Bugünün yöneticilerini bu anneler yetiştirdi

Emeti Saruhan
00:0015/09/2013, Pazar
G: 14/09/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Bugünün yöneticilerini  bu anneler yetiştirdi
Bugünün yöneticilerini bu anneler yetiştirdi

Kırk yıl önce kurulan Hanımlar İlim ve Kültür Derneği insani değerlere sahip bir nesil yetiştirmek misyonuyla yola çıkmıştı. Derneğin çocuk kulüplerinde büyüyen çocuklar bugün milletvekili, sosyal hizmet veren kurumlarda yönetici, liselerde müdür/öğretmen, hastanelerde doktor, üniversitelerde öğretim görevlisi oldu. HİKDE'nin onursal başkanı Dr. Gülsen Ataseven insan yetiştirerek temiz topluma ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor.

Kadın ve Sivil Toplum Kuruluşu kelimelerinin yan yana gelmediği 1970'li yıllar... Varolan kadın dernekleri de rozet takmak, kermesler için eşantiyon talepleri, sembolik bağışlar dışında bir varlık gösteremiyor. Daha çok kazanmak, sorumsuzca tüketmek, doyumsuzca eğlenmek isteyen fakat imkânlarını ihtiyaç sahipleri ile paylaşmak, çok çalışmak, fedakarlık, sabır, kanaat gibi duygulardan gittikçe uzaklaşan toplum… Hanımlar İlim Kültür Derneği'nin doğduğu ortamı böyle anlatıyor Dr. Gülsen Ataseven. Hanımlar İlim Kültür Derneği kısaca HİKDE ilk bakışta bir yardım derneği gibi görünebilir. Çünkü ihtiyacı olanın yardımına koşmak, okul, yurt yaptırmak, burs vermek, her gün sıcak yemek dağıtmak gibi pek çok faaliyeti büyük bir başarıyla yürütüyor. Fakat HİKDE aslında insani değerlere sahip bir toplum yetiştirmek gibi ağır bir yükle yola çıkıp, sayısı 54'e varan sivil toplum kuruluşunun doğmasına sebep olan bir dernek. Derneğin atölye çalışmalarına katılan, koridorlarını arşınlayan pek çok genç ise bugün ülkenin tanınan ve bilinen isimlerinden.

AYNALAR SEVİNÇTEN AĞLAYANLARA TANIK

HİKDE'nin onursal başkanı olan Dr. Gülsen Ataseven, 'Biz lise, üniversite çağında veya mezun bir grup arkadaşla; tarihimizi, kültürümüzü, mensup olduğumuz dinimizi inceliyor ve Batı taklidi formüller yerine; kültürel birikimlerimizden yararlanarak nasıl çözüm üretebileceğimizi tartışıyorduk. Özellikle büyük kentlerimizde zenginlerin oturduğu muhitlerle, fakirlerin yaşadığı gece kondu semtleri halter gibi farklı uçlarda toplanmış, bir zamanların fakiri kollayan karışık sosyal yapılı mahalleleri çok gerilerde kalmıştı. Peygamberimiz'in (s.a.v) 40 komşunun sorumluluğunu hatırlatan uyarılarını dikkate aldık. Çevrelerimizdeki yoksul, hasta, darda olanları aradık, bulduk. Evlerimizde yoksul ve muhtaçlara gıda, eşya ve yardım malzemeleri depolayacağımız yerler belirledik. Birlikte hareket edince koliler dolusu erzak oluşmuştu. Bir yıl içinde kullanmadığımız, ihtiyaç fazlası eşyalar için aramızda kampanyalar açtık. Yatak odalarımızın aynaları, uyumlu eşyalarla giydirdiğimiz dul kadınların, yetim çocukların sevinçten yaşaran gözlerine tanıklık etti'

Gerektiğinde yer süpürdüm

Birçok STK'nın kurulmasında da öncü olan Dr. Gülsen Ataseven STK çalışmalarında devamlılığı ve başarıyı nasıl sürdürebildiğini şöyle anlatıyor: 'Tarihimizde vakıfların özellikle vakıf kuran kadınların, ekonomik ve sosyal hayata yapmış olduğu katkıları örnek aldım. Elimden gelenin en iyisini yaparak STK'larda hizmet etmeyi görev bildim. Prensiplerden taviz vermedim. Her zaman kuruluşun menfaatini bireysel menfaatin önünde tuttum. Diyalogun devamını sağlamanın önemine inandım. Gerektiğinde yerleri süpürmekten çekinmedim, gerektiğinde mikrofonda topluluklara hitap ettim. STK çalışmalarına paralel, ailevi ve mesleki sorumluluğumu hiç ihmal etmedim, onların rızasını her zaman önemsedim. Dernek programlarını hazırlarken, planlı çalışmayı önceledik, ilk önce bilgiyi topladık, kaynak ve ihtiyaç tespiti yaptık, risk faktörlerini dikkate aldık, eylem planını hazırladık, etkinlik öncesi, sırası ve sonrası analizlerle değerlendirme yaptık. Böylece başarılı veya hatalı noktaları belirledik. Başarıya katkısı olanları ödüllendirdik, teşekkür ettik, gereğinde özür dilemekten kaçınmadık.'

Eşi istemediği için kurucu olmadı

HİKDE 1973 yılında dernekleşti. Gülsen Ataseven, o dönemki kadın derneklerinin negatif imajı nedeniyle, eşi Prof. Asaf Ataseven'in derneğin üyesi olmasını istemediğini söylüyor. Ataseven, 'Henüz Eczacılık Fakültesi'nde öğrenci olan Fevziye Nuroğlu; genç kızların eğitimi, maddi ve manevi yönden desteklenmeleri için en aktif görevleri üstlenen, yüreği yanık, o nispette enerjik ve gayretli bir kardeşimizdi. Resmi dernek kuruluş çalışmalarını hazırladı ve hızlandırdı. Kurucular arasında benim de yer almamı arzu ediyordu, ancak teklifine eşim sıcak bakmadı. Ben derneğimizin faaliyetlerini gücümün sonuna kadar her aşamada destekledim, ortaya çıkan hayırlı hizmetler daha sonraki yıllarda, hem benim, hem de arkadaşlarımın eşleri tarafından daima takdir gördü. Yıllar sonra Eşim Merhum Prof. Dr. Asaf Ataseven şu cümle ile çalışmalarımızı takdir etti; 'Bu ülkede kadınların başardığı çalışmaları erkekler mevcut imkanlarıyla başarmış olsaydı çok şey olumlu yönde değişirdi.'

KADIN POTANSİYELİ BÜYÜK

Derneğin hedef kitlesinin ve genelde derneğe destek verenlerin kadınlar olduğunu ifade eden Gülsen Ataseven, kadınların haklarının yanında sorumluluklarının da çok büyük olduğunu, iyiliklerin, güzellik ve doğruların toplumda yerleşmesi, kötülüklerin önlenmesinde erkeklerle yardımlaşarak, çaba sarf etmekle mükellef olduğunu bu dernekle birlikte öğrendiklerini anlatıyor.

İntiharın eşiğinden derneğe

HİKDE'nin ilk başkanı Fatma Çalıkavak Kutbi derneğin kuruluşunu hızlandıran bir olayı şöyle anlatıyor: 'Biz imanla ilimi meczeden bir gençlik yetiştirmek istiyorduk. Çalışmalara başlamıştık. Bir gün arkadaşıma gittiğimde yanlış kapıyı çalmışım. Saçı başı dağınık, perişan halde, ağlayan bir hanım açtı kapıyı. Yanlış geldiğimi anlayınca 'Siz niye üzüntülüsünüz' diye sordum. 'Kapat kapıyı hanım. Asabım bozuk zaten' dedi. Kapıyı kapatmasına engel oldum ve 'Hanımefendi biz kardeşiz. Derdimizi paylaşacağız' dedim. İçeri aldı beni. Bir adam felç gelmiş, ağzından köpükler akıyor. 'Bu kocam. İflas ettik. Burayı dörtte haciz etmeye gelecekler. Kocam duyunca bu hale geldi. (Elindeki ilaç kutusunu göstererek) Ben de intihar etmek üzereydim' dedi. Hemen elinden ilacı aldım. 'Kardeşim bir dakika bekle. Hemen geliyorum' dedim. Arkadaşlara durumu anlattım. Beş kişi gittik kadının yanına. Bir tanesinin eşi bir hastanenin başhekimiymiş. Hemen ambulans çağırdı adamı yoğun bakıma gönderdik. Biri 'Benim apartmanımın alt katı boş. Ömür boyu da kira vermesinler' dedi. Bir tanesinin beyi bakkal toptancısıymış. O da bir senelik gıdalarını vermeyi taahhüt etti. Kadın kendine geldi, yüzü gülmeye başladı. Eşyalarını toplayıp götürdük eve yerleştirdik. O beş kişi bu kadının sorununu çözdü. Bu duyulunca bize bağışlar gelmeye başladı. İşlemlerin resmi olabilmesi için dernek kurmaya karar verdik.'

STK'sız sorun çözülmüyor

Dr. Gülsen Ataseven günümüz toplumlarında artık herhangi bir sorunu, STK'ların katkısı olmadan tartışmanın imkansız hale geldiğini ifade ediyor. STK'ların barışçıl çözümler getiren, sesini duyuramayanların sesi olan, yatay / dikey bağlantılar oluşturan, toplumda çimento görevi üstlenen yapılar olduğunu anlatan Ataseven, kadın STK'ları arasında güç birliği oluşturmak üzere 40'ı aşkın kuruluşu bir araya getirerek kurduğu Gökkuşağı İstanbul Kadın Kuruluşları Platformu'nu şöyle anlatıyor: 'Globalleşen dünyamızda internet çağında 70'li yılların toplumsal sorunların azalmadığı daha da katlanarak arttı. Sorunların çözümü bir tek kurum veya kuruluşun yapacağı iş olmaktan çıktı ve kurumların işbirliğiyle çalışmaları zaruri hale geldi. Farklı sahalarda (sağlık, hukuk, eğitim, sanat vb.) çalışan gönüllü kuruluşların arasında bilgi akışı, iletişim, istişare, işbirliği zemini oluşturan Gökkuşağı İstanbul Kadın Kuruluşları Platformu / GİKAP bu zaruretin ürünü ve ilk platform çalışmamız. GİKAP bünyesinde 2013 yılı itibariyle 54 kadın kuruluşu yer alıyor. Temsilcileriyle her ay istişare toplantıları devam ediyor. Türkiye STK Aile Platformu TÜRAP, Türkiye Çocuk Genç Platformu T-ÇOGEP, Okul Öncesi Eğitim Kurumları Platformu OKEP, kurucuları içinde yer aldığımız, danışmanlığını yaptığımız kapsamlı ve etkin hizmet veren çatı kuruluşlar.

HİKDE yaptığı yardımlarla ihtiyacı olanların yüzünü güldürüyor
Kız çocuklarına umut oldular

Tabi tek sorun yoksulluk değildi. Gülsen Ataseven kadının eğitim seviyesini yükseltebilmek için yaptıkları çalışmaları da unutmuyor: 'Toplumumuzda özellikle kadının eğitimsizliği, İstanbul'a yüksek tahsil için gönderilen temiz aile kızlarını bekleyen tehlikeli ortamlar, yaşanan pişmanlıklar, acılar gözlemlediğimiz ve yapmamız gereken daha çok şeyin varlığının habercisi idi. Yoksul ailelerin öğrencilerine ücret almadan matematik, fizik, ingilizce vb. dersler vermeye başladık. Bu durum ihtiyaç içindeki ailelerin kız çocuklarını okutma arzusunu ve ümidini yeniden canlandırdı. Özellikle güvensiz ortamlarda yaşayan, hafta sonu her türlü tehlikeye açık ilişkilere girebilen üniversiteli kızlarımız için yurt açmak, boş zamanlarında judo, masa tenisi, gezi, seminer, tartışma programları vb. sosyal ve kültürel etkinlikler için kurduğumuz hayaller ancak derneğimizin kuruluşundan sonra gerçekleşecekti.'

GONCALAR AÇTI

Dernek etkinliklerini, ailenin tüm fertlerini, özellikle çocuk ve gençleri de kapsayacak şekilde programladıklarını ifade eden Gülsen Ataseven, amaçlarının insanı yetiştirmek, temiz topluma ulaşmak olduğunu ifade ediyor. Böylece 6-9 yaş grubu çocuklar için Tomurcuk Kulübü, 10-13 yaş grubu çocuklar Filiz Kulübü, 14-18 yaş grubu gençler için Gonca Kulübü etkinlikleri düzenlenmiş. 2000'li yıllarda da televizyon ve internetin erken olgunlaştırdığı okulöncesi dönem 3-6 yaş grubu için de Bilgin Çekirdekler Kulübü devreye girmiş. Dr. Ataseven, 'Bu kulüplerdeki çocukları günümüzde dernek / vakıf kurucuları, sosyal hizmet veren kurumların yöneticileri, liselerde müdür/öğretmen, hastanelerde doktor, üniversitelerde asistan veya öğretim görevlisi olarak görmek, kaybolmayan vefa duyguları ile bizleri arayarak yine hizmet talep etmeleri, çocuklarını derneğin programlarına getirmeleri tarifi imkânsız bir mutluluk… HİKDE'nin 40. Yıl etkinliklerini uluslararası başarılı bir programla kutlama çalışmalarında gördüğümüz Dernek Başkanı Ayşe Uğuz da bir zamanın Goncaları arasında idi' diyor.

Gülsen Ataseven, bu çalışmalar esnasında karşılaştıkları en önemli zorluğu, uzun yıllar boyu yerleşmiş bakış açısından kaynaklanan önyargılar ve şartlanmışlıklar olarak işaret ediyor.

Dernekte çocuklar için düzenlenen etkinlikler, boş zamanlarını faydalı şekilde değerlendirip kötü alışkanlar edinmelerini engelledi
Yemeklerle okul yaptırdık

qİshakoğlu Boyaları'nın sahibi Nurzan İshakoğlu. 30 yıldır derneğe emek verenlerden. Dernekle tanışma hikayesini ve çalışmalarını şöyle anlatıyor: '30 sene önce hacca gittim. Hac'dan önce ben ayrı bir havadaydım. Hacca gideceğimi duyan arkadaşlarım 'Niye hacca gidiyorsun. Hacılar neler yapıyor görmüyor musun!' dediler. Hac'da 'Allah'ım beni hacılığıma layık et' diye dua ettim.

DİYALİZ MAKİNESİ ALDIK

Geldiğimde de Allah beni bu grupla karşılaştırdı. O günden beri yürekten bağlıyım. İsraf edeceğimize tasarrufla biriktirdiklerimizi ihtiyacı olanlara dağıtıyoruz. Diyarbakır'da ve Rize'de okul, Tokat'ta Kur'an kursu, Tuzla'da sağlık ocağı yaptırdık. Kadıköy Numune hastanesine diyaliz makinesi aldık. Diyaliz yatakları çökmüştü yeniledik. Hepsi bu hayırlarla, yemeklerle, el ele verilerek yapıldı.'