Artık sadece çocuklar okuyor

Sevda Dursun
Sevda Dursun
04:0024/02/2026, Salı
G: 24/02/2026, Salı
Yeni Şafak
Melike Günyüz
Melike Günyüz

40 küsur yıldır yayıncılık yapan Erdem Yayınları’nın sahibi Melike Günyüz’le mesleğe adım atışını, yayıncılıkta başörtülü olarak var olma mücadelesini ve dönüşen çocuk yayıncılığını konuştuk. Basılı yayıncılığın çocuk kitapları üzerinden hayatta kaldığını söyleyen Günyüz, “Artık sadece çocuklar okuyor” dedi.

Bundan 20-30 yıl önce ebeveyn olanlar, içeriği temiz çocuk kitabına ulaşmanın ne denli zor olduğunu bilir. Dijital dünya da yokken, çocuklar için kitap o kadar önemliyken Türkiye’de telifli çocuk edebiyatı mumla aranırdı. Çeviri kitaplar da çoğu kez bizim kültürümüzle çeliştiği için ihtiyacı karşılamazdı. İşte o dönemlerde parmakla sayılı çocuk kitabı basan yayınevlerine Erdem Yayınları eklendi. Ebubekir Erdem’in kurduğu yayınevi şimdi Melike Günyüz öncülüğünde çocukları tarafından idare ediliyor. 40 küsur yıldır yayıncılık yapan Günyüz’le bu mesleğe girişini, başörtülü olarak var olma çabasını ve çocuk yayıncılığını konuştuk. 28 Şubat’ta sırf dindar oldukları için kitaplarının okul listelerinden çıkarıldığını söyleyen Günyüz, hâlâ bazı seküler kolejlere kitaplarının girmediğini belirtti.

Erdem Yayınları, babanız Ebubekir Erdem’in kurduğu Türkiye’nin öncü çocuk yayınlarından biri. Sizin bu mesleğe giriş hikayenizden bahsedebilir misiniz?

Bu işin mimarı kesinlikle babam. Lise 2. sınıfın yaz tatilinde bana bir daktilo ve on parmak daktilo yazmayı öğreten kitap aldı. Önüme bir de Ömer Seyfettin Külliyatı getirdi. Bunların içindeki bilmediğim kelimeleri bulup bir sözlük hazırlamamı istedi. O yaz boyunca bir yandan daktilo çalışırken, diğer yandan kitapları okudum, kelimeleri çıkardım. Bu benim ilk editörlük çalışmam oldu ve Ömer Seyfettin’in bütün hikayeleri benim hazırladığım sözlükle yayımlandı. Sonraki seneler deyimler ve atasözleri sözlüğü yazdırdı bana. Ve böylece doğal bir şekilde daha lise öğrencisiyken yayıncılığa başlamış oldum.

Yayıncı olmayı siz de istemişsiniz ki itiraz etmediniz, öyle değil mi?

Üniversite yıllarımda akademisyen olmaya karar vermiştim. Fakat doktora yaparken dersler bitip tez dönemi başladığında 28 Şubat oldu. Dolayısıyla tezi bitirdim ama üniversite benim için kapanmıştı. Ama ben hep üniversite hayatım boyunca yayınevinde çalıştım. Üniversite geleceğim de olmayınca artık dört elle profesyonel olarak yayıncılığa başladım. Lise yıllarımı da sayarsak 43 yıldır bu işi yapıyorum.

DİNDARIZ DİYE KİTAPLARIMIZ OKUL LİSTELERİNDEN ÇIKARILDI

Başörtülü bir kadın olarak yayıncılık yaparken en çok hangi konularda zorlandınız?

28 Şubat döneminde tesettürlü birisi olarak yayın dünyasında kabul edilmek ciddi bir problemdi. Çok iyi kitaplarımızın sırf biz dindarız diye okul listelerinden çıkarıldığına şahit olduk. Hâlâ bazı özel okullara bizim kitaplarımız girmez. Türkiye’de hâlâ bu ayrımın çok keskin bir şekilde özellikle seküler kesim tarafından devam ettirildiğini görüyorum. Sırf bizim dindarlığımız ya da benim başörtülü oluşum, iyi bir metni çocukla buluşturmanın önünde bir engel olmuştur. Olmaya da devam ediyor.

GEÇMİŞTE OKUDUĞUMUZ ÇOCUK KİTAPLARINI ŞİMDİ BASAMAYIZ

Sizin yayıncılığa başladığınız doksanlı yıllarla günümüz çocuk yayıncılığını kıyaslamanızı istesem neleri öne çıkartırsınız?

Çok büyük farklar var. Mesela Türkiye’de ve dünyada çocuğun konumlanması aile içinde ve toplumda hızla değişti. Çocuk psikolojisi ve pedagojiye bakış açımız çok değişti. Geçenlerde bir kitabımızla ilgili eleştiri aldık. Çok şaşırdık, hiç beklemediğimiz bir şeydi. Okuyunca haklı olduklarını gördük. Ama biz daha 4-5 sene önce o kitabı yayımladığımızda böyle bir hassasiyetimiz yoktu. Kitapta yaşlı bir komşu çocuğu öpüyor. Çocuk bu öpücüklerden çok rahatsız ama anne çocuğun bu rahatsızlığını fark edecek bir tutum sergilemiyor. Şimdi bu kitabı yayımladığımız zamanlarda bu bizim için bir sorun alanı gibi durmuyordu. Ama bugün bu bir sorun alanı. Çünkü artık çocuk tacizleri meselesi dolayısıyla çok hassaslaştık ve daha dikkatli bakıyoruz. Bir okuma grubuyla kendi çocukluğumuzda okuduğumuz kitaplara göz atalım demiştik, hepimiz dehşete düştük. “Biz bunları mı okumuşuz?” dedik. Evet onları okuduk, ama etkilenmedik. Çünkü sosyal ortam farklıydı. Bazı şeyler kitapta yazdığı gibi kalabiliyor, büyütülmüyordu. 40-50 yıl önce okuduğumuz kitapları bugün getirip basmak istesek, hiçbirini yayınlayamayız.

Bu klasikler için de geçerli mi?

Tabii ki, bizde 83’ten beri yayınlanan klasikler dizisi var. Emin olun o kitaplar 10 yılda bir tekrar okunuyor ve tekrar tekrar revize ediliyor. Define Adası diye bir kitap var, klasik bir metin. Orijinal hikâyede tayfalar sürekli içki içiyor ve kavga ediyor. Bugün bunu yayınladığımızda eleştiriye tutuluruz. Biz de yayınlamaktan vazgeçiyoruz. Her şeyi de yayınlamak zorunda değiliz.

YAYINCILIK ÇOCUK KİTAPLARI ÜZERİNDEN HAYATTA

Nicelik olarak da çocuk kitaplarında muazzam bir artış var. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Çocuk kitaplarının hakikaten sanat ve edebiyat değeri anlaşıldı. Kadınların çalışma hayatı arttıkça sıkışıyoruz ve bu sıkışmışlığın içinde kitap çok önemli bir kurtarıcı. Dili öğrenmesi bakımından bunun gerekliliğini bence kabul ettik. Yayıncılar da bunu fark etti. Bir de artık sadece çocuklar okuyor. Dünyada basılı kitap yayıncılığı maalesef geriliyor. Ve bize kala kala çocuk kitapları kaldı. Kitaplar çocukları bir süre de olsa dijital dünyadan uzaklaştırmaya araç gibi de düşünülüyor. Bu sebeple de yayıncılık şu anda çocuk kitapları üzerinden hayatta duruyor diyebiliriz. Memleketin 40-50 yıllık hiç çocuk kitabı basmamış yayıncılar, artık çocuk kitabı yayımlıyor. Tabii ki bu çeşitliliğin içinde metin ve resim konusunda özensizlik de var. Parayla basılan resimli kitap furyasıyla karşı karşıyayız. İyi editörler yetişmesi gerekiyor ki iyi kitaplar çıksın. Okurun bu konudaki farkındalığı bence çok önemli.

DİNİ İÇERİKLİ ÇOCUK KİTAPLARINDA ÖNCÜYÜZ

Siz geçmişten beri hep dünyayı takip ediyorsunuz. Fuarlara da gidiyorsunuz. Türkiye’yle dünya yayıncılığı arasındaki makas kapandı mı? Bazı konularda öncü olabiliyor muyuz?

Evet, Arap dünyası İslam ülkeleri için özellikle dini içerikli çocuk kitabı yayıncılığında kesinlikle öncüyüz ve takip ediliyoruz. Türk yayıncıların yayımladığı kitapların telif hakları çok hızlı bir şekilde satılıyor. Hatta biz artık Arap yayıncılarla daha proje bazındayken kitap telifi satıyoruz. Çünkü bütün dünyada nitelikli dini içerikli yayıncılığa çok ihtiyaç var. Sadece İslam ülkeleri değil, Avrupa ve Amerika’daki Müslüman diasporaların da çok ihtiyacı olduğu bir alan. Bu nedenle çok takip ediliyoruz. Dünyaya da söyleyecek sözlerimiz var. Son zamanlarda Avrupalı ve Amerikalı yayıncılarda cinsel ya da LGBT içeriği olmayan kitapların sayısı azalmaya başladı. Öyle olunca şu anda dünya pazarı açısından da bir şansımız var. Birçok yayınevi kitaplarını hazırlarken, yurt dışına satmak için İngilizce kataloğunu da hazırlıyor.

BİZ ŞULE YÜKSEL’LERİN HAYALİYDİK

Sektörde öncü rolünüz de var. Bu anlamda vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Üniversitede çocuk edebiyatı ve yayıncılık dersleri veriyorum ve sektöre çok insan yetiştirdim. Akademik tarafım olduğu için sektöre de söyleyecek çok sözüm oluyor. Bana yol yordam sorana destek olurum, el veririm. Ve hep şunu söylerim: Biz Şule Yüksel Şenler veya Gülsen Ataseven’lerin hayaliydik. Şimdiki gençler de bizim hayalimiz. Onların da gelecekle ilgili çok büyük hayaller kurmaları lazım. Bize de düşen bizden sonrakilere bunu aktarmak.

YAYINCILIK UZLET GEREKTİRİR

Bu mesleği yapmak isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?

Sektörümüz ne yazık ki düşük ücretle çalışılan bir sektör. Mesela bir kutu resimli kitap setini planlayıp piyasaya sürmeniz 1,5-2 yılı buluyor. Gün sonunda çok küçük marjlarla satıyorsunuz. Harcadığımız emeğin karşılığını o kitap yüz binlerce satmadıkça alamıyoruz. O yüzden bu işe gelmek isteyen, ben yayıncı olacağım, kitaplarla ilgileneceğim diyenlere önce bunu kabul etmesini söylüyorum. Ondan sonra bu iş biraz da uzlet gerektiriyor. Yani kapanmak, içe dönük olmak, okumak, takip etmek, piyasayı bilmekle de alakalı bir şey. Sadece Türkiye’yi değil dünyayı takip edeceksiniz, trendlere bakacaksınız. Bizim sektörde de trendler var. Şimdi mesela tohum, iklim gibi konular popüler. Bir ara bakıyorsunuz fantastik veya atlas moda oluyor.



#Ustalarla Sohbet
#Aktüel
#Hayat