Türkiye'nin ilk oyuncak müzesi olan İstanbul Oyuncak Müzesi 7'den 70'e herkesi etkisi altına alıyor. Müzede çocuklar hayallere dalarken büyükler ise çocukluklarına dönüyor
Dünyanın çeşitli ülkelerinden toplanan ve farklı kültürleri simgeleyen antika oyuncaklara ev sahipliği yapan İstanbul Oyuncak Müzesi, Şair Sunay Akın tarafından 23 Nisan 2005'de açıldı. Akın'ın 20 yılda 40'ı aşkın ülkede ki antikacı ve açık arttırmalardan 4 bin antika oyuncak satın alarak oluşturduğu müze, aynı zamanda ünlü şairin ailesinden kalan Göztepe'de ki köşke kurulmuş. Bünyesinde oyuncak tarihinin en önemli eserlerini bulunduran müze beş kattan oluşuyor ve Schuco, Gunthermann, Arnold, Carette ve Louis Marx gibi markaları, Fawn Zeller tarafından üretilen başka bir örneği olmayan Monalisa'nın bebeğini, 1850-1910 yı1lları arasında yapılan porselen bebekleri ve bebek evlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Sergilenen eserlerin en eskisi 1817 yılında Fransa'da yapılmış bir keman. 1820 yılında Amerika'da yapılmış bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserler arasında bulunuyor. İstanbul Oyuncak Müzesi, 2009 yılın da Milletlerarası Müzeler Konseyi (İKOM) üyeliğine kabul edilirken Avrupa Müze Forumu (European Museum Forum) tarafından verilen Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'ne 2010 yılı için aday oldu. Müze bir yıl içinde ortalama 100 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor.
Çocukluğundan beri müze açma hayali olan Sunay Akın'ın bu isteği 20 yıl önce Almanya'da gittiği bir oyuncak müzesiyle son şeklini almış. Gelişmiş ülkelerin birçoğunun bir oyuncak müzesine sahip olduğunu gören Akın, bunun Türkiye için büyük bir eksiklik olacağını düşünmüş ve bu yolda ilk adımı kendisi atmış.
Oyuncakların çeşitlerine göre odalara bölünmüş olan müze, duvarlara uygulanan dekor ve odaları ziyaret ederken çalınan müzikle birlikte konsepti tam anlamıyla size yaşatıyor. Hazırlanan etkinliklerle ziyaretçiler, oyuncakların dünyasına giderek geçmiş ile günümüz arasında bir bağ kuruyor ve dünya tarihini oyuncakların anlatımıyla adeta yaşıyor. İstanbul Oyuncak Müzesi'ni gezen öğrencilere tarih daha eğlenceli, daha kolay anlaşılır bir şekilde ve akılda kalıcı bir dille sunuluyor. Örneğin, uzay oyuncaklarının sergilendiği bölümde Ay'a ulaşma çabası, tren oyuncakları bölümünde sanayi devrimi oyuncakların diliyle anlatılıyor. İstanbul Oyuncak Müzesi ziyaretçilerine sunduğu etkinliklerle de büyük beğeni topluyor. Çocuklara yönelik hazırlanan aktiviteler arasında fosil keşif atölyesi, fotoğrafçılık ve yaratıcılık atölyeleri, kukla tiyatrosu ve çocuk tiyatrosu gibi etkinlikler bulunuyor. Bu etkinlikler çocukları eğlendirirken hem yaratıcılıklarını hem de el becerilerini geliştiriyor. İstanbul Oyuncak müzesi 3 yaşından itibaren her yaş grubuna hitap ediyor.Sunay Akın'ın bir sözü aslında müzenin hitap ettiği yaş aralığını en doğru şekilde dile getiriyor: “İstanbul Oyuncak Müzesi'nin kapısından içeri girerken bir elinizden çocuğunuz, çıkarken diğer elinizden çocukluğunuz tutacak…”






