Dedeler tüp, torunlar iPhone kuyruğunda

Aysel Yaşa
00:005/10/2014, Pazar
G: 4/10/2014, Cumartesi
Yeni Şafak
Dedeler tüp, torunlar iPhone kuyruğunda
Dedeler tüp, torunlar iPhone kuyruğunda

Türkiye'de 1977 kuyruk çilesinin en yoğun yaşandığı seneydi. Tüp, margarin, gaz ve pasaport kuyruğuna giren neslin torunları artık konser, iPhone ve imza kuyruğuna giriyor. Özetle Türkiye'de alım gücüyle birlikte kuyruklarımız da değişti.

Dünkü yağ, benzin, tüp kuyruklarının yerini bugün hangi kuyruklar aldı diye küçük çaplı bir araştırma yaptık. Birkaç hafta bu kuyruklara girerek kah kuyruktakilerle sohbet ettik, kah gördüklerimizi not ettik. Eğitim için bekleyen, konser bileti için ağlayan, yazarların imza gününde ayakta durmaktan fenalık geçirenlerle karşılaştık. İşte yeni kuyruk hikayeleri...

Geçtiğimiz haftalarda iPhone 6 ve iPhone 6 Plus Türkiye'de satışa sunuldu. Türkiye'ye ilk kez getirilen bu yeni model telefonları 'herkesten önce' almak isteyen tutkunları teknoloji mağazaları önünde uzun kuyruklar oluşturdular. Saat 00.00'da kuyruğa giren vatandaşların kimi yatmak için yatağını da yanında getirmişti. Ülkemizde son dönemde böyle kuyruk haberlerini çok sık duyar olduk. Kah Justin Bieber konseri için bilet almak isteyen genç kızlar, kah Lady Gaga için ağlayarak sırada bekleyen hayranları, kah teknoloji tutkunları derken dün tüp, yağ kuyruğunda bekleyen dedelerin torunları bugün bambaşka kuyruklar oluşturuyor. Büyüklerin anlattığı yağ, gaz, margarin, ekmek kuyruklarından gelinen bu noktada artık insanlar para vererek en iyisine, eğlencelisine ulaşmak için uzun kuyruklar oluşturuyorlar. Cumhuriyet tarihine baktığımızda sayısını bilemeyeceğimiz kadar farklı türde kuyruklar olduğunu görüyoruz. Bu durumun zirve yaptığı yıl tabi ki 1977.

ARTIK iPHONE SIRASI

Vatandaş; et, süt, margarin, yağ, benzin, pasaport, tüp gaz almak için kuyruğa giriyordu. O dönemin gazetelerine göz attığımızda 'Haydarpaşa Garı'nı ilk defa yolcular değil, yağ almak isteyenler doldurdu. Bu sırada kaynaşan kalabalığı sıraya koymaya çalışan polis ve jandarmaların da koşuşturmalarıyla Haydarpaşa Garı tam bir ana baba gününe dönmüştür' cümlelerine rastlamak mümkün. İşin enteresan tarafı, o dönemde kuyrukta beklemek o kadar normal ki bazı gazetelerin kuyrukta bekleme adabına ilişkin manşet haberler yazdığını görüyoruz. 'Bu kuyrukta örgü örmeyeceksin, sessiz olacaksın, düzenli duracaksın' cümlesi bunlardan biri. Aradan bir hayli zaman geçti. Et, benzin, tüp kuyruğu gitti yerine iPhone, konser bileti, ünlü markaların kıyafetleri, imza günleri izdihamı geldi. Özüne bakacak olursak, Türkiye'de alım gücü, bununla paralel olarak da tüketim tercihleri değişti. Eskilerin 'fuzuli masraf' dedikleri şeyler için gençler gecelerce uykusuz kalıp kuyrukta beklemeyi tercih ediyor.

ALIM GÜCÜ ARTTI

Biz de bu hafta değişen yüzüyle Türkiye'nin kuyruklarına göz atalım istedik. Tabi ki ilk durak iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kuyruğu. Bu telefonu kullanmayı bir bağımlılık haline getiren fanatik Apple'cılar gece yarısında yerlerini almışlardı. Uyku tulumuyla hazır bekleyen Gül Sever ve Hasan Sever çiftinin tek amacı var: iPhone 6 Plus'ı diğer arkadaşlarından daha önce almak. Soruyoruz: 'Eskiden gaz kuyruğunda sefillik çekenlerin çocukları, iPhone kuyruğunda uykusuz kalıyor. Kuyrukların formatı mı değişti?' Cevap bir soruyla geliyor: 'Türkiye değişti, kuyrukları da değişti. Artık halkın alım gücü var, bunu neden kullanmasın?'

Açıköğretime girmek kolay ama...

Bu kuyruk türü, senenin belli aylarında açıköğretim fakültesi bürolarının bulunduğu hemen hemen her ilde olur. Kayıt yenilemek, öğrenci kartı almak ya da ders kitaplarını edinmek için bu kuyruktan geçmek farz. Şanslıysanız sıcak havada, değilseniz soğuk bir kış gününde, yağmur altında saatlerce bu dehşet kuyruğun erimesini beklersiniz. Şanslıysanız kaydı yaptırır, kitapları alırsınız. Değilseniz, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!

Marka giymenin bedeli

Haberlerde izliyoruz: 'İlk mağazasını İstanbul'da açan falanca mağaza önünde saatlerce bekleyen müşteriler kapıların açılmasıyla birlikte çılgınca alışveriş yaptılar.' Yangından mal mı kaçırılıyor bilmem ama ülke olarak buna da alıştık. Artık insanları potansiyel sömürü unsuru gören markalar, günler öncesinden açacakları mağazanın haberini yayıyorlar, açılış gününe özel indirimleri de sunup geri çekiliyorlar. Ardından ne mi oluyor? Mağazaya girmeye çalışırken birbirini ezen insanlar yığını. İzlemesi çok komik değil mi? Fakat bu kuyrukta bekleyenler komikduruma düşmeyi değil de son moda kıyafetleri almayı daha çok önemsiyorlar.

Hayranlar sıra sıra dizilir

Justin Timberlake, Lady Gaga, Madonna, Justin Bieber hayranları, ünlü sanatçıların konserleri öncesi, sabah saatlerinde metrelerce kuyruk oluştururlar. Artık Türk halkı bu duruma çok aşina. Ajanslardan geçen 'Hayranlar metrelerce kuyruk oluşturdular, içeri giremeyenler saatlerce ağladılar' haberi, tüp kuyruğundan bugüne gelen bir halkın değişimine dair çok şey söylüyor aslında.

Bir imza için beklerim

Türkiye'de kitap okuyucusunun en çok önemsediği işlerden biri, yazarından imzalı kitap almak. Bu yüzden gerek fuarlarda, gerekse kitapçılarda düzenlenen imza günleri, eğer yazar popülerse uzun kuyruklara neden oluyor. Hatta bu imza günleri için şehir dışından gelenler önce şehri bir güzel turluyorlar. Ardından saatler süren kuyrukta bekleyip, yazarla tanışıp bir de imzayı kaptıktan sonra evlerinin yolunu tutuyorlar. Ahmet Ümit, Hakan Günday, Elif Şafak, Kahraman Tazeoğlu en fazla imza günü düzenleyenlerin başında geliyorlar.

Taksiye binmek için sıraya geç

Eskiler tabanvayı kullanıp yollar aşarken artık bir de nur topu gibi taksi kuyruğumuz oluştu. Bu kuyruk türüne genelde havaalanında rastlarsınız. Ellerinde valizler, yolculuğun perişan ettiği insanlar hemen bir taksiye atlayıp evlerine gitmek isterler ama ne mümkün! Öncelikle bir ucu E-5'e uzanan sırada bekleyip, ardından –eğer yakın mesafeye gidecekseniz- taksicinin suratını çekip paranızla rezil olacaksınız. Saydıklarım bu kuyruğun en temel özelliği.

Maaş değil sohbet kuyruğu

iPhone tutkunlarını bırakıp, bu kez soluğu Türkiye'nin büyük gerçeklerinden biri olan maaş kuyruğunda alıyoruz. Önünde uzun uzadıya emekli kuyruklarının oluştuğu bankalar malum. Peki bu amcalar, teyzeler ATM'lerden değil de niye banka veznelerinden maaşlarını çekiyorlar? Üstelik kar, kış, soğuk, sıcak onları hiç vazgeçirmiyor. Maaş kuyruğuna girip kafamızdaki bu sorulara cevap arıyoruz. Bir süre kuyruktakilerle sohbet edince anlıyoruz ki onlar sadece maaşlarını almıyorlar, aynı zamanda ayda bir maaş arkadaşlarıyla kuyrukta buluşup birbirleriyle sohbet ederek deşarj oluyorlar. Yaş ortalaması altmışın üzerinde, ellerinde örgüleriyle teyzeler, gazeteleri, bulmacalarıyla amcalar her ayın ilk günü banka kuyruğunda buluşup gerek ülkeyi kurtarıyorlar gerekse evlatlarından torunlarından dert yanıyorlar. Saliha Teyze bizi doğruluyor söyledikleriyle: 'Ayda bir gelirim, arkadaşlarımla görüşürüm, maaşımı çeker sonra evime giderim. Burada ayaküstü edilen sohbetlerin tadına doyum olmaz. Bana ATM'den çek diyorlar ama yok bu sohbeti o makine verir mi bana?'