko gibi sahalar burada bulunuyor. Suriye petrol üretiminin büyük kısmı bu bölgeden sağlanıyor. Suriye’nin iki büyük su havzası Fırat havzası ve Golan tepeleri yine bu bölgede bulunuyor. Halep’in doğusundaki Tişrin Barajı, koridorun işlemesi için en kilit noktalardan biri. Fırat’ın doğusu ile batısı arasındaki en kritik nokta olan Tişrin, elektrik üretimi ve su kontrolü için İsrail’in başlıca hedeflerinden. Suriye’nin en büyük barajı olan Tabka Barajı, Deyrzor Barajı El Baath Barajı ve Taberiye gölü de yine bu koridorda bulunuyor.İsrail bu noktalarda kontrolü ele geçirerek Suriye’nin hem gıda hem de enerji güvenliğini zapt etmeyi hedefliyordu.

SURİYE ORDUSUNDAN DARBE

Suriye ordusu, 13 Ocak'ta başta Deyr Hafir ve Meskene olmak üzere Fırat Nehri'nin batısında terör örgütü YPG/SDG'nin işgalindeki bölgeleri askeri alan ilan etmiş, 16 Ocak akşamı saat 22.00'de başlayan operasyonla iki bölgeyi kontrolüne almıştı. Deyr Hafir ve Meskene'yi terör örgütü YPG/SDG'den temizlemesinin ardından Suriye ordusu Tabka'yı ele geçirirken, aşiretler de teröristlere karşı ayaklanarak Deyrizor ilinin tamamını ve Rakka kent merkezini büyük ölçüde kontrol altına aldı. Teröristlere karşı ayaklanan Suriyeli aşiretler de Şam yönetimine bağlılıklarını bildirerek, petrol sahaları dahil Deyrizor ilinin tamamını ve Rakka kent merkezini büyük ölçüde terörden temizledi. Ayrıca Haseke’ye bağlı Şeddadi kentinde, YPG saflarındaki panik ve çözülme sırasında ayaklanan aşiret güçlerinin bölgeyi ele geçirdiği bildirildi. Bu gelişme, Suriye ordusunun Fırat’ın doğusuna doğru genişlemesine zemin hazırladı ve İsrail’in koridor hedefine fiilen darbe vurdu.

İSRAİL LOBİSİ TEYAKKUZA GEÇTİ

Suriye ordusunun durdurulamaz ilerleyişi ile planları suya düşen işgalci güç, ABD’de İsrail lobisi aracılığıyla elinde tuttuğu siyasi aparatları da operasyonun durdurulması için harekete geçirdi. ABD siyasetindeki en güçlü İsrail destekçilerinden biri olan ve AIPAC tarafından fonlanan Senatör ABD’li Senatör Lindsey Graham, Suriye hükümetinin Suriyeli Kürtlere ve SDF’ye karşı askeri güç kullanması halinde Caesar (Sezar) Yasası yaptırımlarını yeniden devreye sokmak ve daha da sertleştirmek için elinden geleni yapacağını açıkladı. AIPAC tarafından fonlanan bir diğer isim olan ABD Dışilişkiler Komitesi Başkanı Senatör Jim Risch de Şam yönetiminin insan hakları ihlalleri yaptığı iddiasına bulundu. Wall Street Journal’ın haberine göre ise AIPAC ve diğer İsrail lobileri tarafından hem maddi hem de siyasi destek alan Başkan Yardımcısı J.D. Vance de operasyonların durdurulmaması halinde ABD’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koymayı değerlendirebileceği tehdidinde bulundu.

Türkiye’nin duruşu İsrail’i boşa çıkardı

Lübnan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doçent Dr. Leila Nicolas, Davut Koridoru Planı’nın Türkiye’nin kararlı duruşu ve Suriye hükümetinin başarılı operasyonları ile akamete uğradığını kaydetti. Nicolas’a göre İsrail’in, Golan’dan başlayarak Güney Suriye ve Fırat hattı üzerinden Irak’a uzanmayı hedefleyen bu proje, sahadaki askeri ve siyasi dengelerin değişmesiyle birlikte uygulanabilirliğini yitirdi. Özellikle Suriye ordusunun Deyrizor ve Fırat koridorunda yeniden kontrol sağlamasının, planın coğrafi omurgasını çökerttiğini vurgulayan Nicolas, “Fırat hattı olmadan Davut Koridoru yalnızca teorik bir harita olarak kalır” değerlendirmesinde bulundu.

ANKARA’NIN TAVRI EN BELİRLEYİCİ UNSUR

İsrail’in azınlıklarla ittifak ve ülkeyi parçalama stratejisinin Suriye bağlamında zayıfladığını belirten Nicolas, bu sürecin en belirleyici unsurunun Türkiye’nin net veto politikası olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK temelli bir devlet ya da yüksek özerklik girişimini varoluşsal bir tehdit olarak gördüğünü ifade eden Nicolas, ABD’nin de bölgesel istikrarı önceleyerek merkezi ve bütünleşik bir Suriye’den yana tavır aldığını söyledi. Washington’un bu yaklaşımının, İsrail’in “haritaları yeniden çizme” hedeflerini desteklemediğini belirten Nicolas, İsrail’in güvenliğinin parçalanma projeleriyle değil, sınır düzenlemeleri ve diplomatik güvenlik anlaşmalarıyla sağlanmak istendiğini dile getirdi.



#Lübnan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doçent Dr. Leila Nicolas
#Leila Nicolas
#Dr. Leila Nicolas