Kitapsız demokrasi

Murat Aksoy
00:006/06/2007, Çarşamba
G: 2/07/2007, Pazartesi
Yeni Şafak
Kitapsız demokrasi
Kitapsız demokrasi

Demokrasiyi ister "halkın kendi kendini idaresi" olarak tanımlayın ister kavramın literatürdeki Yunanca "halk" kelimesinin karşılığı olan "demos" ile "idare" anlamındaki "kratos" karşılıklarına gidin bu kavramın serüveni hayli uzundur. Dünyada hem kavramsal hem de pratik olarak farklı bir deneyim yaşayan demokrasi süreci, Türkiye için kesintilere de uğradığından çokça tartışmalı. Bu sürecin kitaplarda hak ettiğince yer aldığını söylemek ise güç. Ama Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte tekrar tartışılan bu süreci her yönüyle bilmek isteyenlere tavsiye edebileceğimiz kitaplar da var.

Tevfik Çavdar iki ciltten oluşan Türkiye'nin Demokrasi Tarihi (1839 - 1950) ve "Türkiye'nin Demokrasi Tarihi (1950 - 1995)" çalışmalarında Türkiye'deki demokrasi tarihinin kendi deyimiyle panoramik bir görüntüsünü sunar. Demoktasi tarihini 1839-Tanzimat fermanı ile başlatan yazar bu tarihsel süreç içinde "Türkiye'de tüm kurum ve kuralları ile bir demokrasi hiçbir zaman var olmadı" der.

Kemal Karpat'ın Türk Demokrasi Tarihi: Sosyal, Ekonomik, Kültürel Temeller adlı çalışması ise Türk toplumunun değişme sürecini çok yönlü, tarihsel, sosyal, ekonomik ve ideolojik kavramlar çerçevesi içinde inceleyemeye gayret ederek bu toplumun kendi iç dinamizmine ve diyalektiğine birinci derecede önem verir. Karpat'a göre Türk toplumunun tutacağı yolu, toplum içinde yaşayan eski ve yeni güçlerin serbest etkileşimi tayin edecektir. Sağlam bir etkileşme ise ancak demokratik bir ortam içinde mümkün olabilir. Esas olarak bu kitap, demokrasinin Türkiye'nin geleceğini tayin edecek ana güç oludğunu savunmaktadır. Ancak şunu ifade etmek gerekiyor ki Türkiye tarihinde demokrasi sürecini incelerken bir taraftan Osmanlı'dan Türkiye'ye geçişi de okumak ve bütünlüklü bir değerlendirme yapmak şart. Bu açıdan Bernard Lewis'in Modern Türkiye'nin Doğuşu, Niyazi Berkes'in Türkiye'de Çağdaşlaşma, Feroz Ahmed'in Modern Türkiye'nin Oluşumu, Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce dizisinin ilk cildi olan Tanzimat ve Meşruiyet'in Birikimi, Stanford Shaw'ın iki ciltilik Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, Erik Jan Zürcher'in Modernleşen Türkiye'nin Tarihi adlı çalışmaları bu tarihsel süreci anlamak için kaynak kitapların önde gelenleridir. Mete Tunçay'ın Türkiye Cumhuriyet'inde Tek-Parti Yönetimi'nin Kurulması (1923-1931), Faruk Alpkaya'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluşu 1923-1924 ve Türkiye'de Modernleşme ve Ulusal Kimlik (Editörler: Sibel Bozdoğan-Reşat Kasaba) hem Cumhuriyet sonrası siyasal kurumsallaşmayı hem de Cumhtiyet'in kimlik inşaasının ipuçlarını sunar bize. Levent Köker'in Modernleşme, Kemalizm ve Demokarsi çalışması Tek parti döneminde kurumsallaşan Kemalizm ile demokrasi ilişkisini analiz ederek bu ilişkiye eleştirel bir okuma getirir.

Faruk Özgür, Tek Parti İdeolojisiyle Demokrasi çalışması ile demokrasi ve zihniyet ilişkisi bağlamında Türkiye'deki demokrasi uygulamalarının sakatlığına dikkat çeker.

Tek parti dönemi kaçınılmaz olarak demokrasinin olmadığı bir dönemdir. Bu dönemideki demokrasi deneyimi için Esat Öz'ün Tek Parti Yönetimi ve Siyasal Katılım çalışması bu dönemde hem tek parti uygulamasının pratiklerini hem de tek partinin seçkinci meşruiyet yapısını ele vererek çevrenin siyaset ötekileştirmesini bize hatırlatır. Türkiye'nin çok partili döneme geçişi demokrasi açısından bir milad olarak kabul edilmedir. Necdet Ekinci'nin Çok Partili Düzene Geçişte Dış Etkenler çalışması ve Taner Timur'un Türkiye'de Çok Partili Hayata Geçiş çalışması çok partili hayata geçişin bir kaçınılmazlık olduğunu belirtir.


DARBELERİN GELENEKSEL DAMARLARI

Ancak bu sürecin çok uzun sürmediği de açıktır. Daha doğrusu Türkiye'de çok partili süreç, 1946'da başlamış olsa da ortalama 10 yılda bir uğradığı kesinti, demokrasi kültürünün de güçlü olmasına engel olmuştur. 1960 darbesi, 1971 Muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat Süreci ve son olarak 27 Nisan e-muhtırası sadece siyasi ve siyasal alanı kesintiye uğratmakla kalmadı. Bütün bu dönemlerde demokrasinin sürekli kendini geriye almasına yol açtı. D.Mehmet Doğan, Darbeler, Müdahaleler ve Siyasi Sistem adlı çalışmasında darbelerin demokrasinin kurumsallaşmasına olan engellerini sıralareken darebelerin geleneksel damarlarına da işaret eder. Türkiye'de Askeri Darbeler ve Amerika: 27 Mayıs 1960 - 12 Mart 1971 - 12 Eylül 1980 adlı çalışmada Çetin Yetkin, her üç darbenin arka planına giderek dış etkileri araştırır. Davut Dursun bütün darbeleri inceleyen çalışmaları 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül Dabesi Darbesi/Hatıralar-Gözlemler-Düşünceler, darbelerin siyasal ve sosyal etkilerini ortaya koyması bakımından önemli kaynaklardır. Ali Bayramoğlu'nun 28 Şubat Bir Müdahalenin Güncesi çalışması, bir gazeteci gözüyle dönemin tanıklığını gayet açık biçimde özetler. Ahmet Kekeç'in Derin Roman'ı yakın döneme ışık tutması açısından önemlidir. Yeni çıkan çalışmalardan biri olan Mehmet Altan'ın Darbelerin Ekonomisi adlı eseri darbelerin başka bir yönüne dikkat çeker. Demokrasiyi kesintiye uğratan bu darbeler, kaçınılmaz olarak demokrasi içindeki rolünü tartışmayı zorunlu kılıyor. Osmanlı'nın batılılaşmaya ordudan başlaması ve Cumhuriyet'in Kurtuluş Savaşı ile kurulması orduya göreli olarak tarihsel bir misyon yüklemiş görünse de bunun demokrasi açısından temeli olmadığı açıktır. Şaban İba, Ordu, Devlet Siyaset İlişkisi'nde bu noktaya parmak basar. Ahmet İnsel ve Ali Bayramoğlu'nun hazırladıkları Bir Zümre, Bir Parti: Türkiye'de Ordu da demokratik sistemde ordunun yerini, dünyada yaşanan değişimler bağlamında ele alır.


TESEV ve demokratikleşme programı

TESEV, Türkiye'nin demokratikleşmesi meselesiyle ilgili önemli bir litaratür ortaya koyuyor. Bu program çerçevesinde "Algılar ve Zihniyet", "Türkiye'de Din, Devlet Toplum İlişkileri", "Azınlık Hakları ve Anayasal Vatandaşlık" ve "Güvenlik Sektöründe Demokratik Açılımlar" olmak üzere dört ana başlık altında her biri alanında yetkin isimler tarafından yazılmış, kapsamlı kitaplar yayınlanıyor. Aksu Bora ve İlknur Üstün tarafından hazırlanan "Sıcak Aile Ortamı: Demokratikleşme Sürecinde Kadın ve Erkekler", Ali Bayramoğlu'nun "Çağdaşlık Hurafe Kaldırmaz", Ruşen Çakır, İrfan Bozan, Balkan Talu imzalı "Devlet ile Toplum Arasında Bir Okul: İmam Hatip Liseleri: Efsaneler ve Gerçekler", Baskın Oran'ın "Türkiye'de Azınlıklar: Kavramlar, Lozan, İç Mevzuat, İçtihat, Uygulama bu alanda yayınlanan önemli kitaplar arasında sayılabilir. “Almanak Türkiye: Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim” ise TESEV'İn önemli ve dikkat çeken çalışmalarından bir diğeri. Türkiye'de güvenlik sağlayan kurumlar ne kadar saydam ve etkili çalışıyor? Bu kurumlar demokratik mekanizmalarla denetlenebiliyor mu? Güvenlik kurumları arasında çekişme ve çatışma var mı? Devlet ve yurttaş güvenliği açılarından ülkemiz ne noktada? Güvenlik için insan hakları sınırlandırılıyor mu? gibi sorulara cevap aranan çalışmayı TESEV, sivil-asker geriliminin ötesine geçmek için hazırlattı. Bu referans kitabı her yıl yayımlanmaya devam edecek.