Hayat Yaz bitmeden kitapları sevdirin

Yaz bitmeden kitapları sevdirin

Yaz tatili bitmeden mutlaka okunması gereken kitaplardan bir seçki yaptık. Macera dolu kitaplar arasında dostluklar, yardımlaşma, dünya turu, iyiler ve kötüler arasındaki savaşlar var.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Yaz tatili bitmeden mutlaka okunması gereken kitaplardan bir seçki yaptık.
Yaz tatili bitmeden mutlaka okunması gereken kitaplardan bir seçki yaptık.

SEVİNÇ ŞAHİN

Yaz geldi. Hatta bitiyor bile, yakında okullar açılacak. Çocukların kimi bu yılı başarılı bir şekilde tamamladı, kimisi içinse sonuç pek iç açıcı olmadı. Her ne şekilde olursa olsun tatilin tüm çocuklarımızın hakkı olduğunu unutmamalıyız. Başarılı olamayan çocukların iyi bir motivasyonla gelecek yıla hazırlanmaları için onların da gönüllerince bir tatil yaşamalarını sağlamalıyız. Çocukların gönüllerince tatil yapmalarını sağlarken bir yandan da o güzel gönüllerine kitap sevgisi, okuma sevgisi yerleştirmenize yardımcı olacak kitap önerilerimiz var sizlere. Kitap okumanın bir boş zaman doldurma alışkanlığı değil hayatlarının rutin ihtiyaçları arasına girmesini sağlamak onlara yapacağımız en büyük iyilik olacaktır. Onların ileride hangi mesleği seçerlerse seçsinler okuma alışkanlıklarını devam ettirdikleri sürece yerinde saymayan, gelişmeye devam eden bireyler olacaklarını anlamalarını sağlamalıyız. Hemen her şeyde olduğu gibi iyi örnek olmanın, nasihatten bin kat daha etkili olduğunu unutmamalıyız.

Kitap aşıran hayalperest

Yaz dönemi boyunca sizin de çocuklarınızın da keyifle okuyacakları bir listeyle karşınızdayız. Listemizin ilk sırasında Alman yazar Michael Ende’ye ait bir eser var: Bitmeyecek Öykü 1979 yılında yazılmasından itibaren çok ilgi uyandıran bir eser olmuş ve 40 ayrı dile tercüme edilmiş. Kahramanımız Bastian Balthasar Bux annesini kaybetmesiyle birlikte babasının da ilgisini kaybetmiş on yaşlarında içine kapanık bir çocuktur. Nasıl öyle olmasın ki; arkadaşları neredeyse yoktur ve okulda ki durumu da pek iç açıcı değildir. Kitapları seven bu hayalperest çocuk bir gün bir kitapçıdan bir kitap aşırır. Evet bu pek hoş bir davranış değildir tabii ki ama en kısa zamanda geri vermeyi planlıyordur. Öykü içinde öykü tekniğiyle yazılmış bu eser fantastik bir dünyanın kapılarını açar bize. Bastian da bu fantastik dünyada bir kahramandır artık. Bir gelişim ve değişim serüveninin anlatıldığı bu eser bize her canlının değerli olduğu, sevginin, dostluk ve arkadaşlığın nelere kadir olduğunu, Ying Yang dengesinin evreni nasıl kuşattığını anlatır. İnsanın zihninde daha birçok yeni öykünün kapısını aralatan bu eserin alt okumasının da çok iyi yapılması gerekmektedir.

REKLAM

Bir devrin çocukluğu

İkinci eserimiz klasikleşmiş bir eser yine. Yazar Muallim Naci. Ömerin Çocukluğu, Muallim Naci’nin kendi çocukluğunu anlattığı adeta bir anı kitabıdır. Ömer Muallim Naci’nin gerçek ismidir. Tanzimat yazarlarımızdan olan Muallim Naci bu eserini 1890 yılında kalem almıştır. Gerçek bir klasiktir. Çocuklarımızı kitap okumaya teşvik ederken güncel eserlerle birlikte unutulmayan, tarihe geçmiş bu tarz kitapları da okumalarını teşvik etmeliyiz. Özellikle biyografi niteliği taşıyan, anılara dayanan eserler onların hayat hazırlanmalarında en önemli destekçileri olacaktır.

Ömerin Çocukluğu’nda yazar çocukluk günlerini anlatırken o dönemin inançlarını, geleneklerini, yargılarını anlatır bir yandan. Çocukluğunda yaşamış olduğu olayları, sevinçlerini, üzüntülerini dile getirir. Adeta sadece kendi çocukluğu değildir anlattığı, bir devrin çocukluğudur göz önüne serdiği. Şimdiye kadar okumadıysanız çocuğunuzla birlikte siz de okuyun derim.

Gerçek dostluklar burada

Dördüncü eserimize gelince İngiliz Yazar Edith Nesbit’e ait klasikleşmiş bir eser: Demiryolu Çocukları. Bir çok ünlü eser gibi dizileri filmleri çekilmiş ve dünyanın bir çok diline çevrilmiştir. Yazar Nesbit duygu yüklü ama aynı zamanda eğlenceli bir eser bırakmış bizlere. Hayatın ne tek düze acılarla dolu olmadığını, keyifli anların kıymetinin bilinmesi gerektiğinin altını çizen bu eserin konusu kısaca şöyle: Roberta, Peter ve Phyllis, Londra’nın lüks bir semtinde aileleriyle yaşayan üç kardeş. Sebebini sonradan anlayacakları bir olayla hayatları değişir; babaları bir anda ortadan kaybolur. Böylece anneleriyle bir likte bir demiryolu yakınındaki bir köye yerleşmek ve yoksul bir hayat sürmek zorunda kalırlar. Zaman zaman zorluklarla mücadele ettikleri bu yeni hayat onlara bir çok güzellikleri de beraberinde getirir. Gerçek dostlar değerli anılara sahip olurlar. Ve bu dostlardan biri sayesinde babalarının da izini bulurlar. Akıcı sıcak bir dille yazılmış bu eserde kendi çocukluğunuzdan izlere rastlarsanız hiç şaşırmayın bizlere.

REKLAM

Büyük beyaz’ın peşinde

Sırada beşinci seçkimiz var: Moby Dick. Amerika’lı yazar Herman Merville’nin meşhur beyaz balinası. Hayatının uzun bir döneminde denizcilik yapan Merville, gerek deniz hayatı öncesi, gerek denizde geçirdiği zamanlarda binbir türlü zorluklarla mücadele ederek yaşamay çalışmıştı. Denizden vazgeçtiğinde ise bildiği başka bir iş yoktu ve yazmaya başladı. Çoğumuzun çizgi filmiyle tanıdığı Moby Dick 1851yılında yayınlandığında sadece 3 bin adet satmıştı. Ama şu anda Amerika’nın en değerli klasikleri arasına girmiş üzerinde sayısız çalışmalar yapılmış bir eser o. Konusuna gelince, bir balina avcısı olan Kaptan Ahab kolunun birini Büyük Beyaz Balina Moby Dick’e kaptırınca hayattaki tek amacı onu öldürmek olur. Ve mürettebatıyla birlikte Bu büyük Beyaz’ın ardından maceradan maceraya sürüklenirler. Gerçek bir macera öyküsü, duygu yüklü bu klasik emin olun çocuklarınızın ve sizin başucu kitabınız olacak.

Müzik dolu bir yaşam

Sırada altıncı kitabımız Amerika’lı yazar Eleanor Emily Hodgman Porter’a ait: Küçük Kemancı. Küçük Kemancı’nın ilk yayınlanma tarihi 1916 dır. Yazar ülkemizde daha çok Polyanna isimli eseriyle tanınmaktadır. Kitabın iki kahramanı var, baba ve oğul David. Küçük güzel bir köyde sessiz ve müzik dolu bir yaşam sürmektedir baba ve oğul. Baba mızıka çalmasını kusursuz derece becerebilen yetenekli biridir. David onu şarkılarıyla büyür ve bir gün o da bir müzik aleti çalmaya karar verir. Evde bulunan iki kemandan birisini verir babası. Herkesi şaşırtacak derecede iyi keman çalar David. Güzel günler babasının hastalanmasıyla kararır biraz. Baba oğlunu her türlü kötü düşünce ve olaylardan korumaya çalışmış, onun iyi ve kültürlü bir insan olarak yetişmesi için uğraşmıştır. Ama evladını koruyamayacağı bazı acılar vardır; ölüm gibi. Hastalıkla boğuşan babası onu emin ellere teslim etmeye, eski dostlarının yanına götürmeye karar verir. Ama David yaşadığı bu güzel köyden ayrılmak istemez. Yine de hasta haliyle onu arkadaşlarına götürmek için yaya olarak yola çıkarlar. Yolda babasının hastalığı artar ve…Bu kadar özet yeter sanırım. İyi olmanın, hayatın bizlere sunduğu güzellikleri fark etmenin ne kadar değerli bir kazanç olduğunu anlatır Küçük Kemancı bizlere.

REKLAM

80 Günde sayısız macera

Listemize yedinci sıradan eklediğim eser Fransız Yazar Jules Gabriel Verne’nin o çok meşhur kitabı: Seksen Günde Devri Alem.Yazar Verne kitabı1864 yılında yazmış. Tam 154 yıl önce. Kaç kuşak bu eserle büyüdü daha kaç kuşak büyüyecek. Jules Verne bilim kurgu tarzının edebiyatta ki ilk örneklerini vermiştir, bu sebeple bilim kurgu edebiyatının babası diye de anılır. Yaşadığı dönemden neredeyse günümüzü görmüş gibi eserler üretmesi çok hayranlık uyandırmış birçok incelemelere konu olmuştur. Kitabın başkahramanı Phileas Fogg hakkında kimsenin pek bir şey bilmediği çok titiz, kuralları olan zengin bir İngiliz beyefendisidir. Bir gün üyesi olduğu Londra Reform kulübündeyken üç gün önce yapılan bir soygunun tartışması esnasında tüm servetini ortaya koyarak bir iddiaya girer: seksen günde dünya turu yapacaktır. Ve hemen yola çıkmak üzeredir bu iddia. Fogg kendince bir yol haritası çizer ve maceralarla dolu bir yolculuk başlar. Sonunda evine döner dönmesine de acaba vaat ettiği seksen günde dönebilmiş miydi? Kimbilir? Tabii ki okuyanlar..

Hayata başlama kılavuzu

Sekizinci sırada yine muhteşem bir eserimiz var: İtalyan yazar Gianni Rodari’den: Dünya Denen Koca Okul. Listemiz klasikleşmiş eserlerle devam ederken birkaç tane de güncel kitaplardan seçim yapmak istedim. Dünya Denen Koca Okul bu yılın ocak ayında Türkçeye kazandırılmış bir eser. Rodari yazdığı eserlerle öğrenmenin ve eğitimin sadece dört duvar arasında olmadığını anlatmaya çalışan bir yazar. Tüm toplumlara adeta bunu anlatmak için yazmış kitaplarını. Arka kapağında “hayata yeni başlayanlar için alçakgönüllü ve iyi kalpli bir küçük kılavuz” olarak tanımlanan Dünya Denen Koca Okul, hayatın kendisinin bir okul olduğunu anlatıyor bizlere, hem de herkesin devam edebildiği bir okul. Burada herkes öğretmen herkes öğrenci. Her şey bir öğrenim aracı. Bu okulda bir şeyler öğrenmek sizin merakınıza, ilginize ve becerilerinize kalmış. Hem dünyamıza başka bir gözle bakacaksınız, hem de kendinize.

REKLAM

Evleri olmayan insanlar

Dokuzuncu eserimiz Fransız Yazar Jean Claude Grumberg’e ait güncel bir eser: Çabuksığınlar. Dünyanın yaşamak alanı değil adeta savaşmak alanı gibi algılandığı bu dönemde mülteci kelimesini çok duyar olduk. Sanki insandan farklı bir yaratıklarmış gibi bahsedilmeleri bir yana her nereye giderlerse, kabul görseler bile gittikleri toplumla aralarında bir duvar varmış gibi yaşamaya mecbur bırakılan bu insanların hikayesidir Çabuksığınlar. Çocuklarınıza sığınmacıları, mültecileri, dışlanarak yaşamak zorunda bırakılanları anlatmanın bir yolunu arıyorsanız bu kitap tam da bu iş için yazılmış. Kitabın kahramanı olan Çabuksığınlar istenmedikleri yerlerden kabul görebilecekleri bir yer arayışıyla gezer durular ve birçok badirelerden geçerler. Sürekli bedel ödeyerek yaptıkları bir yolculuktur bu. Çabuksığınlar kimdir peki; onlar memleketleri bir harita bile görünmeyen evleri olmayan insanlardır. Bir yerde doğup büyümüş olanlar onları sevmezler. Farklılıklara tahammülleri yoktur çünkü. Onları sevmemek için bahane bulmak zor değildir. Yazar Grumberg çok uzun sayılamayacak bir eserle çok şey anlatmış, tabii ki her zamanki gibi anlayana…

Üç hikaye ek kahraman

Onuncu tavsiye eserimiz Doğan Gündüz’e ait. Unutma Oyunu. Unutma oyunu bir öyküler kitabı. “Senin İsmin Ne” Evimizin Yolu” ve Unutma Oyunu” isimli üç hikayeden oluşuyor. Bu hikayelerin kahramanı tek bir çocuk. Etrafındaki herkesin onu faklı bir biçimde çağırmasıyla adının ne olduğu konusunda kafası karışan ama sonra işin içinden çıkan bir çocuk. Doğan Gündüz çok başarılı bir şekilde bu çocuğun ağzından yazmış öykülerini. İlk Öyküde bu isim karmaşasını anlatan çocuk daha sonraki öykü olan Evimizin Yolu’nda yaşadığı yeri anlatıyor. Bir çocuğun dünyasında neler olup bitebileceğine inanamayacaksınız. Son öykü Unutma Oyunda ise Kitabın başından itibaren hakkın bazı bilgiler edindiğimiz dede daha detaylı olarak giriyor esere. Alzheimer hastası olduğunu öğrendiğimiz dedeyle torunun yaşadıkları çok gerçek. Bir çocuğun penceresinden Alzheimer hastalığını görmek farklı ufuklar açıyor bizlere. Çocuk kitaplarında pek rastlanmayan bir konudur bu ve Gündüz Bey çok ta iyi etmiş bu eseri yazmakla.

REKLAM

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.