Tiyatro oyuncusu Eşref Seyitoğlu derin bir tutkusu olan Karagöz-Hacivat'ı ayakta tutmaya adamış kendini. Seyitoğlu, Karagöz'ü şaşalı günlerine ulaştırmak için kreşlerden başlamalıyız diyor.
Önce hayal perdesi kuruluyor ve ışık ayarlanıyor. Bir müddet sessizlik. Sonra Hacivat, sol taraftan bir semai okuyarak sahneye, yani perdeye çıkıyor. Yani perdenin arkasına… Ardından 'Hay, Hak!' diye başlayan perde gazelini okuyor ve seyirciyi selamlıyor; 'Yar bana bir eğlenceee…' Karagöz ve Hacivat sesini ne zamandır duymuyoruz. Bugün her ne kadar Karagöz'ün yerini başka eğlenceler alsa da yine Hayâlîler var; inatçı bir Karagöz ve elbette efendi bir Hacivat var. Karagöz oyununun unutulmasına ve sadece Ramazan eğlencesi olarak hatırlanmasına itiraz eden, Kayıp ve Her Sevda Bir Veda dizilerinden tanıdığımız tiyatro oyuncusu Eşref Seyitoğlu Karagöz'ün yaşatılması adına yapılan çalışmaların yetersiz olduğuna dikkatleri çekiyor.
Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun en önemli başlıklarından birisi olan Karagöz'e son zamanlarda biraz ihtiram gösterildiğini biliyoruz. Ama bu yeterli değil. Eşref Seyitoğlu'na göre bilinçli ve akademik bir eğitim anlayışıyla Gölge oyunumuzu kreşlerden başlayarak üniversite seviyesine kadar tüm genç arkadaşlarımıza aşılamamız gerekiyor. Sadece Ramazan aylarında değil, sadece sünnetlerde veya AVM'lerde değil, her yerde ve her zaman sergilenmesini ve yaşatılmasını sağlamamız gerekiyor.
Seyitoğlu, 'Yunanistan'da düzenlenen Olimpiyatların resmi açılış törenlerinde dev bir Karagöz tasviri geçirilmişti. Yunan tarihi ve mitolojisinin yer aldığı bu resmigeçitte bir de baktık ki bizim Karagözümüzü onlar Karagiozis adıyla sergilemekte ve kendi sanatları olarak dünyaya tanıtmaktalar.' diyor. Hacivat'ın da Hacivatis olarak tanıtıldığını söyleyen Seyitoğlu, Karagöz ve Hacivat'ın bize ait olduğunu, yüz elli yıl önce İstanbul'da bu sanatı öğrenen bir Rum'un Yunanistan'a döndüğünde icra etmesiyle Yunan kültürüne adapte edildiğini anlatıyor.
Eşref Seyitoğlu'nun çocukluğundan beri bildiği ama detaylarına vakıf olmadığı Karagöz'le tanışması 2000 yılında Ankara'da özel bir tiyatroda olmuş. 'Ustamı ilk izlediğimde, onun dokuz ayrı karaktere ses verdiğini gördüğümde mest oldum ve ben de bunu yapmalıyım' diyerek başlayan ilgisi ustasının tavsiyelerini sıkı sıkıya yerine getirdikten sonra aldığı icazetle sergilemeye dönüşmüş. Seyitoğlu, on yıldır oyun sergiliyor.
Gölge oyununun tarihi ile ilgili çeşitli rivayetler var. Bunlardan birine göre gölge oyununun kaynağı Sultan Orhan dönemine uzanıyor. Bursa'daki bir cami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacıvat) arasında geçen komik konuşmaları dinlemek isteyen işçiler işi bırakıp toplanırlar. Sultan işi aksatmalarından dolayı her ikisini de idam ettirir. Sultan daha sonra pişman olunca, Şeyh Küşteri, başından beyaz sarığını çıkarıp gerer, arkasına bir ışık yakar, ayağından çıkardığı çarıkları ile de Karagöz ve Hacivat'ın tasvirlerini canlandırır.






