1,6 milyon aday, üniversite maratonunun ilk basamağı YGS'yi geride bırakınca rehavete kapıldı. Oysa üniversiteli unvanı kazanabilmeleri için asıl LYS'ye odaklanmaları gerekiyor. Ama bunun yolu da okulu terk etmemekten geçiyor. Çünkü...
2010 itibariyle üniversiteye giriş sisteminde köklü değişikliklere gidildi ancak başta adaylar bilhassa da ortaöğretim son sınıftakiler ve aileler geçen senelerin metotlarıyla süreci yönetmeye çalışıyor. Yine ders çalışma bahanesiyle okula gidilmiyor, başarı salt çok soru çözmeye indirgeniyor ve fakülte kapılarının anahtarı dershanelerde aranıyor. Üstelik 11 Nisan'daki Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonrası ortaya çıkan tablo söz konusu yaklaşımın sıkıntısını göstermesine rağmen 19 ila 27 Haziran arasındaki Lisans Yerleştirme Sınavı'na (LYS) aynı mantıkla hazırlanılıyor. Oysa ikinci imtihan ilkine göre rehberliğin ve programlı çalışmanın ön plana çıktığı bir eşik. Peki, öğrenciler, aileleri, öğretmenler ve dershaneler önümüzdeki 2 aylık maratonu nasıl değerlendirmeli?
Devrin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Kemal Gürüz 1999'da üniversiteye girişin tek basamaklı imtihanla düzenleneceğini açıkladığında doğacak problemler kestirilememişti. Beyanatlarda eğitim kalitesinden bahsedilirken katsayı icat edildi. Yoksa akıllarda “imam hatiplerin önünü kesmek” yoktu. Üstelik yaşın yanında kuru yanma pahasına. Aceleyle değişen sistemdeki aksaklıklar 1-2 yılda kendini hissettirince değişiklikler zaruri hâle geldi. Ama hiçbiri raydan çıkan treni tekrar yoluna koyamadı.
Aksiyon Dergisi'nin haberine göre, 1999-2009 arası yüz binlerce adayın hayatını altüst eden tekli sınavın eksiklerini çözme niyetli son irade geçen Temmuz YÖK'ün katsayıyı kaldıran açılımıyla geldi. Meslek ve düz liseli yarışa aynı çizgide başlayacaktı, artık. Ancak Danıştay devreye girip yürürlüğü durdurdu. Ardından alan içi 0,15, dışı 0,13'lük formül üretildi. Bu da yüksek mahkemeden dönünce 0,15'e 0,12'lik teklif sunuldu. Yine yargıya başvuranlar çıktı ama talepleri geçen hafta reddedince mevzu kapandı.
Kurul imtihanların içeriğine de müdahale gereği duyup YGS ve LYS adıyla ikili işleyişe geri döndü. İlk etapta 11 yıl önceki Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ve Öğrenci Yerleştirme Sınavı'na (ÖYS) benzetilse de özellikle LYS'nin uygulamasındaki değişiklik öğrencilere farklı çalışma programını zorunlu kılıyor. Ama 11 Nisan'daki YGS gösterdi ki eski alışkanlıklar ve mantık devam ediyor.
Uğur Dershaneleri Genel Müdür Yardımcısı Turgay Polat öğrencilerin değişim karşısındaki direncinden şikâyetçi. “Tek basamaklı imtihan çoğunlukla Lise 1 ve öncesi bilgileri esas alıyordu. Sınava kilitlenen öğrenci lisenin diğer sınıflarında okula devamı gereksiz gördü. Zamanla Lise 2, 3 ve 4 müfredatından da soru geldi ama rapor hastalığı giderilemedi. Şimdi kapsamı geniş bir sınav var. LYS'nin ağırlığı son sınıftan. Fakat okullar yine boşaldı.”
Polat tablodan, 25 günlük mazeretli izin için rapor alma yerine veli iznini yeterli gören ve bu istikamette Şubat'ta genelge yayımlayan Millî Eğitim Bakanı (MEB) Nimet Çubukçu'yu sorumlu tutuyor. “Bakanlık çocukları okulda tutması gereken adımlar atması gerekirken onları uzaklaştıran kararlar alıyor.”
Yılların eğitimcisi ve hâlihazırda bir genel lisenin idarecisi Veysel Bey de aynı dertten muzdarip. 3336 öğrencili okulunda 421 son sınıf var ve bunların neredeyse tamamı Şubat'tan itibaren başta YGS şimdi de LYS'ye çalışma bahanesiyle okula uğramıyor. Oysa ikinci basamakta soru gelecek çoğu konu okullarda henüz yeni yeni işleniyor.
İlk sınava çok çalışıp enerjisini bitiren ve sonra da “Yine mi koşturmak zorundayız, zaten imtihan kötü (veya iyi) geçti.” bıkkınlığını dillendirenler problemin bir başka ayağını oluşturuyor. Kötü sonuç bekleyenler kaygılı, iyiyle yüzü gülenler rehavette çünkü. İşte burası FEM Dershaneleri Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç'ın “Hemen müdahale edilmeli.” dediği kritik bir viraj. “YGS geride kaldı. Tahminlerin artık ehemmiyeti yok. Adaylar önlerindeki döneme konsantre olmalı.”
Bunun için de evvela çalışma programı belirlenmeli ve motivasyon yüksek tutulmalı. Hedeflenen bölüme göre hazırlanılmalı. Çünkü LYS klasik sayısalcı, sözelci veya eşit ağırlıkçı kategorisinin dışında. Sadece Matematik Fen branşından başvuranlar için 4 ayrı MF puanı hesaplanıyor. Mesela tıp hedefleyen MF 3'ü dikkate alıp strateji belirlemeli. Çünkü puan tespitinde kimya ve biyoloji testleri ağırlıklı dikkate alınıyor. Yok, mühendislik arzusu varsa Temel Matematik, Matematik ve Fizik yoğunluklu MF4'e öncelik verilmeli.
Ve 19- 27 Haziran'a dilimine dönük tavsiyeler: Her bir sınav nasıl geçerse geçsin sonucu diğerlerini olumsuz etkilememeli. Matematik kötü geçti diye Fen Bilimlerine girmekten vazgeçmemeli. Tercih dönemine kadar da sınavlar haricinde bir etken düşünülüp stres artırılmamalı ve motivasyon baltalanmamalı. Nihayet aile, okul ve dershane arasındaki iletişim üst seviyede tutulup doğru rehberlik yöntemleri izlenmeli…
İki aşamalı sınavın avantajları ve dezavantajları var. Mesela sınav havasını canlı tutması artısı. Gevşeme olmaz. YGS'yle bu havayı soludular. LYS'ye dönük kaygılar nispeten azaldı ancak stres tamamen ortadan kalkmadı, hatta yanlış yönlendirilirse daha büyük sıkıntılar olabilir. Artık 19 Haziran'a kadar sadece ikinci basamağı düşünsünler. 'Neyi istiyorum?' sorusu önemli. Tercih dönemine ait kaygılara hiç girmesinler.
Eksiklerini belirledikten sonra sistematik çalışma temposuna girsinler. Yoksa bir gün saatler süren akabinde hiç ilgilenmedikleri dalgalı bir seyir bırakın verimi, ters bile tepebilir. Tavsiyem konu dökümü yapıp çıkan tablo uyarınca hareket etmeleri. Bir haftanın işini ertesi haftaya bırakmayacak şekilde çalışsınlar. Bıraksa dahi takip eden haftanın hemen başında çözüm üretsin. Aksi takdirde yetiştirip yetiştiremeyeceğini düşünmekten ders de çalışamaz. Maraton bitene kadar fedakârlık edebilecekleri her hususta adım atsınlar. Aşırı gezme ve eğlenme gibi. Ama zaman zaman duygusal teneffüsler vermek için sinemaya gidebilir, bilgisayarla vakit geçirebilirler. Fakat asla “Ders çalışmak zor geldi.” gibi bahanelerle zaman öldürmesin ve pineklemesinler. Bir de sıhhatlerini etkileyebilecek noktalarda fedakârlık olmaz. Uyku düzenlerine ve beslenmelerine dikkat etmeliler.
Tabii aileler eski alışkanlıklarıyla hareket edip evlatlarının 7/24 ders çalışmasını arzu ediyor. Güya kafalarını kitaptan kaldırmadıkları ölçüde başarılı olacaklar. Ancak bu yanlış bir yaklaşım. Herkesin öğrenme düzeyi bir değil. Bir saatte mevzuyu halledene saatlerce ders çalışmasını salık verirseniz aksi etki yapar. Hâsılı öğrenme düzeyinin belirlenmesi önemli. Yine soru çözerek çalışmak iyidir ama ebeveynlerin düşündüğü gibi günde mutlaka 1000 soru çözmek gerekmez.
LYS'ye bakarsak geçen yılki gibi değil. Alan sınavı şeklinde gerçekleşecek ve 4-5 sınava girecek 2 haftalık süreçte adaylar. O yüzden birinden alabileceği negatif sonucu diğerlerine de yansıtabilir. Öyle de muhtemel bir problem var. Böylece gerilimi sürekli ayakta tutan bir sıkıntı hâline geliyor. Yine akademik birikim düzeyinde çalışmaları yetmeyecek, moral, motivasyon ve stres yönetimi belirlenmesi gerekiyor. Kısaca stresi yöneten başarılı olacak.






