İhsan Ünlü... Bugüne kadar alışageldiğimizin dışında, farklı bir portre çiziyor bize.. Alevi bir anne-babadan dünyaya gelen, cem törenlerinde semaha duran, aynı zamanda İlahiyat Fakültesi mezunu ve din dersi öğretmeni... Çocuklarını İmam Hatip Lisesi'ne gönderen ve imam yapan bir Alevi köyünde dünyaya gelmiş. Şimdi ise yine Alevi ve Sünnilerin kardeşçe yaşadığı Erzincan'da bir ilköğretim okulunda İslam dinini öğretiyor. Daha önce Alevilik Müslümanlık mı? isimli bir eseri olan İhsan öğretmen, Hz. Ali'nin vecize ve hutbelerinden yola çıkarak hazırladığı kişisel gelişim kitabı Toplumsal Empati'yle 'ötekini anlama' çağrısı yapıyor... İşte İhsan öğretmenin sıra dışı portresi...
Amasya, Sarayözü Köyü doğumluyum. Bir yıl sonra 1967'de İstanbul'a göçmüşüz. İlk ve orta öğrenimimi İstanbul'da tamamladım. 1991'de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldum. 15 yıldır Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapıyorum. 1996'dan beri görev yerim Erzincan.
Evet. Nüfusunun tamamı Alevi. Merkeze bağlı Alevi köylerinden biri. Biz de kendimizi Alevi olarak kabul ediyoruz.
Alevilik yöreden yöreye değişen, nüansları fazla olan bir konu. Biz, Orta Anadolu Alevileri olarak Bektaşilik tarzı Aleviliğe, yani dine, dini değerlere daha yakın ve bağlı Alevileriz. Bizim yöremizde köylerde cami var. Farklı illerde kendi geleneklerini sürdüren Alevi köyleri de var.
Biz büyüklerimizden 'cami ve cemevi'ni 'şeriat ve tarikatın' uygulanma merkezleri olarak öğrendik. Cemevi ismi verilen yapılanma şehirleşmenin beraberinde getirdiği bir süreç. Bizim köylerimizde cem törenleri köy odalarında yapılır ve bu ibadetler kesinlikle caminin, namazın alternatifi olarak düşünülmez. Tamamlayıcı olarak görülür. Bizim Alevilik anlayışımızda da bu vardır zaten. Bizde cemevi dergaha karşılık geliyor diyebiliriz. İnsanlarımız camiye devam ederler. Hatta köyümüzün imamı, köyümümüzün çocuklarından Amasya İmam Hatip Lisesi'nin ilk mezunlarından bir ağabeyimizdi. Emekli oldu. Bu anlamda köyümüzde İHL ve ve İlahiyat Fakülteleri'ne bakış da olumsuz değildir. Dört-beş imam hatip lisesi mezunu gencimiz var. Bir kısmı imamlık yapıyor.
Rahmetli babam hep namazı kılardı. Ailemde hala kılanlar çoğunluktadır. Dedemizden babamızdan böyle gördük. Ayrıca araştırmalarım sonunda da Aleviliğin İslam'ın dışında bir yol olmadığını gördükten sonra kendimi Alevi olarak kabul ettim.
Alevi camiada şöyle tanımlama vardır. Alevi olunmaz, alevi doğulur. Zaten nesep olarak Aleviyim. Ben fikren ve ilmen de Alevi olduğumu söylüyorum. Gerçekten Hazreti Ali Efendimiz'i çok seviyor, O'nun gittiği yoldan gitmeye çalışıyoruz. Alevilik kelime olarak da zaten Hz. Ali'yi seven, onu örnek alan insan demek. Bir de her şeyden önce şunu söylemek gerek. Alevilik ayrı bir din değil. Bir mezhep de değil. Alevilikte Allah (cc), Hz. Muhammed ve Hz.Ali şeklinde bir sıralama söz konusudur. Orada Allah'ü Teala uluhiyeti temsil eder. Yani tevhid noktasında bir sıkıntı yoktur. Hz. Muhammed, nübüvvet makamını temsil eder ki onun da yeri başkadır. Hz.Ali de velayet makamını temsil eder. Yani Allah'ın velisidir… Ahlak konusunda Hacı Bektaşı Veli Felsefesi'nin ağır bastığı görülür. O'nun 'eline, beline, diline sahip ol' düsturu esas alınır. Ahlak ve namus kavramı önemlidir.
Bu ifade kısmen doğru olmakla birlikte, Alevi camiada karşılığı olmayan bir sözdür.
İlahiyat öncesinde sorgulama dönemim olmadı. Geleneksel ortamın içerisinde bulduk kendimizi. Babamın söylediği deyişlerle, duazlarla büyüdük. Ailem, cemlere gider, oradaki kültürü, geleneği de yaşatmaya çalışırdı. İstanbul'da da ailemin bu bağlantıları devam etti. Fakat bu kültür bizim kuşağımıza aktarılmadı. Biz sadece yapıldığını gördük. Üniversiteyi kazandığımda farkına vardım.
O dönemde dini öğrenmek ve yaşama bağlamında kendimi sorguladım. Boşluk hissettim. Manevi tatmin arayışında İlahiyat Fakültesi aklıma geldi. Şunu düşündüm. Madem dinimi öğrenmek yaşamak istiyorum, bunu en üst platformlarda öğrenmem lazım. Bunu aileme açtığımda çevremden olumsuz tepkiler aldım. Özellikle İstanbul'a yerleşmiş ve kültürünü, geleneğini yitirmiş akrabalarım tepki gösterdi. Ama anne babamın desteğiyle İlahiyatı seçtim. Bugün Alevi gençlere hararetle tavsiye ediyorum.
Emniyetten emekli. Mahalle bekçisiydi. Onu da rahmetle minnetle anıyorum. Çok şükür bugün onun ardından bir Fatiha ve Yasin okumak da bizlere nasip oldu.
Çocuklarımızı gönderirsek sünnileşir gibi bir yanılgı var ama ben buna katılmıyorum. Oralara da gitsinler, eğitimi alsınlar ve bizim zenginliğimizle, Alevi-Bektaşi kültürüyle bütünleştirsinler. Bir özeleştiri de yapılması gerekiyor. İlahiyatta ve İHL'de Alevi-Bektaşiliğe ilişkin çok fazla bir şey söylenmiyor.
Hayır, tektim. Ben o güne kadar






