EvimevindirVan kampanyası ile pek çok insan, evleri yıkılan Vanlıları boş olan evlerine davet ediyor. Kampanyayı twitterda başlatan gazeteci yazar Ahmet Tezcan bu fikrin aslında Peygamberimize ait olduğunu söylüyor, Vanlıları Muhacirlere, evlerine davet yapanları da Ensar'a benzetiyor.
Van depreminin ilk yıkıcı etkisi geçtikten ve olayın şoku atlatıldıktan sonra başlatılan kampanyalarla depremzedelerin ihtiyaçları karşılanmaya başlandı. Yavaş yavaş organizasyon düzene girdi. Şimdi depremzedeler çadırlardan konteynerlara yerleştiriliyor. Ancak konteynerlarda Van şartlarında kışı geçirmek zor olacak. Van depremi gerçekleştikten kısa süre sonra sosyal ağlar, özellikle twitter üzerinden örgütlenen yardım kampanyalarından biri, evimevindirVan, bu konuya çözüm bulabilmek için başlatılmış bir kampanyaydı. Gazeteci yazar Ahmet Tezcan'ın attığı bir twit sonrası doğan ve çığ gibi büyüyen kampanya, özetle kalıcı konutlar yapılıncaya kadar, evsiz kalan Vanlılara, boş duran yazlıkların, 2.- 3. evlerin sahipleri tarafından ücretsiz olarak tahsisi esasına dayanıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından organizasyonu üstlenilen kampanyayı Ahmet Tezcan'la konuştuk.
Ahmet Tezcan evimevindirVan fikrinin deprem görüntülerini seyrederken "ben ne yapabilirim" diye düşünmesiyle ortaya çıktığını anlatıyor. Tezcan, "Oraya gitsem ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramazdım. Herkesin oraya gitmesinin bir anlamı yok. Olduğum yerde hiçbir şey yapmadan oturmak da insanı kahreden bir duygu. Sonra aklıma evini kiraya vermek için bekleyen ev sahipleri geldi. Boş evlerini, dışarıda kalan Vanlılara kışı geçirebilmeleri için tahsis edebilirler diye düşündüm. Derken benim sadece İstanbul'a geldiğimde kullandığım, diğer zamanlar boş duran evimi bir iki aileye, kışı geçinceye ya da kalıcı konutlar yapılıncaya kadar kalmak üzere tahsis edebileceğim aklıma geldi. Bu sadece bir niyetti. Niyetimi twittera yazdım. Olağanüstü bir kabul gördü." sözleriyle anlatıyor kampanyanın ortaya çıkışını. Tezcan'ın takipçilerinden biri evimevimdirVan ismini bulmuş. Kanal7 anchorman'i Erhan Çelik'in 'gönüllü olmak isteyenlerin mail atsın' diyerek verdiği mail adresine saatler içinde 17 bin mail gelmiş. Ahmet Tezcan, Esra Erol ve Okan Bayülgen'in televizyon programlarında da kampanyanın dile getirilmesi ardından çok sayıda talep geldiğini söylüyor.
Tezcan başta kampanya için İstanbul Valiliğinden koordinasyon için yardım sözü almış. Van'dan gelmek isteyenler de, evimi tahsis etmek istiyorum diyenler de oraya müracaat ediyordu. Ancak bu projenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için üst düzey bir organizasyon gerekiyordu ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı işe el attı. 7 yıl Van'da Vali Yardımcılığı görevini yürütmüş olan Ömer Özcan projenin koordinatörü olarak görevlendirildi. Projenin merkezi Ankara olacak. Bu merkezde, tüm valiliklerde bulunan bilgiler, Okan Bayülgen, Esra Erol gibi isimlerin televizyon programlarında toplanan isimler derlenecek. Van'da da bir merkez kurularak kalıcı konutlar yapılıncaya kadar başka bir yerde kalmak isteyenlerin bilgileri elde edilecek. Bakanlığın Sosyal İl Müdürlükleri aracılığı ile evlerini açmak isteyen kişiler araştırılacak, evlerin durumu, güvenliği gibi unsurlar incelenecek. Böylece depremzedeler ve evini açmak isteyenler buluşturulacak. Bu kişilerin ulaşım ve kaldıkları yerlerdeki geçimleri gibi tüm konularla bakanlık ilgilenecek. Ahmet Tezcan Milli Eğitim Bakanlığı'nın da Van'dan gelecek öğrencilere misafir öğrenci statüsü tanıması ve en yakın okula yerleştirilmeleri konusunda çalışma yapılmasının yerinde olacağını ifade ediyor.
Ahmet Tezcan bu projenin fikir babasının kendisi değil Peygamber Efendimiz olduğunu söylüyor: "Bu aslında 1400 yıl önce Peygamber Efendimizin en mükemmel şekilde uyguladığı Muhacir'le, Ensar'ın birbirleriyle kardeş olması uygulamasının küçük bir taklidi. Asıl fikir babası Peygamberimizdir. Dolayısıyla bu işe gönül koyacak insanlar onun yaptığını yapmaya çalışacak, dolayısıyla onun izinden yürüyecektir. Ona zerre kadar muhabbeti olanın buna duyarsız kalabileceğini düşünmüyorum." diyor. Vanlıların bu yardım teklifini reddetmemesi gerektiğini de anlatan Tezcan, "Mekke'den gelenler, Medinelilerin teklifini reddetmediler. Onlar sadece evlerini açmadılar, mallarının da yarısını verdiler. Hatta mirasları da birbirlerine kaldı. Dolayısıyla bizim yaptığımız onların yaptığının trilyonda bir ölçüsünde taklidinden ibaret. Bu teklif Ahmet Tezcan'ın değil, Hz. Muhammed Mustafa'nın fikridir. Vanlılar bu teklifi reddetmeden önce bunu düşünsünler." diyor. Tezcan bir konunun da altını çizerek yanlış anlamaların önüne geçmek istiyor. "Kimse kimsenin yanına sığıntı gibi gitmeyecek. Hiç kimse bir başkasının evinde uzun süre misafir olarak kalmaz istemez. Gelen Vanlılara boş olan evler tahsis edilecek. İaşeleri de Bakanlıkça karşılanacak" diyor.
Ahmet Tezcan, doğal afetlerde insanların birbirine sarılarak ayakta kalabileceğini ifade ediyor. İnsanların rengi, düşüncesi, ırkı önemli değildir diyor. Çünkü gelen afet insanların rengine, düşüncesine göre gelmiyor. Ev hepimizin başına çöküyor.
Depremden hemen sonra sosyal ağlarda özellikle twitter'da depremin şiddetinden tutun da nerelerde evlerin yıkıldığına kadar bilgiler akmaya başladı. En tüyler ürperticileri enkaz altından internete girebilenlerin 'bizi kurtarın' twitleriydi. Bu twitler sayesinde enkaz altından çıkarılan depremzedeler oldu. Sonra giderek kendiliğinden organize olan kocaman bir yardım seferberliğine dönüştü twitter. Battaniye, çadır, ilaç, çocuk bezi, su ihtiyaçları atılan twitlerle duyuruldu. Twittercılar attıkları twitler ve maillerle üretici firmalara ulaşıp bu ihtiyaçların ücretsiz karşılanmasını istediler. Başarılı da oldular. Ahmet Tezcan twitter gibi sosyal ağların çok hızlı etki ettiğini ve saniyesinde geri dönüşüm alabildiğinizi söylüyor. "Bir twittle taş da atmış olursunuz, el de uzatmış olursunuz. Twitterla çok hızlı bir geri dönüşüm sağlıyorsun ve dünyayı da haberdar ediyorsun." diyor.






