
1970-1990 yılları arasında Anadolu’yu karış karış dolaşarak burada hem fotoğraf çeken hem de halktan kilimler toplayan Amerikalı fotoğraf sanatçısı Josephine Powell ile vefatından üç yıl önce yine bir kilim sergisinde tanışmıştım. Sergilediği o kilimler şimdi Sarıyer’de Vehbi Koç Müze Evi’nde süresiz ziyarete açık.
Vehbi Koç ve ailesinin yazlık olarak kullandığı Sarıyer Büyükdere’deki evi bir süredir müze olarak hizmet veriyor. Müzede ise Anadolu’nun dört bir yanından toplanmış farklı dönemlere ait kilimlerden bir sergi var. Müzeyi gezerken Anadolu’nun geçmiş günlerine doğru bir zaman yolculuğuna çıkıyorsunuz.
Uzun süredir ziyaret etmek istediğim sergiye geçtiğimiz hafta nihayet gidebildim. Bu sergideki kilimlerle ilk tanışma hikayem ise 16 yıl öncesine uzanıyor: Yani bu kilimlerin sahibi Josephine Povell’ın 2003 yılında Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki Darphane’de açtığı sergiye bir yaz sonu yolum düştüğünde… Tanıştığımda 84 yaşında olan Povell ile topladığı kilimleri konuşmuştuk. O konuşmada kilimler kadar Anadolu insanını da ne kadar sevdiğini kendisini nasıl bağırlarına bastığını uzun uzun anlatmıştı. Ve o serginin ardından da ‘nereye koyacağını bilmediği’ kilimlerini Vehbi Koç Vakfı’na bağışlamıştı. 2007 yılında vefat eden Povell kilimleriyle Vehbi Koç Büyükdere Evi’’nde ziyaretçilerini ağırlıyor. Sergi süresiz olarak haftanın altı günü açık.
NEW YORK’TAN ANADOLU’YA
Povell’ın ilginç hikayesine gelince. Aslında bir ‘şehir çocuğu’ olarak 1919 yılında New York’ta dünyaya gelen Povell ile ilk karşılaştığımda tutkularının peşinde koşmuş olmanın verdiği mutlulukla sergi salonunun bir köşesine koyduğu sandalyede keyifle oturuyordu. 1941 yılında Cornell Üniversitesi’nden mezun olan ardından master programını 1945’te Columbia Üniversitesinde yapan Povell mesleğini sosyal antropolog olarak açıklamıştı. Gezgin ve koleksiyoner kimliğiyle Josephine Powell uzun yıllar neredeyse dünyayı bir uçtan diğer ucuna elinde fotoğraf makinasıyla tek başına dolaşmış. Afrika ülkelerinde ve Afganistan taraflarında fotoğraflar çekmiş.1952-1974 yılları arasında Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Kuzey Afrika gezileri sırasında karşılaştığı sanatsal, arkeolojik ve etnografik objeleri toplamaya başlamış. Müzedeki süreli sergide yer alan kilimlerle tanışması ise 197o’li yıllarda olmuş. 1990 yılına kadar Anadolu’yu karış karış dolaşan Povell, daha çok hala o yıllarda devam eden göçebe kültürünün izini sürdüğünü ve onların hayatlarından çok etkilendiğini anlatmıştı. Daha ayrıntılı bilgileri o yıllarda yaptığım söyleşiden derliyorum:
KADINLARDAN ÇOK ETKİLENDİM
Josephine Powell, kimi zaman yanına aldığı bir tercümanla, kimi zaman yalnız başına Anadolu›yu köy köy gezmiş. Bu gezileri sırasında Anadolu kadını hakkında ilginç tespitleri olmuş. Powell kadınların rengarenk dokuduğu kilimlerle hayatlarına bir anlamda renk kattıklarını yani iç dünyalarını ilmik ilmik kilimlere nakşettiklerini fark etmiş. Bu yüzden hem kilimleri hem o kilimleri dokuyan Anadolu kadınından etkilenmiş ancak 20 yılını bu topraklarda geçirse de Anadolu kültürünü bir yabancı olarak anlamanın zor olduğunu da kabul etmişti. Povell bu gezilerle ilgili şunu da söylemişti: «Ama yaptığım araştırmalar ve gezilerden sonra bir yabancı olarak kendimi bu ülkede çok güvende hissettim. İnsanlar yabancı olduğumu hissetmemem için ellerinden geleni yapıyorlar.»
SANAT ESERİ SAYILIR
Powell, Anadolu şehirleri ve köyleri çok büyüleyici ve ilham verici bulduğunu anlatırken Anadolu'yu gezerken neden en çok kilimlerden etkilendiğini ise şöyle açıklamıştı: "Kilimlerdeki motifler çok önemli şeyleri anlatıyor. Ama asıl beni etkileyen bu kadar çok motifin bir tek kültürde yer alması. Yine bu kilimlerin Anadolu kadınının sanata olan yakınlığını ve başarısını ortaya koyduğunu düşünüyorum. Ne tür duygularla bu kilimlerin dokunduğundan çok, ben, bu kilimlerin sanatsal yönlerine bakıyorum ve çok önemli işler olduğunu görüyorum."
KİLİMLERLE YOLCULUK
Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Türkiye›nin dört bir yanını dolaşmasına izin verilen ilk yabancı olan gezgin Josephine Powell’ın, Anadolu’ya pek çok kez seyahat ettiği, göçebe kamplarına katıldığı, halı ve kilim satıcılarının dükkânlarını ziyaret ederek çok sayıda fotoğraf çektiği biliniyor. Vehbi Koç Büyükdere Evi’nde süresiz olarak sergilenen Josephine Powell koleksiyonunda, Osmanlı döneminde 18. yüzyıl ile 20. yüzyılın başı arasında dokunmuş olan ve günümüze ulaşabilen seçkin örneklerden oluşan 36 kilimin yanı sıra 6 çuval, 1 dokuma tezgâhı ve 73 dokuma aleti yer alıyor.
ÜCRETSİZ ZİYARET EDİLEBİLİR
Yer yaygısı, çuval, heybe, çadır, beşik örtüsü, duvar örtüsü, deve yükü örtüsü, cenaze sargısı, çeyiz örtüsü gibi kullanım alanlarıyla Türklerin yerleşik ve göçebe yaşamının önemli parçası olan kilimler; yüzyıllarca pek çok araştırmacı ve koleksiyoneri etkileyen eli belinde, mihrap, hayat ağacı, çengel, koçboynuzu, altıgen ve eşkenar dörtgen gibi motifleriyle, ziyaretçileri keyifli bir gezintiye çıkarıyor. Vehbi Koç Büyükdere Evi, çarşamba hariç haftanın her günü 10:00- 17:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
KOÇ AİLESİNİN YAZLIK EVİ
1920’li yıllardan itibaren yazları Ankara’dan İstanbul’a gelerek Büyükdere İkbal Otel’de tatil yapan Vehbi Koç, Büyükdere Evi’ni arkasındaki koruyla birlikte 1938 yılında Frenkyan Ailesi’nden satın almış, büyük bir bahçesi olan evi 1996 yılındaki vefatına kadar ailesiyle birlikte yazlık olarak kullanmış. Bugün ise önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor.









