Koronavirüs Koronavirüsle mücadelede ilaç hamlesi, faz- 2 çalışması tamamlandı

Koronavirüsle mücadelede ilaç hamlesi, faz- 2 çalışması tamamlandı

İstanbul Üniversitesi heparin üzerinde yaptığı formülasyon çalışmaları sonrası dünyada ilk kez kullanıldığı belirtilen bir teknolojiyle nefes yoluyla uygulanan ilaçla koronavirüse karşı olumlu sonuçlar elde etti.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi İHA
Koronavirüsle mücadelede ilaç hamlesi, faz- 2 çalışması tamamlandı
İstanbul Üniversitesi dünyada ilk defa kullanılan bir teknolojiyle, Kovid-19'a karşı bir ilaç üretti.

Faz-2 çalışmaları tamamlanan yaygın kullanım için çalışmaları süren ilaca ilişkin İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek: “Biz bilinen ilacı farklı bir yolla, farklı bir endikasyonla uyguladık. Mükemmel bir klinik çalışmayla bu bilgiye ulaşıldı ve dünyada ilk” derken çalışmanın formülasyonunu üstlenen Doç. Dr. Ayca Yıldız Peköz: “Faz-2 klinik çalışmayı tamamladık, hastaların hepsi sağlıklı olarak evlerine döndüler. Faz-3 çalışma onayını alıp aynı başarıyı elde edersek, en geç 2022 ortaları gibi acil kullanım onayı alıp hastalara ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Türkiye’nin ilk orijinal ilacı olması yolunda azimle çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisiyle mücadele tüm dünyada aşılama ve ilaç çalışmalarıyla devam ederken İstanbul Üniversitesi’nden pandemiyle mücadelede çok önemli bir adım geldi. 16 kişilik bir ekiple gerçekleştirilen çalışmada düşük-molekül-ağırlıklı heparin maddesinin yumuşak buğu inhaler ile uygulanması halinde ilaç etkin maddesinin akciğerde gerekli tedavi edici etkiyi sağladığı görüldü. 2020 yılında pandeminin ortaya çıkmasıyla çalışmalarına başlayan ekip, Covid-19’a karşı heparinin dozajlarında yapılan çalışma sonrası dünyada ilk kez uygulandığı belirtilen teknolojiyle formüle edilen bir çalışma ortaya koydu.

Çalışmayla başarılı sonuçlar elde edilmesi üzerine Sağlık Bakanlığı ile “klinik etik onayı” süreci başladı. İlacın formülasyon çalışmalarını Avrupa Birliği Doktora derecesini Cardiff Üniversitesi’nden 2005’te akciğerlere ilaç hedeflemesi alanında yazdığı tezle alan, uzun yıllar akciğere ilaç hedeflemesi üzerinde çalışan İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayca Yıldız Peköz yürütürken bu yılın şubat ayında klinik çalışma onayı da alındı. Klinik çalışmalarını yapan Göğüs Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erelel önderliğinde ilaç, İstanbul Tıp Fakültesi’nde yatan korona virüs hastalarına uygulandı. Günde iki doz olarak yumuşak buğu yöntemiyle verilen ilaç 40 gönüllü Covid hastası üzerinde denenirken, 40 kişide de standart tedavi süreci sürdürüldü.

İHA

“Biz bilinen ilacı farklı bir yolla, farklı bir endikasyonla uyguladık”

Pandemi sürecinde yapılan çalışmaların önemine dikkat çeken İstanbul Üniversitesi- İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek: “Koronavirüse karşı akciğeri korumamız gerektiğini ve çok kolaylıkla akciğerde enfeksiyona neden olup ciddi sorunlar oluşturduğunu biliyoruz. Erken dönemde pnömoni, ARDS gibi ölüme götüren sebepler olabileceği gibi geç dönemde de fibrozis dediğimiz birtakım sorunlara yol açıyor, ki bu hasta için bir süre sonra ölüm demek. Geçen sene mart ayından itibaren heparin tedavisinin biz de uyguladığını zaten devamlı konuşuyoruz. Bu molekülü normalde damar ya da deri altına uyguluyoruz. Biz bilinen ilacı farklı bir yolla, farklı bir endikasyonla uyguladık. Nasıl uyguladık; ağız ve bronş üzerinden alınması ve direkt akciğere ulaşmasını sağlayarak akciğer dokusunda oluşacak olan fibrin molekülleri ya da bir takım katılaşmayı önlemek amacıyla inhaler şekline dönüştürüp uygulamayı sağladı” diye konuştu.

“Dünyada ilk, çok sevinçliyiz”

Çalışmanın hastalar üzerinde olumlu etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Tükek: “Yoğun, hastaneye yatmak zorunda olan ağır pnömoni geçiren kişilere inhaler yolla bu tedavi uygulandı. Sonuçta bakıldı ki hakikaten bu yolla tedavi uyguladığımız hastalar çok daha iyi hale geldi ve en azından daha kötü hale gitmediler. Bu da gerçekten sevindiriciydi böyle bir molekülün bu şekilde kullanılarak Covid’de faydalı olması, önemli kilometre taşlarından bir tanesiydi. Bu anlamda da çok sevinçliyiz. Mükemmel bir klinik çalışmayla bu bilgiye ulaşıldı ve yayın haline çevrildi. Dünya literatürüne kazandırıldı. Dünyada ilk benim bildiğim, Covid’de değil, başka alanlarda da ilk. Şu ana kadar heparinin bu şekilde uygulandığını ben duymadım. Sürecimizin bağımsız kurullar tarafından da olumlu kabul edilip yayın haline dönüşmesi bizi ayrıca mutlu etti” dedi.

“İlacı dünyada yeni olan bir teknolojiyle solunum yoluyla vermeyi başardık"

Çalışmanın klinik süreçlerini yürüten Göğüs Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erelel: “Mevcut vermiş olduğumuz ilaçlardan bir tanesini; normalde kas, damar içerisine kullanılan ilacı farklı bir şekilde, dünyada yeni olan bir teknolojiyle solunum yoluyla vermeyi başardık. Bunun partikül çapları incelendi, hedef dokuya kadar gidip gitmediğine bakıldı ve başarılı sonuçlar alındıktan sonra gönüllü insanlarda biz bunun çalışmasını yaptık. Hastalık başladığı zaman oluşan bizim inflamasyon dediğimiz halk arasındaki tabirde ’akciğer filminde buzlu camlar oluştu, zatürre gelişti’ diye tanımlanan bu safhada bu dönemi çok rahatlattığını gördük. Bu ilaç, bizim ön çalışmamızda o kadar etkili olarak ortaya çıktı ki biz ister istemez ilaç grubuna ağır hastaları aldık. Aslında biz eşit hasta ağırlığında çalışmaya almış olsaydık çok daha başarılı sonuçlarımız olurdu. Biz bu çalışma ilacında şunu gördük; hastanede ilk 10 günlük tedavi ile hastaların oksijen ihtiyacının ortadan kalktığını, yoğun bakıma gidiş oranının olmadığını ve ağırlıklı olan oksijen miktarlarının ve kullanılan cihaz ağırlık derecelerinin azaldığını gördük" diye konuştu.

İHA

Kullanılan Covidli hastalarda iyileşme tespit edildi

Her iki grup hastalar da oksijen saturasyonu değerlendirmesine göre sürekli takip edilirken yeni yöntemin uygulandığı hasta grubunda, 10 günün sonunda oksijen saturasyonu değerlerinde ve diğer klinik bulgularda iyileşme gözlendiği ifade edildi. Özellikle daha kritik durumda olan hastalarda uygulama sonucunda belirgin iyileşme olduğu belirtildi. Geliştiren tedavi yönteminin uygulandığı 40 hasta tedavileri başarıyla tamamlanarak evlerine gönderilirken, standart tedavisi süren hastalarda yoğun bakım gerekliliği ve hayatını kaybeden kişiler olduğu görüldü. Tedavi sonuçlarında, çalışmanın Covid-19 virüsünün yol açtığı oksijen ihtiyacı problemini büyük oranda ortadan kaldırdığı ve bağışıklık direnci kazanan hastaların iyileşebildiği gösterildi.

Faz-3 sonuçları başarılı olursa 2022’de acil kullanım onayı gelebilir

  • Faz-2 çalışmaları tamamlanan ilaç geliştirme süreci için Faz-3 aşaması çalışmalarına geçilecek. Doç. Dr. Ayca Yıldız Peköz, Faz-2’de elde edilen başarılı bulguların Faz-3’te daha çok kişi üzerinde uygulanarak olumlu ilerlemeler kaydedilmesi halinde en geç 2022 ortalarında ilaç için, Acil Kullanım Onayı’na başvuru gerçekleştirilebileceğini belirtti.

Çalışma ise dünyanın en prestijli dergilerinden hakemli Pharmaceutics dergisinde “Early Effects of Low-Moleculer Weight Heparin Theraphy with Soft-Mist Inhaler for COVID-19-Induced Hypoxemia: A Phase IIb Trial” başlığı ile Ekim sayısında da yer aldı.

“İnsanlığa kazandırmış olmanın verdiği mutluluğu yaşıyoruz”

Uygulanan tedavinin olumlu sonuçlarına dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Erelel: “Hastaların hipoksemi dediğimiz oksijen değerlerini kısa sürede düzelttik ve daha erken dönemde taburcu olmalarına yardımcı olduk. Bu yaklaşık yüzde 75 hastamızda oldu. Kontrol grubu dediğimiz klasik tedaviyi alan grupta ise ne yazık ki yüzde 10 civarında hastamız yoğun bakıma gitmek zorunda kaldı. Biz erken dönem sonuçları üzerinde çalışıyorduk bu makaleyi yayına hazır hale getirdikten sonra dünyanın iyi dergilerinden birine gönderdik. Gururla, dünyada ilk olarak uygulanan bu tedaviyi Türkiye’de İstanbul Tıp Fakültesi’nde, Eczacılık Fakültesiyle beraber yapmış olduğumuz ortak çalışmayla topluma ve insanlığa kazandırmış olmanın verdiği mutluluğu yaşıyoruz. Bunlar bütün hastalarda uygulanabilir. Bu bizim Faz-2 dediğimiz bir çalışmanın ayağı, bunun ilaç haline gelip bütün topluma ulaştırılabilmesi için Faz-3 dediğimiz çalışmanın yapılması lazım. Eğer biz bu hastalara bu ilacı verdiğimiz zaman hastanelere yatış sürelerini kısaltır, yoğun bakım ihtiyacını azaltır, oksijen ihtiyacını azaltırsak ki öyle olduğu çalışmamızda gözüktü. Çok başarılı bir tedavi uyguladığımızı ve insanların kısa sürede toplumsal hayatına döndüklerini görebiliriz. Bazen zorluklarla bazen kolaylıklarla bu hale kadar getirdik. Çok ciddi finansal kaynakları kendi imkanlarımızla kullandık” dedi.

“Faz-2 klinik çalışmasını da tamamladık”

Çalışmanın yaklaşık 2 yıllık bir sürecin ürünü olduğuna dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayca Yıldız Peköz: “Bu çalışma mart 2020 yılında Covid pandemisi çıktığında başladı. Akciğerlere direkt solunum yollarından ilacı hedefliyoruz. Bu şekilde olduğunda çok daha küçük miktarlarda maddeyle biz akciğer hastalıklarını tedavi ediyoruz. Virüs solunum yollarına yerleşiyor ve oradan vücudumuzu bitiriyor. Tedavide var olan birtakım ürünleri taradık. Bunlardan bir tanesi de heparindi. Heparin aynı zamanda 15 sene önce Cardiff Üniversitesi’ndeki doktora tezimdi, akciğerlere heparin hedeflemiştik. Biz formülasyon kısmını özel aerosol formuna getirip çok yeni bir teknikle dünyada ilk kez bizim gerçekleştirdiğimiz bir teknikle geliştirdik ve hocamıza teslim ettik. Çok güzel, başarılı sonuçlarımız var, şu anda Faz-2 klinik çalışmayı tamamladık. Totalde 80 hastayla çalıştık, bizim tedavimizi alan hastaların hepsi sağlıklı bir şekilde evlerine döndüler ki ağır vakalardan oluşuyorlardı. Solunumu tek başına yapamayan, dışarıdan destekle solunum sağlanan hastalardı. Bu ilacı uygulamayıp standart tedavi alan hastalar da entübe hastalar ve kayıplar oldu” ifadelerini kullandı.

“Akciğerlerdeki lokalizasyonu yüzde 50’nin üzerinde”

Çalışmaya ilişkin bilgi veren ve Türkiye’de gerçekleştirmekten gurur duyduğunu ifade eden Doç. Dr. Ayca Yıldız Peköz: “Solunum yoluyla alınan ürünler var piyasada bizim ki farklı bir dizayn, farklı bir uygulama sistemi. En yakını nebulizatörler ve Covid-19 pandemisinde İtalya’daki sağlık personeli kayıpları bu nebulizatörlerden oldu. Bizim çok daha farklı bir teknolojiyle akciğerlere eski tip teknolojiler dediğimiz nebulizatörlerden çok daha fazla oranda ilacı gönderebiliyoruz. Akciğerlerdeki lokalizasyonu yüzde 50’nin üzerinde oluyor bu da çok büyük bir gelişme. Biz hepimiz bu ülkenin çocuklarıyız ben burada devlet okullarda okudum. Türkiye’nin ilk orijinal ilacı olması yolunda azimle çalışmalarımıza devam edeceğiz. Her ne olursa olsun, şu ana kadar da çok kapılar kapandı yüzümüze ama bu azimle, sabırla ilerleyeceğiz. Bu büyük ekibin azmiyle ilk Türk malı orijinal ürünü tüm dünyaya biz çıkartacağız. Bizim başvurumuz Covid-19 semptomlarını gidermede aldığımız bir onaydı Sağlık Bakanlığı’ndan, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan Faz-2, ilerleyen günlerde bu onaylar da alınırsa diğer akciğer hastalıklarında da kullanılabileceğini düşünüyoruz” dedi.

“2022’de acil kullanım onayı alıp hastalara ulaşabileceğimizi düşünüyorum”

Faz-3 aşamasına yönelik konuşan Doç. Dr. Ayca Yıldız Peköz: “Faz-3 çalışmaları zaten şu anda en takıldığımız kısımlardan biri şimdiye kadar tamamen kendi finansal kaynaklarımızla bu aşamaya getirdik. Faz-3’te biraz daha büyük bütçelere ihtiyaç var, 300, 500 kişi veya binli kişilerle çalışmamız gerekiyor. Burada birtakım desteklere ihtiyacımız olacak. O yüzden şu anda çok mutluyuz, gururluyuz. Eğer Faz-3 çalışma onayını alıp, klinik çalışmaları tamamlarsak ve onda da aynı başarıyı elde edersek 2022 yılının içerisinde bunu yapabileceğimizi düşünüyorum. 2022 belki ortaları gibi en geç, bence daha erken bile olabilir.

Dolayısıyla acil kullanım onayı alıp hızlı bir şekilde hastalara ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Biz yeni bir molekül bulmadık. Biz var olan tedavileri dozaj formunu değiştirip hastaya uyguladık ve bu Covid-19 endikasyonunda uyguladık. Tamamen yeni bir teknoloji, dünyada da ilk kez kullanılacak bir teknoloji. Makalemiz çok prestijli bir bilim dergisinde yayınlandı. Yaklaşık 7 impact faktörü olan bir dergide yayınlandı. Bu da ne demek oluyor; dünyada artık bu geliştirmiş olduğumuz ürünü tanıdı, rüştümüzü yurt dışında da ispat ettiğimizi düşünüyoruz” dedi.

Beş gün arayla önce Lösemi ardından koronavirüs teşhisi konulmuştu: 26 yaşındaki Eylem'den kötü haber geldi
FOTOĞRAF 9
Title
Borçka ilçesi Aralık köyünde yaşayan Çoruh Üniversitesi Yönetici Asistanlığı mezunu Eylem Yıldız, 26 Ekim gecesi göğüs ağrısı çekince çağırılan ambulansla İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Title
Bir turizm tesisinde çalışan Yıldız, durumu ağırlaşınca Kars’taki Kafkas Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.
Title
Lösemi tanısı konulan Yıldız’ın 5 gün sonra da yapılan koronavirüs testi pozitif çıktı. Eylem Yıldız, buradan da Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’ne sevk edildi.
Title
Hem kanser hem de koronavirüsle mücadele eden Yıldız, durumu ağırlaşınca yoğun bakım servisine alındı. Entübe edilen Eylem Yıldız, bugün sabah saatlerinde yaşamını yitirdi.
Title
ACI HABERİ BAŞKAN DUYURDU<br><br>Eylem Yıldız’ın ölümü, ailesi ve arkadaşlarını hüzne boğdu. Borçka Belediye Başkanı Ercan Orhan da acı haberi sosyal medya hesabından duyurdu.
Title
Kendisi de emekli öğretmen olan Başkan Orhan paylaşımında, “Lösemi ve koronavirüsle mücadelesini ne yazık ki kaybeden öğrencim Eylem Yıldız’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Tüm sevenlerinin ailesinin ve hepimizin başı sağ olsun. Mekânı cennet olsun” ifadelerinde bulundu.
Title
Lösemi tanısı konulduktan 5 gün sonra koronavirüse yakalanan Eylem, yaşamını yitirdi
Title
Title
Beş gün arayla önce Lösemi ardından koronavirüs teşhisi konulmuştu: 26 yaşındaki Eylem'den kötü haber geldi
Artvin'de göğüs ağrısı şikayetiyle kaldırıldığı hastanede lösemi tanısı konulduktan 5 gün sonra koronavirüse yakalanan Eylem Yıldız (26), tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Bilim insanları uyardı: Koronavirüs geçirenler bu habere dikkat
FOTOĞRAF 16
Title
ABD’de yapılan yeni bir çalışmaya göre, şiddetli Covid-19 hastalığından sağ kurtulan hastaların, enfekte olmayan veya daha hafif virüs semptomları yaşayanlara göre bir sonraki yıl içinde ölme ihtimali iki kat daha fazla…
Title
Frontiers in Medicine adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma, ciddi corona virüs enfeksiyonlarının uzun vadede sağlığa önemli ölçüde zarar verebileceğini gösterek aşılamanın önemini vurguluyor.
Title
RİSK 65 YAŞIN ALTINDAKİ HASTALARDA ARTIYOR<br>Bununla birlikte, bilim insanları artan ölüm riskinin 65 yaşın altındaki hastalarda daha fazla olduğunu söyledi.
Title
Çalışmanın başyazarı Florida Üniversitesi'nden Prof. Dr. Arch Mainous, \"Daha önce iyileşen ağır Covid-19 hastalarının sonraki altı ay içinde hastaneye yatırılma riskinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gösteren bir çalışma yürüttük. Bulgularımız, ayrıca hastalığı yendikten sonraki 12 ay boyunca ölüm riskinin ikiye katlandığını gösterdi” dedi.
Title
13 BİNİ AŞKIN KİŞİ İNCELENDİ<br>Araştırmacılar, Florida Üniversitesi Hastanesi’nde PCR testi yaptıran 13 bin 638 hastanın elektronik sağlık kayıtlarını takip etti, 178 hasta şiddetli, 246 hasta hafif veya orta derecede semptomlar yaşadı, geri kalanı ise negatif test etti.<br>
Title
Diğer taraftan, şiddetli Covid-19 mağdurlarında meydana gelen ölümlerin çoğu, hastalıktan kaynaklanan yaygın komplikasyonlarla bağlantılı değildi. Bu ölümlerin yüzde 80'i, tipik olarak virüsle ilişkili olmayan çok çeşitli nedenlerle meydana geldi.<br>
Title
Çalışmaya dahil edilen tüm hastalar Covid-19’u yendi ve araştırmacılar onların sağlık durumlarını bir yıl boyunca takip etti.
Title
Prof. Dr. Mainous, Covid-19’u şiddetli geçiren hastaların gelecek yıl içinde ölme şansının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu belirtti. Bu eğilimin özellikle, 65 yaşın altındakiler arasında daha yüksek olduğu görüldü.
Title
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNDE GENEL BİR DÜŞÜŞE NEDEN OLUYOR<br>Çalışmanın yazarlarına göre bu durum, hastaların bağışıklık sistemlerinde onları savunmasız bırakan genel bir düşüş yaşadıklarını gösteriyor.
Title
ŞİDDETLİ HASTALIKTAN KORUNMANIN TEMEL YOLU AŞI<br>Mainous, \"Artık Covid-19'un herhangi bir komplikasyona bağlı olarak ölüm riskini artırdığını bildiğimizden, şiddetli Covid-19 vakalarını azaltmak için daha da dikkatli olmamız gerekiyor.
Title
Şansını denemek ve hastanede tedaviye gücenmek bu durumu engellemiyor.
Title
Bu noktada tavsiyemiz, ağır Covid-19 ataklarını önlemek için aşılama gibi önleyici tedbirlerin kullanılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Title
Koronavirüs geçirenler için ürküten açıklama
Title
KORONAVİRÜS GEÇİRDİKTEN SONRA NE YAPILMALI<br><br><br>Vücudun eski direncini kazanması için ilk yapılması gereken dengeli ve sağlıklı beslenme. D vitamini, C vitamini, B vitamini, E vitamini, omega 3 ve çinko bağışıklık sistemini tekrar onarmak ve güçlendirmek için çok önemli. Uzmanlar bunların özellikle doğal yollardan, gıdalardan alınmasını öneriyor.
Title
Karbonhidratlar ve yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Bunlar hem karaciğeri yorduğu hem de enfeksiyon sonrası vücutta dengenin bozulmasına yol açtığı için onun yerine daha çok sebze, meyve, hekimler tarafından bir kısıtlamaları yoksa kırmızı et, tavuk ve balık yemelerini öneriliyor. <br>
Title
Hastalık döneminde maalesef sıvı alımında geri kalınabiliyor. İyileştikten sonra bile sıvı alımında zorlanabiliyorlar. Akciğerleri, karaciğeri ve böbrekleri hastalık sonrası desteklemek için sıvı alımı çok önemli. Günde 2-2,5 litre su içilmeli.
Bilim insanları uyardı: Koronavirüs geçirenler bu habere dikkat
ABD'li bilim insanları yeni tip koronavirüs hastalığını ağır şekilde atlatanların, sonraki 12 ay boyunca ölüm riskinin ikiye katlandığını açıkladı. Koronavirüsün, bağışıklık sisteminde önemli bir hasara neden olduğunu vurgulayan araştırmacılar, ciddi hastalığa karşı aşılanmanın önemini vurguladı. Bununla birlikte, 65 yaş altındaki kişilerin ölüm riskinin daha fazla olduğu belirtildi.

Koronavirüs bunu da yaptırdı: Mikroçip taktıranların sayısı git gide çoğalıyor
FOTOĞRAF 61
Title
Aftonbladet gazetesindeki haberde, ülkede 1 Aralık'tan itibaren 100 kişiden fazla katılımcının olduğu etkinliklerde aşı pasaportu istenmesi nedeniyle ellerine mikroçip taktıranların oranında artış kaydedildiği belirtildi.
Title
Gazeteye açıklama yapan Hannes Sjöblad, aşı pasaportunun olduğu mikroçipi sol eline taktırdığını söyledi.
Title
Cep telefonunu sol eline almasıyla Kovid-19'la ilgili kendisine ait bütün bilgilerin cep telefonuna yansıdığını kaydeden Sjöblad, bunun yeni bir eğilim olduğunu ve İsveçliler arasında popüler duruma geldiğini ifade etti.
Title
Olle Helkimo da çipi sol eline taktırdığını, kendisini bu şekilde daha sağlıklı hissettiğini kaydetti.
Title
Dijital kültürler araştırmacısı Moa Petersen de İsveç'te şu ana kadar 6 bin kişinin eline çip takıldığını belirtti.
Title
Petersen, çip taktıranların Radyo Frekans Tanımlama Teknolojisi (RFID) sayesinde yanlarında aşı pasaportu, anahtar, kimlik kartı ve hatta tren bileti taşımayı bıraktıklarına işaret etti.
Title
Bu durumun dış dünyada büyük tepki aldığına dikkati çeken Petersen, tepkiye rağmen İsveçlilerin teknolojiye yüksek güven duyduğunu vurguladı.
Title
İsveç Devlet Demiryolları Şirketi (SJ) 2017'de ellerine mikroçip taktıranların artması sonucu mikroçip bilet okuma uygulamasına başladıklarını duyurmuştu.
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Koronavirüs bunu da yaptırdı: Mikroçip taktıranların sayısı git gide çoğalıyor
İsveç'te yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı pasaportunun uygulamaya geçirileceğinin duyurulmasının ardından ellerine mikroçip taktıranların sayısı arttı.

Omicron varyantı tam doz koronavirüs aşısı olanları etkileyecek mi?
FOTOĞRAF 14
Title
Peki Omicron varyantı tam aşılı kişiler için ne anlama geliyor?, Mevcut aşılar Omicron’a karşı ne kadar koruma sağlayacak?<br>
Title
Türkiye ve dünyada şu anda mevcut olan tüm aşılar, bağışıklık sistemini, corona virüsün insan vücudundaki ACE2 reseptörüne bağlanarak hücreleri enfekte etmek için kullandığı başak proteinine karşı eğiterek çalışıyor. <br><br>
Title
Türkiye ve dünyada şu anda mevcut olan tüm aşılar, bağışıklık sistemini, corona virüsün insan vücudundaki ACE2 reseptörüne bağlanarak hücreleri enfekte etmek için kullandığı başak proteinine karşı eğiterek çalışıyor. <br><br>
Title
Türkiye ve dünyada şu anda mevcut olan tüm aşılar, bağışıklık sistemini, corona virüsün insan vücudundaki ACE2 reseptörüne bağlanarak hücreleri enfekte etmek için kullandığı başak proteinine karşı eğiterek çalışıyor. <br><br>
Title
Türkiye ve dünyada şu anda mevcut olan tüm aşılar, bağışıklık sistemini, corona virüsün insan vücudundaki ACE2 reseptörüne bağlanarak hücreleri enfekte etmek için kullandığı başak proteinine karşı eğiterek çalışıyor. <br><br>
Title
T-HÜCRELERİNİN KORUMASI VARYANTI AYIRT ETMEKSİZİN DEVAM EDER<br>Bununla birlikte, tüm bu değişikliklere rağmen, daha önceki enfeksiyona veya aşılamaya yanıt olarak oluşan T hücrelerinin varlığının göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Title
OMICRON NEDENİYLE HASTANEYE YATIRILANLARIN ÇOĞU AŞISIZ<br>Imperial College of London’da immünoloji profesörü olan Danny Altman, \"Vücudun bağışıklık sistemi yalnızca antikorla sınırlı değil. Başak proteinlerindeki değişiklik antikor savunmasını etkileyebilir, ancak bu durumda T hücresi bağışıklığı devreye girecektir. Ayrıca, Güney Afrika'dan gelen veriler, Omicron nedeniyle hastaneye başvuranların aşısızlar olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
Title
Altman, corona virüsle enfekte hücreleri tanıyan ve onlara saldıran, antikor üreten B hücrelerini karşı karşıya oldukları viral risk konusunda eğiten bağışıklık hücreleri olan T hücreleri hakkında şunları söyledi:<br><br>
Title
\"Hepimiz T hücrelerinin varyantlar arasındaki farklılıkları görebileceğini ve T hücresi hafızasının, antikorlara göre çok güçlü olduğunu biliyoruz. Bu da yeni varyanta karşı koruma sağlayabilir.\"<br><br>
Title
Altman sözlerine şu şekilde devam etti:<br><br>“Çift doz aşı olan kişilerin Delta varyantı ile enfekte olabileceğini ve bulaştırabileceğini biliyoruz. Ancak, bunun olma olasılığı aşılanmamış olanlara göre yaklaşık üç kat, ölme ihtimalleri ise dokuz kat daha düşük. Omicron varyantına karşı da benzer durum devam eder.\"
Title
Diğer taraftan, Omicron ile enfeksiyon daha olası gibi görünse de, Cardiff Üniversitesi'nden bir immünolog olan Prof.Dr. Paul Morgan, \"Bence tam bir bağışıklık kaybından ziyade bir körelme en olası sonuçtur. Virüs muhtemelen yüzeyindeki her bir epitopu kaybedemez, çünkü bunu yapsaydı o sivri protein daha fazla çalışamazdı. <br><br>
Title
Bu nedenle, virüsün önceki versiyonlarına veya aşılara karşı yapılan bazı antikorlar ve T hücre klonları etkili olmayabilirken, etkili kalacak başkaları da olacaktır” dedi.<br><br>
Title
ÜÇÜNCÜ DOZ VURGUSU<br>Morgan, bu nedenle, üçüncü doz Covid-19 aşılarının Omicron’a karşı korunmada büyük rol üstlenebileceğini aktardı:
Title
Morgan \"Bağışıklık tepkisinin yarısı etkili olmayacaksa, geri kalan yarım bağışıklık ne kadar güçlenirse o kadar iyidir” dedi.<br><br>
Omicron varyantı tam doz koronavirüs aşısı olanları etkileyecek mi?
Corona virüsün yeni Omicron varyantının ortaya çıkması, Covid-19 aşılarının etkisinin azalabileceğine dair tartışmalara yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ülkeleri uyararak, Covid-19 vakalarının varyant nedeniyle artırabileceğini ve aşılı kişilerin de etkilenebileceğini belirtti. B.1.1.529 olarak da bilinen varyantın aşıların koruyuculuğunu yüzde 40 oranında azaltabileceği aktarıldı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.