İbn Arabi'nin Fütuhat-ı Mekkiyye adlı eserinin çevirisi Ekrem Demirli tarafından 6 yılda tamamlandı. Geçtiğimiz ay 18. cildi piyasaya çıkan eserde Arabi, insanın inişli çıkışlı ruh serüvenini latif bir üslupla ve ufuk açıcı tespitlerle anlatıyor.
'Gözlerin nimeti bahçedeki çiçeklerdir.'
İbn Arabî
Herkesin bir okuma bahçesi vardır. Benim okuma bahçem de Fütûhât-ı Mekkiyye'dir. Altı senedir bu bahçedeki çiçeklere değiyor gözlerim, farklı güzellikleriyle ve kokularıyla ruhumu sükûnete erdiren büyük Şeyh İbn Arabî'ye minnet duyuyorum, sonsuz rahmet diliyorum.
Marifetin yollarını gösteren Şeyhi Ekber'in engin bilgi deryasından kanmak için nasip kapısının aralandığı günden beri Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in şu duası dilimden eksik olmuyor: 'Rabbim bilgimi artır'. (Taha; 114). Nefsimin beni içine çektiği tuzaklarla boğuşurken, Allah'a yönelmedeki edebi öğrenmeden bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığını bu dua sayesinde öğrendim. Önceki okumalarımda 'dışa dönük' bir okuma içinde çabalıyor, buradan elde ettiğim bilgilerin hayatın anlamını kavramak hususunda yeterli olacağını zannediyordum. Fütûhat'la tanıştığım günden itibaren okumanın insanın 'kendini tanıması' ile kemal noktaya ulaşabileceğini, aksi takdirde 'sen ben' davasından öteye gitmeyeceğini kavradım. Bu zor ve çetin yolda Allah'ın inayetine sığınıyorum. O kulları için basiret yollarını gösteren yegâne kudrettir.
Fütûhât-ı Mekkiyye, ilk kez tam metin olarak Türkçe'ye çevrildi. Doç. Dr. Ekrem Demirli'nin tercümesiyle 18 cilt olarak yayımlanan eser, otuz yedi sifirden oluşmaktadır. Bu büyük eser, insanın inişli çıkışlı serüvenini latif bir üslupla ve ufuk açıcı tespitlerle ele almış, seyri süluk yolunda salike lazım olan bilgileri sunmuştur. İbn Arabî'yi büyük kılan taraf, onun on üçüncü asırda kaleme aldığı bu eserinin kendinden sonraki düşünce çevrelerini derinden etkilemesi ve gelecekte de yeni ufuklar açacak olmasıdır. Bilgi ağacının en lezzetli meyvelerini içinde barındıran bu eserin İslami entelektüel çevrelerde giderek daha fazla okunacağına şüphem yoktur. Okuma gruplarının, bireysel okuma çabalarının, akademik çevrelerin ilgileri, bu kıymetli eser üzerine daha çok dikkat çekecek, yaratılacak farkındalık İslam düşüncesinin en özgün eserlerinden birisi olan Fütûhât-ı Mekkiyye'yi geniş okur kesimlerine ulaştıracaktır.
Şeyhi Ekber, 'marifetin yegâne kapısı görmektir' der. Bazı çevrelerde kötü bir alışkanlık vardır ki, o da görmeden eleştiri yapma kolaycılığıdır. Yüzeysel okumalarla, bazı kitapların dipnotlarından alınan bilgi kırıntılarıyla bir metni eleştiriye tabi tutmak hastalığıdır bu. Allah Kelamı dışında korunmuş başka bir kitabın olmadığını her mümin bilmesine rağmen, İbn Arabî gibi zatların eserlerinin yazılma gerekçelerini dile getiren ifadelerini bazılarının, 'Korunmuş Kitap'la kıyaslamaya tabi tutarak bir sonuç çıkarmaya çalışmaları ikna edici değildir. Eleştiriye kutsal bir anlam yükleyerek eleştirdikleri hususlarda kendi bilgi ve birikimlerine dikkat etmeden eleştiri yapanların bu zevk bahçesinden nasiplerinin olmadığı izahtan varestedir. Herkes kendi meşrebince bir yol tutar ve herkes kendi bahçesinin güllerini koklamaya devam eder. Gülü ancak görenler ve kokusunu duyanlar sevebilir. Allah dostlarının meclislerinin gül koktukları, kendilerine tan edenlerle bir işlerinin olmadığını, onların işlerinin marifet yollarında, irfan sofralarında Rahman'ın rızasını aramak olduğunu bilenler bilir.
Kalbini bir nur evine çevirmek için gece gündüz Allah'ın rızasını arayan insanın nasibi ile kalbini dünyevi meselelerle işgale uğratanların nasibi aynı olmaz. Şeyhi Ekber 'bugün nasıl isen, yarın öyle olacaksın. Sen dünyada varlıkları bulundukları halde görenlerden olmak üzere çalış!' der. Şeyhin varlığa bakışı, Allah'ın öğretmesi ile öğrenen kimsenin gözüyle görmek şeklindedir. Allah'ın öğrettiğinden daha güzel gören kim olabilir ki! 'Allah katında en keremli olanınız, en takva sahibi olanınızdır.' (Hucurat;13). Ayette 'Yeryüzündeki her şeyi onun süsü yaptık (Kehf; 7) denilir. Yeryüzündeki en güzel ziynet ve süs Allah adamlarıdır (ricalullah). Sen de kendilerinden olabilmek üzere, Allah adamlarını kılavuz edinmelisin. Arz/toprak olduğun sürece, çiçeklerin ziynetinin bulunduğu bir mahalsin. Onlar maksadı teşkil eden meyvenin delilleridir ve bu sayede hayat ona yayılır.' Fütuhat-ı Mekkiyye, c. 18. Sh. 148.
Altı sene süren tercüme nihayet hitamı misk ile tamamlandı. Bu sahilsiz ummanda sürdürdüğüm acemi yolculuktan çok şey öğrendim. Yine de bu eşsiz eserin hakkını vererek okuduğumu söyleyemem. Her cildini büyük bir hürmet ile okuduğum Fütûhât-ı Mekkiyye'nin benim nasibime düşen tarafı onu okumuş olmam ve eşsiz bir vasiyet olarak hayatım boyunca bu zevk bahçesinde gezecek olmamdır.






