Sezai Karakoç'un nesri
01:00, 20/11/1999, CumartesiG: Güncelleme: 12:10, 24/12/2013, Salı
Yeni Şafak
Sezai Karakoç'un nesri
Sezai Karakoç'un nesrine ait özellikleri tesbit ederken; kültürü kuvvetli olgun bir beyinden çıkan bir dille meşgul olduğumuzu biliyoruz. Tesbitimize ve hükmümüze doğrudan girmekte hiçbir sakınca yoktur. Onun için diyebiliriz ki: Karakoç'un ifadesi, orjinal ve dopdolu anlamlar beyan eden bir üslûb karakteri gösterirken, aynı zamanda mânâ ile içiçe geçmiş bir duygu ve estetik örgünün temsilcisidir. Cümleler yoğun bir mânânın ve yoğun bir duygunun tercümanı hüviyetindedir. Karakoç'un cümlesinde fazlalık ve eksiklik bulamazsınız. Kelime ve ibareler ifadeyi en mükemmel başaracak şekilde seçilmiş ve yanyana getirilmişdir. Cümlelerin gramer kaidelerine uygunluğu, mânâ ve duygu bakımından akışı, yağlanmış bir makinanın işleyişi gibi mükemmeldir. Metinleri okurken, anlamakta müşkülata ve tereddüde düşmenize ihtimal yoktur cümleler net ve kesindir. Güçlü bir muhakeme ve güçlü bir düşünce ameliyesi sonunda teşkil edildikleri derhal belli olur. Üslûbun, mânâ olarak ta ifade ve cümle olarak da veciz ve kestirme olduğunu söyleyebiliriz. Sezai'nin dili, edebî, etkili ve keskindir. 1960'lı 70'li yıllara ait yazılarındaki dil hem daha veciz hem de kavram bakımından da daha zengin gibidir. Bunu da tabii karşılamak gerekir. Zira, 1980'li 90'lı yıllardaki dil, ifade kudretinden birşey kaybetmemekle beraber, biraz daha açılımlı, biraz daha çözülmüş ve biraz daha yenilenmiştir, diyebiliriz. Karakoç, bu mümtaz üslubuyla din ve itikad mevzuları, insanlar, milletler, ideolojiler, medeniyetler, büyük tarihi olaylar, yıkılan, büyüyen, yeniden kurulan devletler ve bloklar hakkında tefekkür faaliyetine devam etmiş orjinal ve enteresan hükümlere varmakta güçlük çekmemiştir. Dar hudutlu bu yazının kadrosu içinde detaylara girmenin ve mevzuu genişletmenin imkânı olmadığına göre, bir târizimizle yazımızı noktalayalım: Karakoç, Akif'in, lirizmin yüksek katlarına yükselmiş şiirleri arasında "Çanakkale Şehitleri" ve "Bülbül"ü zikredip cümlenin sonunu "vb." işaretiyle tamamlanmış bulunsa da, İstiklâl Marşı'nın yokluğu hemen farkediliyor. Akif'in "İstiklâl Marşı, benim değil, milletimindir" diyerek Safahat'a almaması, aziz Karakoç'un da, bu şiiri, milletin malı addetmesine sebeb olduğu anlaşılıyor.
Başlıklar :