Hayat Şarkı yorumu eseri bozar

Şarkı yorumu eseri bozar

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alan usta bestekar ve tanbur sanatçısı Erol Sayan, “Batıda müzik eğitiminde yorum kelimesinin tam karşılığı 11 senelik eğitime bağlı. Yani ben şu eserde yorum yaptım demek için 11 sene okuyorlar. Bizde yorum demek eserin bozulması demek” sözleriyle bugün ‘yorum’ adı altında eserlerin yapısının bozulmasını eleştiriyor.

Harun Karabuç Yeni Şafak
FOTOĞRAFLAR: SEDAT ÖZKÖMEÇ
FOTOĞRAFLAR: SEDAT ÖZKÖMEÇ

1936 doğumlu bestekar Erol Sayan, müzik çalışmalarına 1953 yılında başlıyor. Daha dört yaşındayken besteler mırıldanıyor. 1961 yılında Ankara Radyosu'na tanbur sanatçısı olarak giriyor. Bestekar İsmail Baha Sürelsan'ın uzun yıllar evinde sürdürdüğü müzik çalışmalarına iştirak ediyor. Türkiye'nin ikinci üniversite korosunu ODTÜ'de 1967 yılında kuruyor. 1977 yılında İstanbul Radyosu’na tayin oluyor. 1982'de emekli olduktan sonra 22 yıl İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda repertuvar dersleri veriyor. Binlerce öğrenci yetiştiriyor. Tarkan, İzel, Hülya Avşar, Muazzez Ersoy gibi ünlü isimlere de repertuvar dersi veriyor. ‘Kalbe dolan o ilk bakış’, ‘Sen gözlerimde bir renk’, ‘Bana bir aşk masalından’, ‘İstanbul'u artık hiç sevmiyorum’, ‘Geçsin günler haftalar’ dillere pelesenk olmuş bestelerinden sadece birkaçı. Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü alan Erol Sayan ile müzik yolculuğunu ve bugünün meselelerini konuştuk. Müzik yeteneğinin insana doğuştan geldiğini söyleyen Sayan'ın en büyük eleştirisi bugün 'yorum' adı altında eserlerin yapısının bozulması. "Batıda müzik eğitiminde yorum kelimesinin tam karşılığı 11 senelik eğitime bağlı. Yani ben şu eserde yorum yaptım demek için 11 sene okuyorlar. Bizde yorum demek eserin bozulması demek" diyor.

Müzikle ilk rabıtanız nasıl olmuştu?

Müziğe başlamak diye bir şey yoktur. Müzikle iç içe doğulur. Yeteneğinizle birlikte doğarsınız. Ben daha dört yaşında kendi kendime bir şeyler okuyormuşum. Bunları da güzel bir melodi halinde söylüyormuşum. Camı açıp söylerken ben komşular da dinliyormuş. “Biz dedikoduyu bırakıp seni dinlerdik” diyorlardı. Tabi bunlar bir bestecilik alameti.

REKLAM

ELİMDEN ENSTRÜMAN KURTULMAZDI

Nasıl bir ortamda büyüdünüz? Nasıl geliştirdiniz kendinizi?

Abim Nida Tüfekçi'nin okuldan arkadaşıydı. Aynı sınıftalar. Benden altı buçuk yaş büyüktü abim. Okulda onlara bir şarkı öğretiyorlar evde söyleyince ben de bir söyleyişte öğreniyordum. Dokuz yaşında 1500 tane şarkının sözünü yazmıştım defterime. Tabi bunları ben beş- altı yaşlarından itibaren yazmaya başlıyorum. Bir gün evimize radyo geldi. Radyoda tarihi Türk müziği var Mesud Cemil'in yönettiği. İnce sesimle söylüyordum. Yazabildiğim kadarını da yazıyorum. Anneannem bir gün bana bir kaval verdi. Yarım saat sonra 'Hicran yine hicran mı bu aşkın sonu söyle' şarkısını çalmaya başladım. Abim bağlama çalardı. Bir gün evde yokken odasına girdim başladım çalmaya. Hoca yok, ders yok ama enstrüman kurtulmuyordu elimize geçti mi! İsmail Baha Sürelsan'dan çok istifade ettim. Çok kitap okudum. 65 tane musiki mecmuası dergisi vardı Sadettin Arel'in çıkardığı, orada nazariyat notlarını çok okudum.

Ne kadar eser var repertuvarınızda?

3500 tane eser belleğime yerleşti. Tabi bir bestecinin repertuvarı ne kadar zenginse o besteci o kadar kendini yeniler ve orijinal şarkılar yapmaya ömrü boyunca devam eder. Eğer repertuvarı azsa kendini tekrara başlar. Eğer bu yaşa kadar hala orijinal, birbirine benzemeyen eserler yapabiliyorsam bunun en büyük nedeni 3500 eseri analiz etmemdir. Analiz etmek de tabii öyle kolay bir iş değil. Bunlar besteciliğin daha kapsamlı daha orijinal olmasını sağlıyor.

REKLAM

Ses sanatçısı olmak istemediniz mi?

1955 senesinde ses sanatçısı imtihanına girecektim maalesef bir hafta evvel sesim kısıldı. Ben o kısık sesle yine de sınava girdim şarkıyı da sonuna kadar dinlediler. Çıktım. Dedim kendi kendime “Allah benim ses sanatçısı olmamı istemiyor.” Dolayısıyla tanbura yüklendim. 1961 senesinde tanbur sanatçısı olarak Ankara Radyosu'nda göreve başladım. 1977 senesinde de yayın şefi olarak İstanbul'a tayin oldum. 1982'de emekli oldum. Bu arada da tanbur çaldım. Beste yapmaya da tabii devam ettim. 53 senesinden itibaren beste yapıyorum.

Ne kadar besteniz var?

Son 25 yıldır 300'ün üzerinde bestem var diyorum.

TANBUR KIDEMLİ ALBAY BESTECİ GENELKURMAY BAŞKANI

İstanbul'da radyodan sonra neler yaptınız?

1983 yılında davet üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'na repertuvar hocası olarak tayin edildim. Üniversitenin senatosu kararıyla orada 22 sene hocalık yaptım. Bu arada yine üniversite senatosunun izniyle İzmit'te koro çalıştırdım. Aşağı yukarı dokuz sene de o sürdü. Koro dediğim 125 kişi filandı. Onlara nazariyat öğrettim. Bayağı okul gibiydi, zil çalıyordu, derse giriyorduk. 2 buçuk saat koro çalışması yapıyorduk. Çok güzel konserler verdik orada. 1967 yılında Ankara'nın ilk, Türkiye'nin ikinci üniversite korosunu kurduk ODTÜ'de. O arkadaşlarla çok güzel dersler yaptık. Mükemmel konserler verdik. Amatör adı altında ama profesyonellerden daha üstün konserlerdi. 67 senesindeki o arkadaşlarımızla 51 senedir her sene 30 Ağustos’ta bir araya geliyoruz. Bu sene 30 Ağustos'ta Burhaniye'deydik. 68- 69 senesinde verdiğimiz konserlerin tekrarlarını yapıyoruz. Kendi kendimize, dışarıdan kimse yok.

REKLAM

Öğrencilerinizden kimler vardı?

Tarkan vardı. Muazzez Ersoy'a 34 tane eser geçtim. Hülya Avşar İzmir'de konsere çıkacaktı, ona 14 tane şarkı öğrettim. 1967 senesinde radyoya giren Muazzez Abacı, Metin Everes, Seçil Heper gibi isimlere repertuvar dersi verdim. Okulda zaten yüzlerce talebemiz yetişti. Şimdi çokları doçent, profesör oldu.

Sizin döneminizde yapılmış bestelerin bugün istenilen şekilde okunmaması hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Batıda müzik eğitiminde yorum kelimesinin tam karşılığım 11 senelik eğitime bağlı. Yani ben şu eserde yorum yaptım demek için 11 sene okuyorlar. Bizde okul olmadığı gibi bildikleri gibi yorum yapıyorlar. Süslüyorlar. Halbuki o sırada eser bozuluyor. Çok nağme katıyorlar. Yahu bestekardan daha mı iyi biliyorsun, sen de şarkının üzerinde başka bir şey yapıyorsun! Daha güzel olsa bestekar öyle yapar. Yani bizde yorum demek eserin bozulması demek. Bu yorum olayı çok kötü ve son zamanlarda da iyice alışkanlık haline geldi. TRT de bu işe katıldı. İlle bir yerlerde süs yapıyorlar. O süslemek değil ki şarkıyı bozmak. Adına da yorumladım diyor.

Bestecilik yanınız mı yoksa tanburdaki icralarınız mı kendinizi en güçlü hissettiğiniz yanınız?

Tanbur kıdemli albay, besteci genel kurmay başkanı. Bestecilik çok önemli. Betseci yaratır, tanbur onu çalar. Yeniden bir melodi yaratıyorsunuz. Onu icra eden de tabi ki önemli. Bu sözümden icracılar önemsiz anlaşılmasın! Eğer o icracılar olmasa besteci bir şey yapamaz ki. Eser yap yap at depoya. Onların yayınlanması lazım. Yayınlanması için de ona birilerinin çalışması lazım.

REKLAM

Dolmuşlarda ilk Suat Sayın çaldı

Besteleriniz bugün hala seslendiriliyor. Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?

Vaktiyle arabesk eserlerden evvel dolmuş müziği vardı. Rahmetli Suat Sayın’ın yarattığı bir dolmuş müziği vardı. Dolmuşlarda o zamanlar plak çalınırdı. Pikap vardı içinde. Orada da devamlı Suat Sayın’ın plakları çalınırdı. Onun için Suat Sayın dolmuş müziği yarattı dedik hep beraber. Çok da güzel okuduğu için onlar tuttu. Tutunca ne oldu? Dolmuş müziği ortaya çıktı. O zaman büyük bestekar Şekip Ayhan Özışık ile benim de popüler şarkılarımız var. Fakat plaklara çok fazla dolmuş müziği girmesin diye biz de hafif şarkılar yapalım dedik. Onunla hafif şarkılar yapmaya başladık. Bugün halk tarafından sevilen şarkılarımızın hepsi bu maksatla yapılmıştır. Bir arabesk veya dolmuş şarkısı plaklara girmesin, onların yerine bizim hafif şarkılarımız plaklara girsin diye yaptık. Başarılı da olduk.

Erdoğan’a ithaf ettiğim bir beste yaptım

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü almak sizin için ne ifade ediyor?

Müzik camiasında bir bestekara bu ödül veriliyor. Ben çok mutlu ve sevinçliyim. Hatta ödül töreninden bir gece önce beste yapmaya başladım bile. Mehmet Akif Ersoy'un bir şiirini Ankara'da otelde bestelemeye başladım. İstanbul’a gelinceye kadar bitti. Burada notaya aldım. Onu Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ithaf ediyorum.

/**/

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.