Siz de simetri hastası mısınız?

00:008/03/2010, Pazartesi
G: 8/03/2010, Pazartesi
Yeni Şafak
Siz de simetri hastası mısınız?
Siz de simetri hastası mısınız?

Tıpta obsesif kompulsif olarak tanımlanan simetri hastalığından pek çok insan muzdarip. İşte bu hastalığı yaşayanların karşılaştıkları durumlar.

Tıpta obsesif kompulsif olarak tanımlanan simetri hastalığından pek çok insan muzdarip. Kimi çareyi dağınık arkadaşlarıyla yaşayarak aşmakta buluyor, kimi de kendisiyle dalga geçerek takıntılarını eğlenceye dönüştürüyor.






Tıpkı Serkan, Özgür, Merve, Feyza ve Ercan gibi. En iyi yöntem ise takıntıları görmezden gelmek ve bir oh çekmek.


Serkan Kemal Şahin, işletmeci, 25:

Şakacı arkadaşlarımdan biri 'Caminin minaresi yamuk mu ya!' dedi bir gün; o günden beri minareye bakmamaya çalışıyorum. Her seferinde hakikaten yamuk gibi geliyor. Kimi insanlar için saç tıraşı; berbere gitmek, tarif, berberin hayata dair yorumlarını dinlemek, tıraş olmak ve kapanış konuşması şeklinde ilerlerken, benim için bu şekilde noktalanmıyor mesela. Eve geldiğimde o tıraş muhakkak devam ediyor. Elde makas, burası yamuk, şurası yamuk derken günlerce süregelen bir düzeltme hadisesi hasıl oluyor. İşte bu ve bunlar gibi abuklukların olduğu, insanlar için komik, simetri hastalarını delirten detaylarla dolu bir hayat söz konusu. Duvardaki resim, saat, halıların desenlerindeki uyumsuzluklar vs. pek çok şey sayabiliriz. Arkadaşların durumu istismarı adına şaka yapmaları da mesleki el şakasından daha ağır geliyor kimi zaman...





ÖSS sınavında yerimden kalkıp çöp kovasını düzelttim


Özgür Mustafa Özgürsoy, öğrenci, 22:

İki yıl önce ÖSS'ye girdim, doğal olarak masam askeri nizam içindeydi, su sağda, yedek kalemler solda, kimlik orantılı bir şekilde bekliyor ve önümde duran çöp kovasının göz bozan duruşu beni en son kaldırdı yerimden, düzeltip devam ettim ve daha niceleri...






Ercan Sınar, mobilyacı, 28:

Duvardaki tablonun yamuk olması, kazaktaki çizgilerin eşit olmaması beni rahatsız eder, hatta yamuk telefonlara gıcık olurum. Yerdeki çizgilerin üzerine basıyorum ya da karo taşının ortasına basarım, kenarlarına basamam. Bazen yolda giderken sekebiliyorum, 'bir şey mi oldu' diyorlar, kimseye hissettirmiyorum, ayağım tökezledi diyorum. O anda biri seslense duymam mesela. Fark etmiyorum etrafımı. Aklım o çizgilerde. Kitaplıktaki kitapların simetrisine de dikkat ederim, hatta onları düzeltmezsem başıma ağrı girer. İtalya'daki Pisa Kulesi'ne uyuzum. O meydana asla gitmem.





Yürürken ayağımı bir taş acıttıysa diğer ayağımı da ben acıtıyorum

Feyza Mamaklı, sekreter, 24:

Ben bu hastalığı ilk kez, bir arkadaşım yanağıma vurmuştu, ben de diğer yanağıma kendim vurdum, o zaman anladım. Sonra evde terlikleri düzeltmeye başladım. Yürürken ayağımı bir taş acıttıysa diğer ayağımı da başka bir taşla acıtmaya çalışıyorum ve bu, beni deli ediyor. Masamda da her şeyin paralel olmasına dikkat ediyorum. Telefonum, klavye hepsi aynı sırada...




Bir gün odamı dağınık bıraktım öğlene kadar ateşler içindeydim
İ.H.D., 27, lokanta sahibi:

Yazıda imla kurallarına, noktalama işaretlerine dikkat ederim. Çevremde gördüğüm her şeyi olması gerektiği yerde görmekle mutlu olurum. Bir gün dedim ki kendi kendime; ya boş ver, bundan sonra evden (odamdan) çıkarken bırak yatağım dağınık kalsın, masayı toplamadan çıkayım. Evet yaptım, ama öğleye kadar sanki ateşler içindeydim. Bir bahane buldum ve eve geldim, yatağımı, masamı ve tüm odamı düzeltip çıktım. Çok rahatladım. Oh be işte hayat bu dedim!





Sıralar düzgün olmayınca afakanlar basıyor
Merve I., öğrenci, 19:

İlkokuldan beri her sabah sınıfımdaki tüm sıraları düzeltirim, şu an üniversitedeyim ve hâlâ kurtulamadım bundan. Sıralar düzenli olmayınca beni afakanlar basıyor. Bir de cetvel takıntım var. Sınavlara cetvelle giriyorum. Her cevabı yazdıktan sonra altına çizgi çiziyorum. Diğer soruyla karışmasın, sayfa düzenli olsun diye... Lisedeyken müzik dersinde notaların çubukları olur ya. Onları da cetvelle çiziyordum. Herhangi bir çekmece, dolap veya gardırop dağınıksa duramam, hemen düzeltirim. Mesela tişörtlerim kısa kollu, askısız diye iki grup halindedir, onlar da kendi aralarında renk düzenine göredir.




Peçeteyi düzgünce katlayıp çöpe atarım
B.O.:

Markete alışverişe gittiğimde raflar beni çok rahatsız eder, düzeltmeden duramam. Para sayarken Atatürk'ler hep aynı yönde olmalıdır. Okey oynarken önce siyah, sonra kırmızı, sonra turuncu en sona da mavi taşı koyarım, eğer ben seyrediyorsam bir başkası farklı dizdiğinde sinir olurum. Kullandığım peçeteyi bile düzgünce katlayıp çöpe atarım. Bu, yediğim çikolata kâğıtları için de geçerli...