Lahiç’te sürpriz bir hikaye

Fatma Demircioğlu Parlar
Fatma Demircioğlu Parlar
04:0015/05/2025, Perşembe
G: 15/05/2025, Perşembe
Yeni Şafak
Ali Aliyev
Ali Aliyev

Ali Aliyev’le Aragit’te karşılaştık. Bizi çevresindekilere kıyasla daha gösterişli olan 3 katlı bir evin önüne getirdi ve çoşkulu bir üslupla başladı anlatmaya: “Bu ev var ya bu ev, burası …”

Yemyeşil dağlara karşı güzel bir köy meydanı. Bir köşede kısa minareli, mavi ahşap kapılı küçük bir cami, hemen yan tarafında bir hamam ve çeşme var. Belli ki kadim bir mahalle. Kırmızı çatılı tek katlı evler meydanı çevrelemiş. Evlerden birinin camında iki bayrak asılı. Biri Azerbaycan’ın diğeri Türkiye’nin. Bu karenin fotoğrafını çekerken köyün büyüklerinden biri yanıma geliyor :

Salam!

Salam!

Şekil çekirsen

Evet

Haradan gelirsen

Türkiye’den

Onda gel sene bir yer gösterim ….

Bir yanı orman diğer yanı nehir olan asfalt yolda Lahiç’e doğru ilerliyoruz. Bu yolun Azerbaycan’ın en tehlikeli güzergahı olduğu yönünde bir söylem var. Açıkcası Lahiç’e gidip gitmeme konusunda ikileme düşsek de görme arzumuz bu tereddüte galebe çalıyor. Gideceğimiz mesafe hepi topu 20 km ama coğrafyanın sunduğu artı ve eksiler ister istemez varış süresini uzatıyor. Girdimançay Nehri üzerindeki asma köprü yolun ilk sürprizi. Cesaretini toplayıp karşıya geçenleri semaver keyfi bekliyor.Biz vakitlice Lahiç’e varmak istediğimizden burada durmuyoruz. Yol kıvrıla kıvrıla ilerliyor ve her dönüşte biraz daha dikleşiyor. Ara ara patikalardan birdendenbire karşımıza çıkan koyun sürülerinin arasında kalıyoruz. Artık bir tarafı uçurum diğer tarafı dik kayalık olan dar bir geçitteyiz. İşte bu noktada yoldan ziyade manzaranın albenisine odaklandığınızda tehlike baş gösterebiliyor. İlerlemek için karşıdan gelen araçların geçmesini beklerken yanımızdan at sırtında oldukları halde temkini elden bırakmayan köylüler geçiyor. Yol aldıkça karşımıza çıkan dar geçitler dik devasa kayalıklar, bazalt sütünlar kah Erzincan Kemaliye kah Artvin manzarası suna suna bizi Lahiç’e ulaştırıyor.


BİR KÖY VARMIŞ BURADA

İsmailli’ye bağlı Lahiç dağların arasına saklanmış kadim bir köy. 19. Yüzyılın sonuna kadar bakırcılık ve ona bağlı zanaat kolları bölgenin geçim kaynağıymış. Öyle ki bakırcıların çekiç seslerinden pazardaki insanlar birbirlerini duymazmış. Rusya’dan ucuz fabrika ürünlerinin ithalatı önce buradaki atölyelerin kapanmasına ardından geçim derdine düşen insanların göç etmesine yol açınca hızla boşalmış. 1980’lere kadar sadece at sırtında ulaşılabilen köye araç yolu açılmasıyla Lahiç’in kaderi birden değişmiş. Köy o kadar ilgi görmeye başlamışki taşıdığı turizm potansiyeli fark edilerek koruma altına alınmış. Lahiç’i terk etmek zorunda kalan aileler de kollarını turizme sıvayarak birer ikişer geri dönmüşler.

Mimarinin coğrafyayla uyumlu şekillendiği hemen hery er göze hitap eder. Lahiç’de bu şanşı yakalayıp artı olarak muhafaza edebilen nadir yerlerden. Sokakları büyük dere taşlarıyla kaplı. Evleri de dere taşından yapılıp, ahşap direklerle desteklenmiş. Yapılarının çoğunluğu 12-19. yüzyıllarda inşa edilen Lahiç’de her mahallenin bir cami ve çeşmesi var. Dükkanların tümü ana cadde üzerinde . Halk arasında buraya “Zanaatkarlar Mahallesi” deniliyor ve hala bazı dükkanlardan babalarının, dedelerinin zanaatını devam ettiren oğulların çekiç sesleri işitiliyor.


BİZİMLE BİRLİKTE TOPRAK OLMASIN

Lulo Nehri Lahiç’i ikiye ayırmış. Lahiç olarak adlandırılan büyük kısmı güneyde. Turist yoğunluğu bu bölgede. Kuzeydeki kısım Aragit. Ali Aliyev abiyle Aragit’de karşılaştık. Bizi çevresindekilere kıyasla daha gösterişli olan 3 katlı bir evin önüne getirdi ve çoşkulu bir üslupla başladı anlatmaya:

“Bu ev var ya bu ev , burası Nuri Paşa’nın karargahıydı. Ağsakallılarımız anlatırdı. Nuri Paşa sayesinde Ermenilerin giremediği tek köy Lahiç olmuş. Paşa bu evde konaklamış, askerleriyle meydandaki mescidde namaz kılmış. Onun bize hizmeti büyük. Ben isterdim ki Bakü’de de burada da bir heykeli olsun. Onun kahramanlık hikayeleri bizlerle toprak olmasın.”

Azerbaycan’ın yardım talebi üzerine Gence’den Bakü’ye çarpışa çarpışa ilerleyen Nuri Paşa’nın karargah olarak kullandığı evlerden bazılarına dair yazılı bilgi mevcut. Gence’de kaldığı ev müzeye dönüştürülmüş. Gobu’da “Nuri Paşa hangi evde kaldı ?” diye sorduğunuzda genci, yaşlısı size gösterebiliyor . Yine Göyçay’da kaldığı ev ile Ağsu’da Bilal Efendi Camii’ni karargah olarak kullandığı biliniyor. Bakü’deki Azerbaycan Edebiyat Müzesi de Türk askerlerinin konakladığı yerlerden . Ağsakallıların Adem abiye onun da bize anlattığı ‘Lahiç karargahı’ ise Nuri Paşa’nın Azerbaycan halkının belliğinde bıraktığı güzel izlerden birini göstermesi açısından çok kıymetli.


VATAN HASRETİYLE GÖÇTÜLER

Esasında sözlü tarih araştırmaları gelecek nesillere yeri doldurulamayacak bilgiler aktarıyor. Abdulhamit Avşar’ın Kafkas İslam Ordusu Yitik Neslin Hikayesi kitabı da önemli bir sözlü tarih çalışması. Nuri Paşa’yla gittikleri Bakü’den bir daha geri dönemeyip vatan hasretiyle gözlerini yuman Türk askerlerinin Azerbaycan’ın dört bir yanındaki yakınlarını bulan Avşar onların hikayesini bize evlatlarının dilenden anlatmış:

Babam 1918’nci ilde Türkiye’nin Kafkas İslam Ordusu teşkil olunandan sonra , Bakü’ye gelip Nuri Paşa ile. Ermenilere karşı vuruşup. 15 eylülden sonra Türk ordusu Bakü’yü aldı ama kısa süre sonra çıkması gerekti. Onların yerine İngilizler geldi. Bazı Türk askerileri Azerbaycan ‘a destek olmak için burada kaldı. Evlendiler, iş tapıp çalıştılar. Sonra Azerbaycan, Sovyet işgaline düştü. Sovyet rejiminde hayatımız azablı idi. Hiç yoktan adama bir suç yapırdırlar. Türkiye’deki akrabalarımızla mektuplaşmayı kestik. Burada organlar bilmesinler ki biz Türk’ük bizi hapsederler, sürgün ederler .

Hatırlıyorum. 11 yaşım vardı. 1949’da bizi Sibir’e sürgün ettiler. Sebebi babamın Türk olması idi... Kara vagonda 17 gün yol gittik . 6 yıl sürgünde kaldık. Türkiye’den gelme Türklerden ölen çok oldu. Mezarları bile olmadı.

Azerbaycan’da kalan askerlerler biraraya gelip dertleşip ağlayırdılar. Vatan hasreti çok idi. Dedem deyirmiş ki mutlaka toprağımıza gidin. Unutmayın ki Türkiye’de akrabalarınız var. Köyümden toprak getirip kabrime dökersiniz derdi. Veten diye diye göçtüler.


#Okuduğum Şehir
#Ali Aliyev
#Aragit