Fransız İhtilâli'nin ilk günleri çok kanlıydı. Sayısız insan asılmış, kurşuna dizilmiş, canlı canlı yakılmış ve binbir çeşit işkencelere uğratılmıştı. Bu manzaralara şâhit olan Dr. Guillotin, hayat boyu sıkıntı içinde yaşayan insanların hiç olmazsa ölürken fazla acı çekmemeleri düşüncesiyle giyotini tasarladı. Onun tasarımını bir piyano ustası yaptı.
"İnsanlar, her yerde ve her zaman rahat etmeli, rahat çalışmalı, hattâ ölürken dahi rahat ölmelidir."
Dr. İgnace Guillotin (Giyotin)
1738 de Fransa''nın Saintes şehrinde doğan İgnace Guillotin, başarılı bir eğitim hayatından sonra hekim olmuş, kendini insanlığın sağlık ve sıhhatine adamıştı. Merhametli bir cerrahtı Guillotin. Sabahlara kadar uykularını hastaları için fedâ eder, zengin, fakir, burjuva, proletarya, hiç ayırt etmeden, herkesin sağlığına kavuşması için çalışırdı. Tedâvisi mümkün olmayan hastalarla karşılaştığında ise psikolojik telkinle tedâvi eder, hastanın moralini düzeltmeye çalışır, hiç olmazsa ölürken son günlerinde huzurlu olmasını sağlardı.
1789 yılındaki Fransız İhtilâli'nin ilk günleri çok kanlı geçmişti. Sayısız insan asılmış, kurşuna dizilmiş, canlı canlı yakılmış ve binbir çeşit işkencelere uğratılmıştı. Îdâma mahkûm olan şahıs, asilzâdelerdense asılarak îdam edilir ya da kılıç veya baltayla başı kopartılırdı ki en acısız ölüm buydu. Krala ve yönetime karşı suç işleyenlerin ise hemen ölmeye hakkı yoktu. Tüm acıları ve ölüm korkusunu derinlemesine yaşayarak ölmeliydi. Bu yüzden binbir türlü işkenceler yapılır, hâlâ ölmediyse et yığını hâline gelmiş cesedinde kalan bir damla canının çıkması için de darağacına asılırdı. Zaman zaman başı kesilerek ya da asılarak îdam edilenler arasında, cellat hatâsı yüzünden ölümü işkenceye dönenler de olurdu.
Bu manzaraların bir çoğuna şâhit olan Dr. Guillotin, hayat boyu sıkıntı içinde yaşayan insanların hiç olmazsa ölürken fazla acı çekmemeleri düşüncesiyle bir arayış içine girdi. Ona göre asilzâdeler, zenginler, fakirler, köylüler ölümde eşit olmalıydılar. Ve cezâları îdam olsa dahi, mümkünse acısız bir ölümle infaz edilmeliydi. Günlerce bu meseleye kafa yoran Dr. Guillotin, sonunda bir îdam infaz makinesi îcât etmeyi başardı. Ve bu makineye kendi ismi verildi: Giyotin.
Fransız İhtilâli''nin olduğu 1789 senesinden 3 sene sonra Pâris''te, Etats-Generaux denilen millet meclisinde, milletvekillerinden Dr. Guillotin, panayır dönüşü îcât ettiği buluşunu kürsüye gelerek şu cümlelerle îlân etti: ''Her kim olursa olsun, îdâma mahkûm edilmişse şu veya bu şekilde öldürülmemeli. İnfaz, bir makinenin yardımıyla yerine getirilmelidir. Bu da ancak yukarıdan yıldırım hızıyla düşen keskin bir satırla olabilir. Aynı hızda baş bedenden ayrılacak ve ölüm de bir anda gerçekleşecek.'' Rakipleri bu teklifi fırsat bilip tenkitlere, hattâ alay etmeye başladılar. Onlara göre bir doktor, öldürmenin değil, yaşatmanın yollarını bulsa daha iyi ederdi. Fakat doktor, îcâdında ısrarlıydı ve başarılı da oldu. 1789 Fransız ihtilâlinin yangınları bir türlü sönmeyince Dr. Guillotin, Fransa''yı terk etmek zorunda kaldı. Bir zaman sonra da bu korkunç ölüm makinesinin kendi soyadıyla anılmasından rahatsız oldu ve soyadını değiştirdi.
Makinenin planını çizen doktor, çeşitli işkence âletleri, îdam sehpaları ve darağaçlarını yapan meşhur marangoz Guedon''a giderek projesini gösterdi. Fakat istediği fiyat çok yüksek olunca bir piyano îmâlâtçısı olan Alman usta Tobias Schmidt''e mürâcaat etti. Nihâyet ilk kafa kesme makinesi olan giyotin, bir piyano ustası tarafından yapıldı. Yıllarca, yaptığı piyanolarla insanları mest eden ustanın elinden şimdi de insanların canına kast eden bir âlet çıkmıştı.
Sıra denenmesine geldi. Ve ilk defâ giyotinde îdam edilen, birkaç mâsum koyun oldu. Artık sırada insanlar vardı. Evvelâ ölülerden başlandı. Bicetre Hastânesi avlusunda yapılan denemede 3 kadavranın başı vuruldu. İlk iki cesette sonuç başarılı iken, üçüncü cesette sorun çıkmış, rivâyete göre bu sorunu da bizzat devrin kralı 16. Louis çözmüştü. Gelişmeleri dikkatle tâkip eden Kral 16. Louis, aksaklığı duyunca hastânenin başhekimi ile Dr. Guillotin''i saraya çağırdı. Makinenin projelerini, plan ve şemalarını inceledi. Boş zamanlarında çilingirlikle uğraşan ve mekanik şeylere ilgisi olan kral, problemin nerede olduğunu anlamıştı: ''Mesele, bıçağın keskin yüzünde, dedi. Yarım ay şeklinde değil de, üçgenin uzun kenarı gibi olursa sorun kalmaz.'' Kralın tespitiyle sorun çözülmüştü. Kaderin garip tecellîsine bakın ki, Kral 16. Louis, 9 ay sonra kendi îdâmı için kullanılacak olan makineyi tâmir ediyordu. Üzerinde kafa yorduğu makine, 9 ay sonra kafasını kesecek olan makineydi aynı zamanda.
Bu ölüm makinesine Fransa''da evvelâ kralın ismine izâfeten ( ne de olsa onun fikirleriyle son şeklini almıştı ) "Louison" ya da "Louisette" ismi verilmişti. 21 Ocak 1793'te vatan hâinliği suçlaması ile 39 yaşında iken îdâm edilip, Fransız devriminin günah keçisi hâline getirilince, makinenin mûcidi olan Dr. Guillotin''in isminde karar kılındı. Îcâdından 9 ay sonra bir kralın kafasını kesen giyotin, yapılışının 10. gününde bir eşkıyâyı sonsuzluğa uğurluyordu. 25 Nisan 1792 yılında Nicholas Jacques Pelletier isimli bir haydut, giyotinle ilk îdam edilen kişi olarak târihe geçti.
3 Mayıs 1791 târihli Dr. Guillotin''in teklif ettiği ve meclis tarafından kabul edilen bir kanunla tüm îdam mahkûmlarının ayırım yapılmaksızın aynı şekilde îdam edileceği bildirilmişti. 1792 senesinde ise bu infazlarda Dr. Guillotin''in îcâdının kullanılacağı kararlaştırıldı. Böylece artık cellatlara da ihtiyaç kalmıyordu. Esâsen Fransa''dan çok önce buna benzer îdam âletleri diğer bâzı Avrupa ülkelerinde kullanılıyordu. Fakat bu makine diğer ülkelerde kullanılan ilkel âletlere nazaran hem daha gelişmiş, hem de kullanımı kolay ve pratikti. Ayrıca çözüm kesin ve çok kısa süreliydi. Mahkûm, giyotine yüzüstü yatırılıyor, boynunun üstünde asılı duran bıçak serbest bırakılıp hızla aşağı inince boynu kesiyor, kesilen kafa da sepete düşüyordu.






